SU PERİSİ MASALI

Su Perisi Masalı olarak bilinen en iyi masalı okumanızı tavsiye ederiz.

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde karısıyla birlikte rahat ve mutlu bir hayat sürmekte olan bir değirmenci varmış, hali vakti yerinde olan değirmencinin gün geçtikçe serveti dahada artmaktaydı.

Günlerden bir gün başlarına gelen bir musibet dolayısıyla tüm mal varlığını birden kaybetmiş beş parasız bir şekilde elinde mal olarak sadece bir  değirmeni kaldı.

Bu durum nedeniyle çok üzülen değirmencinin bir türlü yüzü gülmüyor, can sıkıntısından geceleyin yatmıyor yatağında kıvranıp duruyordu.

Bir gün  sabaha karşı üzüntüden evden duramayarak dışarı çıktı; çünkü biraz hava  alarak kendine gelmek istiyordu ki,  değirmene doğru yürüyüş yapmaya karar verdi  güneş o güzel ışıklarını yeryüzüne saçarken suya doğru  yaklaştı; derken suda bir ses/hışırtı duydu hemen  o yöne bakınca, suların içinden yavaş yavaş çıkan parlak ve  güzel mi güzel  bir kadın gördü.

Değirmenci  onun bir su perisi olduğunu hemencik anladı,  Önce biraz korktu isede oradan uzaklaşıp uzaklaşmama konusunda tereddütte idi ama peri, çok tatlı bir sesle değirmenciye adını ve niçin  bu kadar üzgün olduğunu sordu.

Suskun kalan değirmenci biraz kendine gelince, bir zamanlar nasıl bolluk  içerisinde yaşadığını, şimdiyse  ne kadar fakir  bir hale geldiğini, bu nedenle üzgün olduğunu ve çıkmazda olduğunu anlattı.

“Merak etme”  sen diyerek  söze başlayan peri, istersen “Seni eskiden olduğundan  daha fazla zengin  ederim ancak bana bir  söz vermen lazım, buna karşılık bulunduğun evde  doğacak olan ilk canlıyı bana vereceğine dair söz vereceksin.” deyince, değirmenci bu teklife karşı kayıtsız kalmamış hatta çok memnun kalmış  çünkü evimde beslediği  hayvanların biri doğurur nasıl olsa  en kısa zamanda  diye düşünerek perinin sunduğu teklifi hemen kabul etti.

Peri tekrardan  suya daldı değirmenciyse  rahat bir vaziyette cesaretli bir şekilde eve doğru yol aldı tam eve varmak üzereydi ki, hizmetçileri  ona doğru koşarak  sevinçle efendim bir erkek çocuğunuz  oldu deyince!

Değirmenciyi sanki yıldırım çarpmıştı artık tek kelime bile ağzından çıkmıyor, yere düşüp bayılacaktı neredeyse, çünkü  o kötü perinin bunu bile bile kendisine bir oyun oynadığını anladı,  Başı önüne doğru eğilmiş ve çaresiz bir vaziyette  karısının yatağına yaklaştı.

Karısı seslenerek “sevinmedin mi baksana çocuğumuz ne kadar güzel, ne kadar tatlı?” diye sordu.
Değirmenci karısına bu sabah olan biten her şeyi anlattı ve su perisine vermiş olduğu sözü anlattı karısı “çocuğumu kaybettikten  sonra gelen zenginlik ve refahı ne yapayım?” diye yakındı.

Kendisini  kutlamaya gelen  yakınlarına da durumu anlattılar ama onlarda buna bir çare bulamadılar. birkaç gün sonra  değirmencinin şansı birden dönüverdi her ne iş yaptıysa başarılı oldu; neredeyse  bir gecede tüm para kasaları ve sandıkları para doluverdi.

Ama değirmenci  bu duruma  bir türlü sevinemiyordu,  Su perisine vermiş olduğu söz yüreğini yakıyordu ne zaman peri ile karşılaştığı yerden  geçse, perinin  karşısına çıkarak ona sözünü hatırlatmasından korka korka geçerdi  Oğlunu  asla suya yaklaştırmıyordu.

Aradan epey bir zaman geçti ve  çocuk delikanlı biri oluverdi ve usta bir avcının yanında eğitim gördü, daha sonra kuvvetli ve maharetli bir   avcı olup, o zamanki derebeyine hizmet için yanına yerleşti.  delikanlı o  köyde bulunan  güzel  bir kıza gönlünü kaptırdı, bunu duyan efendisi delikanlıya bir ev verdi onların evlenmesini sağlayarak  sakin ve mutlu bir hayat sürmelerine  vesile oldu; bunlar birbirlerini çok  seviyorlardı.

Ava giden delikanlı ormanda gördüğü bir ceylanın peşine düştü,ceylan ormandan çıkarak tarlalara doğru  koşunca o da arkasından koşmaya devam etti  ve en sonunda onu avladı

Bu arada  babasının kendisini yaklaştırmadığı suyun oraya geldiğini  fark etmedi bile, ellerini yıkamak için su kenarına gelen delikanlı ellerini tam suya  batırmıştı ki birden  su perisi ortaya çıkıverdi ve gülümseyerek delikanlının kolundan tuttuğu gibi  suyun dibine çekiverdi. Delikanlının karısı kocası eve dönmeyince çok korktu akşam oldu hala ortada yoktu,

çevresindekilere haber vererek beraberce onu aramaya çıktılar  kocası eşine  su perisinden bahsettiğinden eşi böyle bir olay ile karşılaştığı tahmin ediyordu Hemen su perisinin olduğu suya doğru gittiler ve   suyun kenarında delikanlının  çantasını bulunca artık şüphesi kalmadı.

Ah vah ederek, çaresizlik içinde sevgilisine ne kadar seslendiyse de bir yanıt alamadı. Bu kez suyun öte tarafına geçerek seslendi, ama nafile! Su perisine bağırarak lanet yağdırdı; yine cevap alamadı. Suyun yüzeyi durgundu, sadece yarım ay suya yansımıştı.

Eşi suyun  ordan ayrılmadı,  suyun etrafında dönüp durdu, Bazen ses çıkarmadı bazen çığlıklar attı ama en sonunda gücü tükendi;  olduğu yerde düşüp kaldı ve derin bir uykuya daldı.

Derken şu rüyayı gördü: İki sarp kayalıkların bulunduğu yamaçta korkarak yürümekteydi; yokuştan inmeye başlayınca rengarenk çiçeklerin olduğu yemyeşil çimenlikte karşısına  çok güzel bir kulübe çıktı hemen oraya doğru koştu kulübenin  kapısını açtığında kendisine dostça gülümseyen yaşlı bir kadın gördü.

Tamda  o sırada uyandı neredeyse sabah olmuştu

Çaresiz kadın, rüyasında gördüklerini gerçekte olduğunu ve aramaya başladı, en sonunda o yamacı buldu ve  hepsi rüyasında gördüğü gibiydi.

Yaşlı kadın onu güzelce karşıladı ve bir sandalye göstererek oturmasını söyledi.

Sen beni bulduğuna  göre, başından bir talihsizlik  geçmiş olmalı” dedi.

Genç kadın gözyaşlarıyla olup  biteni anlattı.

Güzel kızım “Merak etme” dedi yaşlı kadın, ben sana yardım edeceğim, şuradaki altın al, gece dolunay oluncaya kadar bekle,sonra suyun yanına giderek suyun başında otur,  o güzel saçlarını bu tarakla tara! Sonrada saçlarını  suya sarkıt, tarağıda suyun üzerine bırakarak  bekle?” demiş

Derken dolunay oldu; kadın yaşlı kadının dediklerini harfiyen yaptı ve tarağı da suyun üzerine bıraktı.

Aradan çok fazla geçmedi; suda birden bir ses geldi  dalgayla beraber bir şeyler o tarağı aldı aldı, tarak suya batmaya başlarken  bir taraftan da sudan delikanlının kafası çıkmaya başladı, delikanlı konuşamadı, sadece karısına üzüntüyle baktı, aynı anda büyük bir  gürültüyle gelen dalga  adamın başını örterek suya çekti, Çaresiz kadın  eve döndü aynı gece  yine yaşlı kadının kulübesini gördü,ertesi gün kalkar kalkmaz aynı yoldan giderek ona derdini anlattı.

Yaşlı kadın bu kez altından  bir flüt vererek şöyle dedi: “Dolunay  çıkınca şu flütü al ve  su başına oturarak  güzel bir şarkı çal, çaldıktan sonra flütü suyun kenarına indir bakalım neler olacak!”

Kadın, yaşlı kadının dediklerini yine  yaptı, sudan hışırtıyla yükselen dalga flütü alarak suyun dibine çekti, sonrasında su yarıldı ve bu kez, avcının yalnızca kafası değil, vücudunun yarısı ortaya çıktı  çıktı karısına doğru kollarını  uzattı, sudaki ikinci bir dalga  delikanlının üstünü örterek suyun dibine çekiverdi.

Zavallı kadın kendi kendine  bunların ne faydası  var ki! Kocam bir görünüyor  sonrasında da hemen kayboluyor diye sızlandı.

Yeniden üzülen kadın tekrar  rüyasında yaşlı kadının kulübesini gördü ve tekrar oraya gitti

Yaşlı  kadın, bu defa altın kaplı  bir çıkrık verdi  ve dediki “Daha  bitmedi, bekle! Dolunayı görünce, su başına otur çıkrık  ile iplik çekmeye başla işi bitirince çıkrığı suyun  kenarına koy, bakalım neler  olacak”
Kadın yine her söyleneni yaptı bu sefer kocasının  tüm vücudu sudan havaya  fırladı, koca hemen karaya yüzerek  karısının elinden tuttu, ve hemen oradan kaçtılar  ama  çok uzaklaşmadan su öylesine fokurdayarak taştı ki, yükselen  bir dalga önüne gelen her şeyi  yutarak karı ve kocanın  peşine takıldı, Kadın o kadar korkmuştu yardım istiyordu aynı anda Kadın kaplumbağaya adam da kurbağaya dönüşüverdi dev dalga onları öldüremedi ama birbirlerinden uzaklara doğru sürükledi, her şey normale döndükten sonra ayakları kuru toprağa basınca kadın ve kocası tekrardan eski hallerine dönüverdiler ama birbirlerinin nerede  olduğunu bilmiyorlardı.

Kendilerini bir ülkede  yabancı insanlar arasında buldular, aralarında koskoca  dağlar ve derin vadiler vardı,  ikiside hayatta kalabilmek için koyun çobanlığı yaptılar.

Aradan yıllar geçti koyunları hep kırlara ve ormanlara otlattılar, İkisi de çaresiz ve üzgündü.

Günün birinde  ilkbaharın gelmesiyle sürülerini otlatmaya götürürken birden karşılaşıverdiler ama aradan geçen uzun yıllar dolayısıyla birbirlerini tanımadılar yine de o vadilerde yalnız kalmayacakları için sevindiler.

O günden beri  hep birlikte sürülerini güttüler, çok konuşmuyorlardı, Bir akşam dolunay çıkınca, erkek cebinden flütünü çıkararak güzel ama hüzünlü bir şarkı çaldı kadına bakınca kadının hüngür hüngür ağladığını fark etti.

“Niye ağlıyorsunuz diye soruverdi.

Kadın, “Ahh, bu şarkıyı dinlediğimde yine dolunay vardı ve  o sırada kocamın başı sudan çıkmıştı” deyince adam ona iyice baktı ve gözyaşları içinde ona koşarak sarıldı,  Karısına da anlatınca oda kocasını tanıyıverdi.

O buluşma anında ne kadar mutlu olduklarını ve daha sonrasında ne kadar mutlu bir hayat yaşadıklarını da artık kimse sormasın!

Önerilen İçerik : Külkedisi Masalı

Ayrıca kontrol et

Bobo-İle-Yogo-Masalı

Bobo İle Yogo Masalı

Masal oku kategorisi içerisinde bulunan en güzel çocuk masalarını okumanızı tavsiye ederiz. Bir varmış bir …

Bir yorum

  1. Çok Güzel ve etkileyici bir masal, o kadar çok merakladırıyorki hemen sonunun nasıl biteceğini merak ediyor insan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir