Uyuyan Güzel Masalı

Uzun zaman önce o güzelim diyarlarda bulunan bir ülkenin, Kral ve Kraliçesi çocukları olmadığından her gün bunun hüznü ve çaresizliği içerisinde bir hayat sürüyorlardı, o kadar çok istedikleri halde çocukları olmuyordu tek istedikleri sadece bir çocuklarının olmasıydı.  

Günler bu şekilde bir birini izlerken bir gün, bir gölün yanında oturup çocuk hayalini kuran kraliçeye, suyun yüzeyine çıkan  bir kurbağa şöyle seslendi,

-Kraliçem dileğiniz yerine getirilecek bir yıl dolmadan bir kız çocuğun olacak, dedi

Kurbağanın bu sözleri üzerine önce hem şaşıran sonrada çocuk haberi için sevinen kraliçe sevinçle hemen sarayına döndü aradan geçen birkaç ay içerisinde hamile olduğunu öğrenen kraliçe, 9 ay sonrada gerçekten bir kız çocuğu oldu, aslında bu onun için bir sürpriz değildi.

Bu kız çocuğu hem çok güzel hemde öylesine tatlıydı ki, Kral sevincinden yerinde duramıyor, bir o yana bir bu yana gidiyordu.

Kral hemen vezirleri huzuruna çağırtarak büyük bir şölen hazırlaması talimatı verdi, bu şölene tüm arkadaşlarını, ailesini, komşularını ülkede bulunan 13 periden 12’sinide davet etti, içlerinden bir tane peri ise kötü niyetli olduğundan onu şölene davet etmemişti,

Bu şölende herkes dilediğince eğlendi ve şölenin sonunda perilerin her biri ayrı ayrı yeni doğan prensese sihirli birer hediye vermekteydi, perilerden on biri bebeğe hediyelerini verdikten sonra, davet edilmediği halde şölene katılan kötü niyetli peri birden ortaya çıkarak tereddüt etmeden yüksek sesle, 

-Prenses on beş yaşına bastığında parmağına bir iğne batıracak ve felç olacak! dedi.

Başkaca tek bir kelime etmeden hızlıca salondan ayrıldı, bu sözler üzerine kral ve kraliçeyle birlikte diğer konuklarda dehşete kapılmışlardı, çok geçmeden kraliçe üzüntüden yere yığılmıştı ancak hala hediyesini vermeyen on ikinci peri sessizce prensese doğru gelerek, kötü kalpli perinin büyüsünü kaldırmaya çalıştıysa da bir türlü o büyüyü kaldırmaya gücü yetmiyordu lakin biraz daha sonucu yumuşatabildi,

Onikinci Peri,

-Hayır bu kız felç olmayacak ama bunun yerine bir asır süren derin bir uykuya dalacak, dedi

Çaresiz kalan kral ve kraliçe hep o lanetin üzüntüsü içerisindeydi çünkü yıllardır bekledikleri güzeller güzeli kızlarının uykuya dalma korkusu onları iyice sarmıştı.

Günler geçtikçe perilerin her dediği bir bir gerçekleşiyordu prenses çok güzel, mütevazı, kibar ve çok zeki olarak büyüdü herkes tarafından seviliyordu,

Kral ve Kraliçe, her yerde Prenses’e yapılan o laneti engellemek ve ortadan kaldırmak için çareler arıyorlar ama bir türlü çare bulamıyorlardı o nedenle kral, krallığında bulunan bütün iğnelerin yok edilmesi için bir emir yayınladı.

Günler bu şekilde hızlıca geçiyordu, on beşinci doğum gününün sabahında erkenden, uyanan prenses çok heyecanlıydı, herkesin hala uyanmadığını gören prenses biraz dolaştıktan sonra en sonunda gözü eski bir kuleye takıldı ve hemen o eski kuleye çıkmak için kapıya yöneldi, girişi dar olan sarmal merdivenlere tırmanarak yukarı çıktı ve küçük ve eski bir kapıya ulaştı, kapının üzerinde paslı bir kilit vardı, kilidi çevirdiğinde kapı açıldı ve içeri girdi küçük bir odada, elinde bir iğnesi olan yaşlı bir kadın oturuyordu, kulağı zor duyan  bu yaşlı kadının kralın emrinden haberi bile yoktu.

Uyuyan Güzel,

-Günaydınlar büyük anne  misafir kabul ediyor musun? Dedi,

Yaşlı kadın,

-Ne dedin anlamadım ki!

Uyuyan Güzel bu sefer yüksek sesle,

-Günaydınlar büyük anne  misafir kabul ediyor musun? Dedim,

Yaşlı Kadın;

-İplik eğiriyorum güzel kızım.

Uyuyan Güzel Prenses;

-Bu kadar güzel  bir şekilde dönen şey ne oluyor, demiş,

Odada bulunan mili eline alarak bir şeyler yapmaya çalıştı ama o kadar çok uğraştı ki iğne parmağını batıverdi, kanepenin üzerine olduğu yerde derin bir uykuya daldı.

Sarayda bulunan Kral, Kraliçe ve hizmetkarları da  hepsi birden salonun tam ortasında uykuya daldılar, ahırdaki atlar, bahçedeki köpekler, çatıdaki güvercinler ve kuşlar dahil orada bulunan her şey uyuyakaldı. 

Kalenin çevresinde dikenli otlar çıkmaya başladı ve gittikçe büyüdüler, bu olay bir efsane halinde dilden dile dolaşmaya başladı.

Zaman zaman prensler kalenin yanına gelerek kalenin içine girmeye yeltendiler ama kalenin etrafındaki dikenleri geçemediklerinden kaleye girmekten vazgeçtiler.

Aradan uzun yıllar geçti ülkeye gelen bir prens o çevrede yaşayan yaşlı bir adamdan beş yıldır korunan kale masalını ve yüz yıl boyunca uyuyan güzel prensesin hikayesini ayrıca buraya bir çok prensin gelerek içeri girmeye çalıştığını, lakin giremediklerini öğrendi.

Cesur ve atılgan olan bu genç Prens, ben bu dediklerinin hiçbirinden korkmuyorum sonu ne olursa olsun uyuyan güzel prensesi göreceğim demiş ve kaleye doğru gitmiş kalenin önüne geldiğinde güzel büyük güllerle kaplı olduğunu görünce çalıları büyük bir ustalıkla keserek sarayın kapısından içeri girdi.

Avluda gördükleri karşısında şaşkın olan prens atların ve köpeklerin çatıdaki güvercinlerin yani kalede bulunan her şeyin uyuduğunu gördü,  sarayın içine girdi, kral kraliçe ve diğer hizmetkarlarının hepsi mışıl mışıl uyuyordu,  saraydan çıkarak eski kuleyi aramaya çıktı az ilerde eski kuleyi gördü kuleye girerek prensesin uykuda olduğu küçük odanın kapısını açtı. 

Eski bir kanepenin üzerinde uzanmış güzeller güzeli ve tatlı bir kız, o kadar güzel görünüyordu ki gözlerini ondan alamadı, üstüne eğilerek onu yanağından öptü, onu öper öpmez  uyuyan güzel gözlerini açtı ve prense gülümsedi.

Lanet bozulmuştu, prensesle beraber kaledeki herkes uyanmıştı. Uyanan herkes birbirlerine şaşkın şaşkın bakıyordu.

Prensesin kolundan tutarak saraya götüren ve herkesin uyandığını gören prens çok mutlu olmuştu, durumu kral ve kraliçeye anlatan prens kızlarından çok hoşlandığını ve müsaadeleri olursa prenses ile evlenmek istediği talebini iletti, bu talebi memnuniyetle karşılayan kral ve kraliçe kısa bir süre sonra dillere destan bir düğünle prenses ve prensesin düğününü yaptılar, bundan sonra mutlu ve huzurlu bir hayatları olmuş bolluk ve bereket içerisinde bir yaşam sürmüşler.

Önerilen İçerik : Güzel Ve Çirkin Masalı

Ayrıca kontrol et

Topal-Karınca-Masalı

Topal Karınca Masalı

Evvel zaman içerisinde karıncalar arasında topal bir karınca varmış, topal olmasına karşın gece gündüz demez …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir