Yedi Karga Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde yüksek tepelerin ardında bulunan güzel diyarların birinde  yeşil bir  vadiyi ikiye bölen bir dere varmış.

Evini köyün biraz aşağısında bulunan derenin hemen yanında inşa etmiş ve geçimini ormancılık yaparak sağlayan bir adam, eşi ve sekiz çocuğuyla beraber mutlu ve mesut bir hayat yaşarmış.

Ormancı her sabah işe çıkmadan önce,

-Hoşçakal karıcım, hoşçakalın benim güzel evlatlarım diye evlatlarına seslenir onları öptükten sonra işe çıkarmış, çoğu zaman gece geç saatlere kadar  bazende günlerce eve gelmezmiş, eşi ise yalnız başına yedi erkek birde kız çocuğu olmak üzere toplan 8 çocuğa bakmakta zorlanırmış

Anneleri çoğu zaman yaramazlık yapan erkek evlatları için,

-Bu çocuklar ne kadar şımarıklar ben bunlarla ne yapacağım diye söylenir dururmuş,

Erkek çocuklar sanki işleri güçleri yaramazlık yapmak ve sorun çıkarmakmış gibi davranıp annelerini çok üzerlerken kız çocuğu erkeklerden farklı olarak annesini hiç üzmüyor aksine her şeyde ona yardım ediyormuş,

-Çocuklar yatma vakti geldiğinde yatmamak için diretir annesine sen ihtiyarsın o nedenle bu saatte yatman normaldir ama bizim uykumuz gelmiyor diyerek her seferinde annelerine problem çıkartırlar ve bundan zevk alırlardı.  

-Sabah erkenden eşi ve çocuklarıyla vedalaşan baba işe gitmiş neredeyse bir hafta aradan geçmesine rağmen halen eve dönmemişti, eşi ve kızı telaşlanmaya başlamıştı lakin bu durum  erkek çocukların hiç umurunda değildi.

Ertesi gün Ormancı işten eve yorgun argın bir şekilde döndüğünde onun haline bakan kadın oğullarının yaramazlıklarını ona anlatmak istiyor lakin bir türlü anlatamıyordu çünkü kocasının ne şartlar içerisinde çalıştığını iyi biliyor ve onu üzmek istemiyordu.

Kadın çocuklarla ilgili üzüntüsünü içine atıyor her şey çok güzelmiş gibi davranıyordu. Çocuklar anneden korkmadığı içinde yaptıkları yaramazlıklar giderek artıyordu, babaları evde olduğu zamanlarda çocuklar annelerini hiç üzmezdi çünkü yaramazlık yaptıkları zamanlarda babaları tarafından cezalandırılacaklarını bildiklerinden uysal davranır yaramazlık yapmak için babalarının işe gitmelerini beklerlerdi.

Yine babalarının işe gittiği bir zamanda yaramazlık yapmaya başlayan çocuklara Anneleri

-Çocuklar yeter ama bu yaptıklarınızla ne elde ediyorsunuz hem beni üzüyorsunuz hemde kendinize zarar veriyorsunuz ne zaman düzeleceksiniz artık büyümeye başladınız yeter artık demiş ,

Ağabeylerini çok seven Kız en küçükleri olduğundan ağabeyleri onuda dinlemezmiş ama yinede:

-Ağabeylerim annemi çok üzüyorsunuz lütfen anneme birazda olsa saygı gösterin.

Oğlanlar Kız kardeşlerine:

-Çok konuşma sen şapşal senin üstüne vazife olmayan işlere karışma ve kendi işine bak demişler.

Babalarının iş için evden ayrıldığı bir gün ormanda hayvanlar tarafından yenildiğinde onların  midesinin şişmesine neden olan tehlikeli bir bitki  yetişirmiş, babaları ise çocuklarına keçileri otlatırken veya eve ot götürürken bu ota  dikkat etmeli yönünde defalarca uyarmasına rağmen  yaramaz çocuklar bu otun etkisini merak ettiklerinden o otu alarak alarak keçilerin ve İneklerin  yemlerine karıştırmışlar ertesi sabah ise onların durumlarını merak ederek erkenden ahıra  gitmişler.

O gece o otları yiyen keçiler ve inekler hasta olmuş, karınları şişmiş ve ayağa kalkamamışlar oğlanlar hayvanların hallerine bakıp gülüyorlardı, ahırda bulunan su kovasını almaya giden kız hayvanların hallerini görünce hemen annesinin yanına koşarak annesine;

-Anne, Anne çabuk ahıra gelmelisin, hayvanlarımıza bir şeyler olmuş.

Telaşlanan anne hızlı bir şekilde ahıra koşmuş,

-Neler olmuş burada bu zavallı hayvanlara neler yedirdiler artık ne süt ne yoğurt nede peynir yapabiliriz ben babanıza ne diyeceğim?

Kız:

-Annecim bir şey yapmamız lazım?

Oğlanlar:

-Gülerek şu aptal hayvanların haline bakar mısınız?  Ne kadar komik olmuşlar diyerek dalga geçmişler, yaptıklarının nelere mal olacağının farkında bile değillermiş, çaresiz bir şekilde dolanan anneleri sonunda dayanamayarak başını kollarının arasına almış ve ağlamaya başlamış

-Keşke sizler gibi evlatlarım olmasaydı her gün sizden çektiklerimin haddi hesabı yok keşke birer karga olsaydınız demiş.

Anne bu sözleri söylediği esnada gizemli bir bulut güneşin önünü kapatarak çocukları kargaya dönüştürmüş çocuklar uçarak oradan uzaklaşmışlar.

Kız Anne diye bağırmış anne başını kaldırdığında çocukları ortada yoktu,

Anne,

-Ne oldu kızım demiş,

Kız,

-Ağabeylerim anne, onlar birer karga oldu

Anne,

-Olamaz ben ne yaptım keşke o sözü söylemez olaydım? Evlatlarım diyerek söylediklerine o kadar pişman olmuş ki oturduğu yerde ağlamaya başlamış.

Ertesi gün babaları işten döndüğünde çocukların ortada olmadığını görünce neler olduğunu sormuş ve olanları öğrenmiş, çocuklarının yokluğuna o kadar çok üzülmüşkü, çaresizce bir çözüm aramaya başlamış.  

Karısına, 

-Bu senin hatan değil üzülme mutlaka onları geri getirmenin bir yolunu bulacağız onlar çok şımarık ve yaramaz çocuklardı biliyorum.

Evin içi üzüntü ve kederle dolmuştu artık günler ayları aylar yılları kovalamış en küçük kız serpilip büyümüş ve hala ağabeylerini kaybetmelerinin acısını hiç unutmamış ve annesinden ağabeylerini aramak için izin istemiş.

 Anne:

-Onları bulman imkânsız tatlım birde seni kaybedersem ne yaparım ben

Kız,

-Annecim ağabeylerimi bulacağım içimden bir ses hep onları aramam gerektiğini söylüyor. Ne olur müsaade etsen de ağabeylerimi bulup sana getireyim demiş

Anne kızın ısrarları üzerine dayanamayarak

-Peki, ama her ne olursa olsun bir ay içerisinde bulamazsan dahada uzaklara gitmeyerek eve döneceksin demiş,

Kız, Annesine söz vererek hazırlamış olduğu azığıda alarak babasının atına binerek ormanın içine doğru ilerlemiş dere tepe derken epey bir yol almıştı yaklaşık bir hafta olmuştu evden ayrılalı, hazırladığı yiyeceği bitip havalarda soğumaya başlayınca kendine sığınacak ve karnını doyuracak bir yer ararken yüksek bir tepede tuhaf bir kulübeye rastlamış.

 Kız,

-Bu kadar yüksekte kim yaşayabilir ki diyerek atını hızla kulübeye doğru sürmüş.

Kulübeye varınca tuhaf ve ürkütücü bir yer olduğunu görmüş olsada hem aç olan hemde üşüyen kızcağız tehlikeyi düşünmeden kulübenin kapısını çalmış, ama herhangi bir ses duymayınca içeri giren kız içeride bir masa üstünde de yedi kase ocakta ise yulaf çorbası görmüş, gördükleri karşısında heyecanlanan kız belki ağabeylerini bulduğunu düşünmüştü.

-Etrafta kimsenin olmadığını gören kız, masadaki kaseye biraz çorba koyarak karnını bir güzel duyurmuş  ardından odun ateşinin yanında  oturduğu sandalyenin üstünde yorgunluktan uyuya kalmış.

Biraz geçtikten sonra yedi karga kapıyı açmış ve mutfağa gitmişler ocağın yanında sandalyenin üstünde uykuya dalmış bir genç kız görmüşler.

Kargalardan biri:

-Buda kim bizim çorbamızıda içmiş

Diğer karga,

-İyide bu kim olabilir ki buraya şimdiye kadar gelen olmadı bu kız nasıl gelmiş olabilir?

-Kargalar kızı uyandırmaya çekinmiş ve sessizce yemek masalarına geçerek karınlarını doyurmuşlar ardından kargalardan biri kızın saçına nazik bir şekilde dokunarak

 -Sende kimsin burada ne arıyorsun diye sormuş,

Uyanan kız gözlerini açınca karşısında yedi karga görmüş önce çok korkmuş ama yedi kargadan en büyükleri yumuşak bir şekilde hitap ederek:

-Sen bizim küçük kardeşimiz değil misin?

Küçük kız bu söz üzerine rahatlayarak nihayet sizi buldum evet benim ağabeylerim sizleri çok özledim.

Yedi kargada hepsi birden

-Bizde sizleri çok özledik ama seni korkutup mideni bulandırmıyor muyuz? Diye sormuşlar

Kız,

-Hayır sizler benim canlarımsınız ben sizi çok seviyorum sizler birer karga olmuş olsanız bile hala benim o güzel ağabeylerimsiniz.

Bu sözler üzerine hüzünlenen Kargalar ağlamaya başlamışlar bizler annemizi çok üzdük ve keşke imkanımız olsada gelip annemize kendimizi affettirebilsek,

Kız:

-Ağlamayın lütfen bunun için bir çözüm bulabiliriz belki ama bunun için eve dönmemiz lazım

Yedi Karga,  

-Bizlerde eve geri dönmeyi çok isterdik lakin bu halde nasıl gelebiliriz

Kız,

-Annem sizi bu halinizlede kabul eder hemde sizi görünce çok sevinir çünkü hep  gözleri yolda sizlerin geri dönmenizi bekler

Yedi  Karga:

-Annemiz ona yaptıklarımıza rağmen  bizi kabul ediyor değil mi?

Kız:

-Evet, annelik çok başka bir şeydir çocuk ne yaparsa yapsın hep onları affediyor ve sizin kargaya dönüştüğünüz günden beri sizi lanetlediği için kendini  hiç affetmedi ve biran olsun sizi düşünmeden geçirmedi.

Küçük kızın çabaları sonuç vermiş ve Yedi Kargayı eve götürmeye ikna etmişti

Kargalardan biri:

-Öyleyse hep birlikte eve dönelim deyince,

Kız,

-Tamam ben At’a bineyim sizde uçarak ardımdan gelirsiniz deyince

Büyük Karga Kardeş,

-O Dağları tepeleri At üstünde aşmaya gerek yok kardeşim, biz seni eve kadar taşırız bir haftada alacağın yolu 2 saatte alırız ve yarın akşam olmadan eve varırız demiş, kız kardeşlerini sıkıca tutmuş uçacakları esnada en küçük karga:

-Biraz bekleyin bulduğumuz o parlak taşlarıda annemize hediye olarak götürelim diyerek taşlarla dolu torbayı getirmiş ve beraber  yola çıkmışlar.

Yükseğe çıkınca korkmaya başlayan Kız’a ağabeyleri sakın korkma biz seni bırakmayız ardından dağları tepeleri aşarak kısa bir süre içerisindeki evlerine varmışlar, bahçeye konduklarında kız şöyle demiş:

-Siz burada bekleyin anneme sürpriz yapalım diyerek annesini çağırmaya gitmiş, eve giren küçük kız anne, anne diye seslenerek etrafa bakarken annesini masada ağlarken görmüş ve hemen ona sarılarak annecim ne oldu niye ağlıyorsun diye sormuş,

Anne,

Kızım güzel kızım sende gidince etrafımda kimse kalmadı seninde başına bir şey gelir diye çok korktum.

Kız,

-Annecim benimle dışarı gelirmisin sana göstereceğim bir şey var demiş

Anne,

-Benim güzel ve iyi yürekli kızım dönmene çok sevindim demiş

Kızını gördüğü için çok mutlu olan annesinin göz yaşlarını sildikten sonra beraber bahçeye çıkmışlar, kadın bahçedeki kargaları görünce,

-Benim canlarım ve güzel evlatlarım siz mi geldiniz hoş geldiniz sizleri o kadar çok özledim ki bunu size anlatamam, sizlerin kargaya dönüşmenize sebep olduğum için sizden çok özür dilerim.

Bir anne sebep ne olursa olsun evlatları hakkında asla kötü şeyler söylememeli.

Yedi Kargadan en büyüğü,

-Hayır anne sen üzülme biz bunu fazlasıyla hakkettik, sana karşı yaptıklarımız için hepimizde çok pişman olduk

Anne:

-Benim güzel ailem babanızda sizi görünce çok sevinecek artık ayrılmak yok diyerek başını ellerinin arasına alarak ağlamaya başlamıştı ki yine bir mucize gerçekleşmiş güneşin önünü kapatan bir bulut yedi kargayı tekrar eski haline çevirmişti.

 Kız:

-Olamaz, böyle bir şey ağabeylerim sizler eski haline döndünüz, akşam eve gelen baba çocuklarını görünce hep beraber birbirine sarılmış, Kargaların annelerine hediye olarak getirdikleri o taşlar çok değerli olduğundan onları satıp paraya dönüştürmüşler o günden sonra bolluk ve bereket içerisinde mutlu bir hayat yaşamışlar, o günden sonra çocuklar annelerine ve babalarına karşı saygılı birer evlat olmuş ve onları mutlu etmek için her türlü gayreti göstermişler.

Çocuk Masalları arasında bulunan Yedi Karga Masalı‘nı okuyarak güzel vakit geçirdiğinizi umarız, diğer Çocuk hikayeleri  Okumak  için  sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Kaz-Çobanı-Kız-Masalı

Kaz Çobanı Kız Masalı

Kaz-Çobanı-Kız-Masalı Sizler için derlediğimiz kaz çobanı kız masalı‘nı okurken güzel vakit geçireceksiniz.  Evvel zaman içinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir