Yaga İle Helga Masalı

Bu Masalı okurken çocuklarınızla birlikte eğleneceksiniz.

Yaga İle Helga Masalı: Evvel zaman içinde kalbur saman içinde uzak diyarlarda bulunan güzel ülkelerin birinde  neredeyse harabe haline gelmiş olan bir  evde yaşları epey ilerlemiş  bir karı ve koca yaşarmış.

Yaga İle Helga Masalı, okuyarak eğlenin

Yaşlı adamın ismi Yaga, karısının ismi ise  Helga’ymış, son zamanlarda nedendir bilinmez ama Helga biraz daha öfkeli ve endişeliymiş  neden mi? Çünkü  son zamanlarda evlerinde bulunan eşyalar  günbegün ortadan kayboluyormuş,

Bu durumu fark ettiği günden beri hem kızgın hemde endişeliymiş, ilk olarak üzerinde yemek yedikleri masa örtüsü kaybolmuş,

Bir sonraki gün yemek tabakları ortadan kaybolmuş, bu duruma içten içe çok üzülüyormuş,

Fakir olduklarından evlerinde fazla eşyalarıda bulunmadığından eksilen bir eşyanın hemen farkına varıyormuş.

Kocası Yaga ise çaresiz bir şekilde ne yapsam da kaybolan eşyalarımı bulsam ve eşyaların kaybolmasına engel  olsam diye ellerinin arasına başını almış başını sallayarak kara kara düşünüyorduki birden bire sanki kendisine farklı bir güç yüklenmiş gibi yerinden kalkarak karısının yanına gitmiş ve karısına;

– Güzel Helgam artık ağlama, ben bu işin arkasında kimin olduğunu eninde sonunda mutlaka bulacağım ve kaybetmiş olduğumuz eşyalarıda en kısa zamanda geri getireceğim demiş, demesine ama nasıl bu olayı açığa çıkartacağı ve eşyaları geri getireceği konusunda da herhangi bir fikri yokmu.

Durup duruken eşyalar herhangi bir iz olmadan ortadan kayboluyormuş, başka birinin onların haberi olmadan eşyalarını alma ihtimali mümkün değilmiş, çünkü yaga bu köyde doğup büyüdüğünden herkes onu tanıyormuş, bugüne kadarda  böyle bir durumla karşılaşmamışlar, bunları düşünürken ahıra doğru giden yaga eşeğin bağını çözerek yolarından tutmuş ve ormana doğru  odun kesmeye gitmiş.

Yaga’nın eşeğide yaşlı olduğundan ormana giderken sanki adımlarını zoraki atıyormuşçasına yavaş bir şekilde  yürüyordu Yaga onun bu haline kızmadan edememiş

– Hey seni gidi tembel eşek bütün gün ahırda yiyip içip yatıyorsun arada bir böyle çıktığımda da tembellikten adım atacak halin bile olmadığını görüyorum aslında seni  daha  çok  çalıştırmalıyım bundan böyle seninle her gün ormana gidip geleceğiz, demiş

Çok geçmeden karşısına aynı köyden olan  genç Boris çıkmış ve gülümseyerek elini kaldırmış sonrada ona,

-Boris, epey odun yüklemişsin tebrik ederim, diyerek onunla sohbet etmiş, Borisin sırtındaki yük öylesine ağırdı ki bu yükün altında zorla yürüyebilen boris gülümsemiş 

-Ne yapalım amcacım daha çok oduna ihtiyacımız var  evimizi korumak zorundayız diyerek yoluna devam etmiş.

Aldığı cevap karşısında şaşırmış olsada tembel eşeğine “hadi biraz daha hızlan” diyerek yoluna devam etmiş neredeyse ormanın ortasına ulaşmak üzereydi ki az ilerde  başka adam görmüş ve oda odunları sırtına yüklemeye uğraşıyormuş en sonunda yükünü sırtlayan adam köye doğru yol almış.

Yaga

– Acaba bu sene kış çok mu sert geçecek bu insanlar bu kadar çok odunu niçin kesmişler düşünmeye başlamış.

O gün hiç durnadan odun kesmiş tembel eşeğinin sırtına güzelce istiflemiş eşeği o kadar tembelmiş ki anırmaya bile üşenirmiş ama ona kızan yaga  eşeğinide çok seviyormuş, beraber nice yıllar geçirmişler hava kararmadan  Yaga  ile eşeği eve doğru yol almışlar eve ulaştıklarında Helga kapıda onları bekliyormuş, kocasına

Hoş geldin efendi ne kadar çok odun getirmişsin diye sormuş

Yaga,

Herkes çok odun kesiyordu bende vardır bir bildikleri diye düşünerek biraz fazla kestim ama kurt gibide acıktım  sofra hazırmı diye sormuş bu soru üzerine Helga ağlamaya  başlamış,

Kocası

 – Peki ama neden, ne oldu, diye sormuş gözlerinde akan yaşlar ile,  

Helga,

– Ahırda  stokladığımız  azığımız vardıya işte onların hepside ortadan kaybolmuş bunları duyan Yaga çaresiz bir şekilde  ne diyeceğini bilmeden eşine sarılmış, beraber içeri gitmişler o gece aç bir şekilde uyumuşlar, öylesine açmış ki rüyasında zavallı adam karnını doyuruyormuş,

Sabahın ilk ışıkları uyanan Yaga ve Helga dahada acıkmışlardı lakin evde yiyecek bir lokma yiyecekleri kalmamıştı,  çaresiz olan karı koca sessizce düşüncelere dalmış bir çare düşünüyorlardı ama nafile yapabilecekleri hiçbir şey yoktu, 

–Artık eşyaları izinsiz alan birlerinden şüphelenmeye başlayan Yaga eşine bundan bahsetmiş eşi ise,

 – Ama böyle birşey imkansız? Bilirsin yıllardır biz bu evde yaşarız bugüne kadar böyle bir durumla hiç karşılaşmadık, diye karşılık vermiş, ayağını kaşımak için eğilen helga masanın altında birkaç tane patates olduğunu görmüş ve sevinçle beyim burada birkaç patates var diyerek onları almış ve hemen kahvaltı için onları kaynatmış, pişen patatesleri yiyen karı koca bu arada hiçbir şey konuşmuyorlar sessizce düşünceler içerisinde patatesleri yemişler. 

O patateslerle az da olsa karınları  doymuş  lakin sonrası için  nereden yiyecek bulabileceklerini düşünmeye başlamışlar, isteyecek kimseleride yokmuş iyi kalpli Yaga, eşini azda olsa  rahatlatmak istemiş,

– Güzel eşim sen üzülme, demiş mutlaka bir çaresini buluruz diyerek ahıra doğru gitmiş ve eşeğini ahırdan alarak ormanın yolunu tutmuş, o akşam eşeğe de yem vermeyi unuttuklarından

Zaten tembel olan eşek aç olunca da dahada tembel bir hale gelmiş ve yavaş yavaş yol almışlar, yolda ormandan kesmiş oldukları odunları sırtlarına almış  eve doğru giden bir sürü köylü ile karşılaşmışlar

Yaga şaşkın bir şekilde  köylülere bakmış yine kestiği odunları yüklenmiş olan boris, Yaga düşünceli bir şekilde yere baka baka yürürken onu selamlamış

–Ormana mı gidiyorsun? Ama sakın  geç kalmayasın! Ne kadar çok toplayabilirsen o kadar topla! Yaga sormuş:

-Daha önceleri hiç bu kadar odun topladığınızı görmedim ne oldu da bu kadar çok odun eve taşıyorsunuz?  Boris

-Haberiniz yok mu bu aralar Köyümüze biri dadanmış izinsiz eşyalarımızı götürüyor bizde bundan korunmak için evimizin kapı ve pencerelerini sağlamlaştırıyoruz bunları duyan yaşlı yaga haykırmış.

-Demek öyle ha bizim eşyalarımızı alıp götürenler varmış ha! Deyince boris

-Yerinde olsam ben tedbirimi alırdım, demiş ve eve doğru yol almış, evde yiyecek hiçbir eşyası bulunmayan yaga akşam yemeği olarak mantar ve kestane toplamış ve hızlıca eve doğru gitmiş gitmesine ama tembel eşeğin hızlı yürüyüşüde normal bir yürüyüşten öteye gitmediğinden eve varması akşamı bulmuş, hemen eşeğin yüklerini indirdikten sonra ahıra götürerek bağlamış ve yeminide önüne indirdikten sonra da sessizce eve girmiş, kendi kendine  Helga  nereye gitmiş acaba diye düşünürken, sopayı eline almış hızlıca söylene söylene kendine doğru koşan eşini görmüş,

Yaga:

 -Dur hatun! Dur benim, benim diye seslenince eşini gören Helga çok sevinmiş.

 -Biraz önce bir ses duydu sanki birileri içeri girmek istedi benim  ona doğru yürüdüğümü görünce  kaçtı o yüzden bu sopayı elime aldım dedim eğer izinsiz giren biriyse onu yakalayayım demiş.

Yaga olup biteni birbir Helgaya anlatmış ondan sonra ormandan getirdiği mantar ve kestanelerle karınlarını doyuran karı koca daha sonrada kapı ve pencerelerini sağlamlaştırmak için gece boyunca hiç uyumadan çalışmışlar.

Odunları  incelterek  birbirine çivilemişler ve odunları bu şekilde uzatmışlar  karı koca o kadar çok çalışmışlarki yorgunluktan biran önce uyuyup dinlenmek istiyorlarmış ancak Yaga, hazırlamış oldukları odunları kapılarına çakmadan  sağlamlaştırmadan yatmayı düşünmüyordu

Eşi,

-Yaga ben buna bir anlam veremiyorum nasıl oluyorda böyle bir olay yaşanır? Kim niye başkasının malını alır ki? Buna neden tenezzül ediyorlarki bizim insanlar yerde bir şey bulsalar dahi onu alır sahibini bulmak için kapı kapı dolaşır ve eninde sonunda sahibini bularak onun malını verir şimdiye kadar her şeyimiz dışarıdaydı kapılarımız açıktı, ama şimdi kapılarımızı  korunmak için sağlamlaştırıyoruz

Eşi

–Doğru söylüyorsun ama bunu yapanlar buralardan değildir herhalde aynen bizim köylüler böyle birşeye tenezzül etmezler, muhtemelen başka bir yerlerden geliyor olmalılar, demiş Helga:

– Ama gerçekten onların yapmış oldukları  şey çok kötü bir davranış bak bizim de dün akşamdan beri o patatesleri bulmasaydın  yiyecek hiçbir şeyimiz yoktu, artı sabahta açtık ama sen ne yaptın başkasının malını izinsiz mi aldın hayır bu yaşlı halinle  ormana giderek çalıştın yiyecek aradın ve bizlere yiyecek getirdin demiş, Yaga’da  karısına hak verircesine başını sallamış,

– Kendimize ait olmayan  bir şeyi alıp kullanmak  ne büyük bir kötülük, demiş ve kapıyı iyice sağlamlaştırmak için çalışmaya başlamış

– İyice yorulduklarından pencereyi de artık yarın yaparım diyen yaga o kadar yoruldum diyerek yatmış, 

Eşi  Helga da o kadar çok yorgunmuşki oda bir an önce yatmak istiyormuş, dayanamayan  karı koca yorgunluktan mışıl mışıl uyumuşlar, onların uyuduğunu gören  bir kişi, kapıyı açmak için yeltenmiş ama açamamış ve hemen pencereye yönelmiş pencere ise onu fazla uğraştırmadan açılıvermiş,

O kişi içeri pencereden girerek  Yaga’nın dünden beri  toplamış olduğu mantarları, kestaneleri ve  masa saatini alarak sessizce evden ayrıldıktan sonra gözlerini açan Yaşlı Helga’nın masanın üzerindekilerin olmadığını görünce  birden çığlık atmış uyanan  Yaga ile  Helga  

–Yine evimize girmişler masadaki yemeğimizi ve saatimi almışlar deyince, hiçbir şey söylemeyen yaga, hızla evden çıkarak doğruca köyde bulunan  askerlerin yanına gitmiş ve onalar olan biten herşeyi bir bir anlatmış,  meğerki daha önce durumu askerlere anlatanlar olduğundan  durumdan haberdar olmuşlar, her gün ortadan kaybolan yaga’ya bakan askerler şöyle demişler

– Amcacım sadece  sizin eve değil, hemen hemen  herkesin evine girmişler, hatta öyle olmuşki bir gecede birden fazla eve girmişler.  bu sebepledir ki bu işi yapanın bir kişi tek olmadığını birden fazla kişinin bu işte parmağı olduğunu düşünüyoruz ama bunları tam olarak  tespit edemedik dahada endişelenen ve endişeli gözlerle bakan Yaga:

 – Peki hiç mi bir iz yok bu işi yapanlar ile ilgili diye sormuş yaga, askerler ise

– Uzak diyarlardan bir ana ile kızı gelmiş diye biliyoruz onlarla ilgili biraz araştırma yaptık çünkü onlardan şüphelendik onları izledik yanlarına gittik ama onların böyle bir işe kalkışacaklarını,   yapabileceklerini zannetmiyoruz, demiş askerler.

Bunun üzerine sakin halini artık koruyamayan yaga peki ama öyleyse kim, diye haykırmış. Ya biz fakir insanlarız  zaten,  eşyalarımız bir bir ortadan  kaybolup gidiyor,  Evde bir şey kalmadı ama kala kala sadece birkaç mum, bir de üzerinde yattığımız yataklarımız kaldı olurda eğer bunun bir çaresini bulamazsanız sonumuz bomboş bir evden öteye gitmeyecek, Askerler Yaga’nın söylediklerine  hak vermişler.

– Siz bu duruma hiç üzülmeyin er geç bizler bunları yapanları mutlaka yakalayacağız kaybolan tüm eşyalarınızı sizlere geri vereceğiz, demiş askerlerden biri, çaresiz Yaga yalnızca başını sallamış tam geri dönüp gitmek üzereyken

– Başka bir asker peki ama bu nasıl olacak diye sormuş,  başka bir asker ise aslında bunun bir çözümü var diye söze başlaması üzerine yaga dışarı çıkmadan  askerlere tekrar dönmüş, asker konuşmaya devam etmiş,

– Ben ile hadi beraber bu akşam Yaga’nın evinde gizlice saklanalım, bakalım kim gelecek onlar geldiğinde onları enseleriz demiş Yaga gülmeye başlamış.

– Evimde  arkasına saklanacağız bir eşya kalmadı ki artı götürebilecekleri bir eşyada kalmadı ki! Nereye saklanacaksınız? Diye sormuş konuşan asker

– O zaman birimiz delikli bir çuvalın içerisine girsin, demiş diğer bir asker. Yaga ellerini birbirine vurarak,

– Evet bu çok güzel bir fikir! O şahıslarda çuval da yiyecek olduğunu sanarak götürmeye çalışacaklar işte o vakit bizde onları yakalarız diye sevinçle haykırmışlar, bunun üzerine evin yolunu tutan Yaga akşam olduktan sonra bir çuvalla evine gelen askeri gizlice eve alarak Helga’nın şaşkın bakışları arasında çuvalın içine girmiş, Yaga ise askerin nefes alması için bir delik açmış ve askerin çuvaldan çıkabilmesi içinde hafifçe açılabilecek şekilde  çuvalın ağzını  bağlamış gece geç saatler olmuş her zamanki gibi Yaga ve Helga  yatağına yatmış  ve askerde bekliyormuş,

Saatler neredeyse gece yarısına varmak üzereymiş ki kapının  yavaş bir şekilde açıldığını fark etmişler, birde ne görsün asker uzaklardan gelipte köye yerleşen  ana ve kız parmaklarının üstünde sessizce  yürüyerek içeri girmişler önce karı ve kocanın uyanık olup olmadığını yokladıktan sonra evin içerisinde ne var ne yok onlara  bakınmışlar  Kadın kızına,

– Bu evde artık işimize yarayacak bir şey kalmamış ki yarın gece buraya gelerek zamanımız boşa harcamayalım diye fısıltıyla konuşuyorlarmış  hem uyuyor gibi yapan Yaga, hemde onları izleyen  asker, bu ikili arasındaki konuşmaları bir bir dinliyor ve sessizce bekliyorlarmış gözü çuvala ilişen Kız annesine çuvalı göstererek

–Bu çuvalın içinde ne vardır acaba? Gelmişken eli boş gitmeyelim bu çuvalı alıp götürelim mi ? Kadın:

– Olur güzel bir fikir bakarsın işimize yarayacak bir şeyler vardır çuvalın içinde diyerek sessizce çuvala yönelerek kaldırmaya çalışmışlar ama çuvalın ağır olduğunu gören anne ve kız zorlada olsa çuvalı dışarı çıkarmışlar Kapıyıda kapatmadan zorlana zorlana evden uzaklaşmışlar ve en sonunda çuvalı evlerine kadar zorlukla taşımışlar sonra da çuvalıda    diğer  çaldıkları eşyaların arasına koymuşlar,  Kız annesine

– Hadi birkaç eve daha gidip kayda değer birşeyler getirelim, demiş Annesi ise

 – Bu çuval çok ağırdı artık yürüyecek takatim kalmadı, bu gece dinlenelim yarın gece gideriz, diye karşılık vermiş, kızı

  – Anne şu çuvala bir bakalım çok ağırdı içinde nerler vardı acaba? Ana kız merakla çuvalın yanına yaklaşmış ve  çuvalın ağzındaki ipi çözmüşler ki tam o sırada  çuvalın içerisindeki asker, birden ayağa kalkmış bu durum karşısında şaşkın ve korku içerisinde ne yapacaklarını bilememişler,  Asker kadının ve kızını yalayarak  ellerini sıkıca bağlamış ve onlara

– Demek bu  köyü soyup soğana çevirenler sizlerdiniz, kadın

– Ne olur evladım sen iyi bir insana benziyorsun  bizi bırak ne olur, bu günden sonra bizler hiç kimsenin  hiçbir şeyini izinsiz almayacağız, bizler çok fakiriz evimizde yiyip içeceğimiz  hiçbir şeyimiz olmadığından çaresiz olduğumuz için bu yola başvurduk, demiş ama bu sözlere kulak tıkayan  Asker kızgın bir şekilde,

 – Bu sözlerle kendinizi haklı çıkartacağınızı mı zannediyorsunuz bu köyde yaşayan insanların hemen hemen hepsi çok fakirdir ne istediniz bu gariban insanlardan fakir olmak bir suç değildir Ama sizin bu yaptığınız varya bu büyük bir suçtur, diye yüksek sesle konuşmuş,  

Ana ve kızı takip eden yaga diğer askerlere anne kızın yaptıklarını haber vermiş diğer askerlerde eve gelerek ana ve kızı yakalanmış, herkes kendi mallarını o depodan geri almışlar artık eskisi gibi köye huzur gelmiş

Köylüler fakirmiş gerçekten ama çok mutlularmış herkes birbirine karşı saygılı kimse kimsenin bir çöpünü almaya dahi tenezzül etmezlermiş,  ama kötülük yapanlar ve başka insanların malına göz dikenlerin eninde sonunda açığa çıkarak cezalandırılacağını anlamış olduk.

Yaga İle Helga Masalı’nı okurken eğlendiğinizi umarız.

Önerilen İçerik :

Ayrıca kontrol et

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

uçan-halı-masalı

Uçan Halı Masalı

Uçan Halı Masalı Uçan Halı Masalı, okuyarak eğlenin Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir