Süleyman Nazif İle Ahmet Cevdet Arasındaki İlginç Diyaloglar

Süleyman Nazif İle Ahmet Cevdet Arasındaki İlginç Diyaloglar

Ülkemizde bulunan yazar ve edebiyatçılar arasında en fazla nüktesi bulunan kişilerden bir tanesinin den Süleyman Nazif olduğu düşünülmektedir ki kimsenin bu durumdan şüpheside yoktur. Şimdi sizlere Süleyman Nazif’in Abdullah CEVDET ile ilgili bazı kısa hikayelerinden bahsetmek istedik.

Ona Çıkılmaz İnilir

Kurtuluş Savaşı daha başlamadan önce İstanbul’u işgal etmek isteyen İngilizler asker çıkarmaya başlamıştı o zamanlar İngiliz ve Fransızların aleyhine kaleme almış olduğu, “Piyer Loti Hitabesi”nde ağır sözler sarf etmesi üzerine bazı Türk ve İngilizler tarafından Malta Adasına sürgüne gönderildi.

O zamanlarda Süleyman Nazif in kendisini pek sevmediği ve çok zıt olduğu kişilerden bir tanesi de yazar Abdullah Cevdet’miş.

Asıl mesleği doktorluk olmasına rağmen hep yazarlıkla meşgul olan Abdullah Cevdet ile ilgili neredeyse her fırsatı değerlendirerek onun hakkında bir şeyler söylemiş

Kısaca onlardan bahsetmek isteriz.

Günlerden bir gün Süleyman Nazif, Bab-ı Âli yokuşunda yürürken tanıdık birisine rastlamış, onunla hoşbeş ettikten sonra nereye gittiğini sormuş.

Tanıdığı:

Ben şuan Abdullah Cevdet’e çıkıyorum, diye cevap vermiş.

Süleyman Nazif aldığı bu cevap üzerine kızgınlıkla:

“Abdullah Cevdet’e çıkılmaz ki, inilir efendi; çünkü o yüksek değil, alçak biridir bunuda böyle bilesin!

Ben De Bitireceksiniz Diye Korkuyordum

Bir ara ünlü yazar Shakespeare’in bütün eserlerini Türkçe ‘ye çevirmek için girişimde bulunan Abdullah Cevdet, bitirmiş olduğu, bir iki çevirisini de yayımlamıştı.

Fakat o çeviriler Süleyman Nazif’e göre hiç başarılı değilmiş çünkü o Shakespeare gibi ünlü bir yazarın eserlerine lâyık bir tercüme yapabildiğini düşünüyormuş,  Abdullah Cevdet tercüme işine devam ettiği sıralarda bir gün Süleyman Nazif’e şöyle demiş:

“Nazif, biliyor musun, ben Shakespeare o güzel eserlerini Türkçeye çevirme işini bitirmeden ölmekten çok korkuyorum.” Demiş

Süleyman Nazif ise onun bu yakınmasını fırsat bilerek kendi korkusunu açıklamış:

“Abdullah aslında, ben de senin düşüncenin aksine Shakespeare’in o güzel eserlerini çevirme işini ölmeden önce bitireceksin diye çok korkuyorum. Çünkü dünyadaki herkes Shakespeare’in eserlerini ölümsüz diye bilirler, halbuki sen onları Türkçe ‘ye çevirmekle ölümlü olduklarını ispatladın!

Abdullah Cevdet Ve Din

Abdullah Cevdet, eskiden çevresinde dinsizliği ile bilinen ve o şekilde bilinmesinden de hiç gocunmayan birisiymiş. Onu hiç sevmediklerini bildikleri Süleyman Nazif’e bu konu ile ilgili düşüncelerini sormuşlar.

Süleyman Nazif şu cevabı vermiş:

“ Sizler Abdullah Cevdet’in dinsizliğinden şunu iyi anlayın ki din çok iyi bir şeydir. Eğer din kötü bir şey olmuş olsaydı Abdullah Cevdet dindar biri olurdu.” Demiş.

Samimiyet

Günlerden bir gün Süleyman Nazif e, Abdullah Cevdet’in nasıl bir adam olduğu sorusu sorulmuş. Süleyman Nazif’in bu soruya verdiği cevap soru soranları şaşkına çevirmişti çok geçmeden sözüne şöyle devam etti  “Çok samimi adamdır, sîretini suretinde taşır.” diye cevap vermiş.

Gece Yatısı

Süleyman Nazif’in sürekli olarak Abdullah Cevdet’i iğneleme merakı onun dostları tarafından ölümünden sonra dahi sürdürülmüştür,

İ.Alaaddin Gövsa bir gün şu olayı anlatmış:

Abdullah Cevdet,  kendisine sürekli iğneleyici sözler söyleyen Süleyman Nazif’in kabrini ziyarete gitmiş.

Bu sırada Süleyman Nazif mezardan başını çıkartarak,

“Aramızdaki onca kırgınlığa rağmen ziyaret etmenden son derece memnun kaldığımı belirtmek isterim. Fakat bu kadarla yetinmeni istemiyorum, mutlaka seni gece yatısına da beklerim.” demiş.

Enver Paşa

Bir gün Süleyman Nazif, Malta adasında sürgünde olduğu günlerinde, yanında bulunanlardan bir tanesi de Enver Paşa’nın babası Hacı Ahmet Paşa idi.

İkisi beraber sohbet ederlerken Ahmet Paşa:

“ ister inanın ister inanmayın ama beyler, ben bugüne kadar harama elimi hiç sürmedim ve çapkınlıkta etmedim,  Helâl süt emmiş bir hatun ile evlendim, çoluk çocuk sahibi oldum” demiş

O sıralar Ahmet Paşa’nın oğlu olan Enver Paşa’ya bir hayli kızgın olan Süleyman dayanamayarak şöyle demiş :

“Ah Paşam, ah.. Keşke, helâle el atmamış olsaydınız da şu Enver meydana çıkmamış olsaydı!” cevabını verir.

Yine bir gün sohbet ederlerken, Hacı Ahmet Paşa’ya seslene Nazif:

“Paşam, İstanbul’da doğmuş olan oğlun Enver Paşa koskoca bir çınar olan Osmanlı İmparatorluğu’nu batırdı. Gel, seni şurada Malta’da başgöz edelim bakarsın burada doğacak olan oğlun da, şu İngiliz İmparatorluğu’nu batırır!” demiş.

Ayrıca kontrol et

Osman Gazi Hayatı Kısaca

Osman Gazi Hayatı Kısaca

Söğütte 1258 yılında doğan Osman Gazi, Ertuğrul Bey’in üç evladından bir tanesidir. Osman Bey kendisi …

Hasırcızade Mehmet Ağa Taş Hikayesi

Hasırcızade Mehmet Ağa Taş Hikayesi

19. yüzyılda yaşamış ve o çağa damgasını vurmuş olan şairlerden bir tanesi olan Gaziantepli Hasırcızade …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir