Sihirli Fasulye Masalı

çok güzel bir masal

Sihirli Fasulye Masalı: Günlerden bir gün  bilinmez diyarlarda bulunan  bir ülkenin  uzak  bir köyünde,  yaşlı  bir kadınla oğlu yaşarmış.

Bu aile fakirlermiş yalnızca Rosi adını verdikleri bir inekleri varmış başkaca hiç bir şeyleri yokmuş.

Yaşlı kadın her gün sabah erkenden kalkar  Rosi’nin sütünü sağarmış sonra da sağdığı sütü  kasabaya satmaya götürürmüş,  oğlunun ismide Jack’mış, jack  ise tembel tembel  yatarmış, anlayacağınız çok tembel biriymiş geçimlerini zar zor bu şekilde sağlarlarmış.

Sihirli Fasulye Masalı, heyecanıyla başlıyor.

Yine günlerden bir gün inekleri Rosi sütten kesilmiş süt  vermez olmuş buda annesi ve Jack’ın hiç parasının kalmamasına sebep olmuş, başlamışlar düşünmeye ne yapalım ne edelim derken başlamışlar fikirlerini öne sürmeye lakin hiçbir cazip fikir bulamamışlar

En sonunda  Rosi’yi satmaya karar vermişler, Annesi Jack’e,

 – Evladım artık Rosi bize bir  fayda sağlamaz Rosiyi pazara  götür de sat, o paraylada tarlaya ekebilmemiz için buğday tohumu al, demiş,

Jack

– Tamam anneciğim demiş.

Rosinin  yularından tutmuş  isteksiz isteksiz pazara  doğru yola koyulmuş, epey bir yol almışlar jack rosiyi satmayı hiç istemiyordu bu sebeplede yol boyunca düşündü durdu ama nafile bir çözüm bulamadı tam kasabaya varmak üzereydi ki önlerine ihtiyar bir adam çıkıvermiş.

Bu  ihtiyar uzun sakallı sevimli biriymiş  sakalı öylesine  uzunmuş ki neredeyse sakallarının ucu yere değecekmiş jack sakalla ilgili soru sormadan,

-İhtiyar hiç sakal bu kadar uzar mı deme  hiçbir şey imkansız değildir demiş,

Rosinin  bile ihtiyarı gördüğü andan itibaren  mölemeye başlaması jack’ın uzunca bir süre şaşkınlığı üzerinden atamamasına sebep olmuştur.

İhtiyar adam  gülümseyerek  elindeki fasulye tanesini Jack’e göstermiş eğer ineğini bana verirsen  ben de sana bu görmüş olduğun Sihirli fasulye tanesini veririm, demiş

 Jack, bu sözlere karşılık şaşkınlıkla duraksamış sonra ihtiyara,

– Ne dediğinizin farkında mısın efendim, diye söylemiş

 – Evladım hemen parlama  demiş ihtiyar bu senin sandığın gibi bir fasulye tanesi değil sihirli.

– Jack yine parlayarak  basbayağı fasulye işte  demiş,

– Gel oturalım şurada biraz soluklan ve beni dinle, demiş ihtiyar

Evladım  bu fasulye tanesi sihirlidir  köyüne  döndüğünde bu fasulye tanesini ekersen eğer  bir günde büyüyerek  göğe kadar boyunun uzadığını göreceksin, demiş ihtiyar.

 – Jack bu sözler üzerine epey heyecanlanmış ve demiş ki gerçekten doğruyumu söylüyorsunuz yoksa şakamı yapıyorsunuz  diye merakla sormuş,

– İhtiyar doğruyu söylüyorum evladım demiş,  ardından şimdi önerimi  kabul edecek misin? Diye söyleyince,

 – Jack bir süre  düşünmüş taşınmış,kafasını kaşımış ve ihtiyara dönüp,

– Peki, kabul ediyorum demiş bunu duyan Rosi bile  mölemeye başlamış

– Takastan sonra birbiriyle vedalaşmışlar jack hiç durmadan  köyün yolunu tutmuş,  yolda acaba gerçekmi, yoksa dolandırıldım mı,  İyi mi , kötü mü yaptım gibi  düşüncelerle dolu bir şekilde  düşüne düşüne sonunda köyüne varmış.

– Anne, Anne diye seslenen jack  bak sana ne getirdim, diye  seslenmiş ve ardından olup biteni olduğu gibi annesine bu duruma üzülen annesi yüzü düşmüş ama jack’e hiçbir şey belli etmemiş hayattaki tek varlığıydı onun

– Hadi ver şu fasulye tanesini demiş,  

Jack cebindeki fasulye tanesini çıkartarak  annesine uzatmış annesi almış fasulyeyi ve pencereden dışarı fırlatmış.

Bu olanlara hiçbir anlam veremeyen jack ne bilsin başına gelecekleri, o annesinin bu duruma çok sevineceğini düşünürken Annesinin  sihirli fasulye tanesini pencereden dışarı fırlatması üzerine jack o kadar üzülmüşkü o gece  yemek  yemiş, ne de su içmiş

Yatağa uzanan jack yorgunluktan olduğu yerde uyuyakalmış, sabahın erkenden uyanan jack kapıyı açıp dışarı çıktığında karşısında ihtiyarın dediği gibi koskoca bir fasulye, hemen  sihirli fasulyeye yanaşmış ve iyice bir süzmüş

Fasulyenin  nereye kadar uzandığını merak eden jack  fasulyeye tırmanmaya başlamış,  epey bir tırmandıktan sonra bir dönüp aşağı bakmış ki her şey küçücük gözüküyor.

Sonrada kendi kendine amma da tırmanmışım demiş,  

Biraz daha tırmandıktan sonra kendini bir bulutun üstünde bulmuş manzara harika ve jack çok mutluymuş.

 Bulutun üzerinde tepinmeye başlamış olan jack’e seslenen bulut heyy üzerimde tepinmekten vazgeç artık, demiş,  Hem burada sen  ne arıyorsun?

Bu sözler üzerine  Jack kekeleye kekeleye cevap vermiş

 – Be… Be.. ben merak ettim de burayı…

– Bunun üzerine bulut  arkana bir  bak, demiş,  Jack arkasını  dönünce taş ile  yapılmış koskoca bir şato görmüş, bulutlar üzerinden atlayarak  şatonun yanına gelmiş ve yavaşça kapıyı çalmış kapıyı  dev bir kadın açmış, onu gören Jack  korkmuş, jack’e seslenen dev sende kimsin ne arıyorsun burada demiş

Bu sözler üzerine korkudan  geri geri giden jack, cesaretini toplayarak dev kadına,

– Çok acıktım bana ikram edecek biraz  yiyeceğiniz var mı? Demiş

 Dev kadın gülümsemiş.

– Hadi gel içeri sana yeni yaptığım mis gibi  çöreklerden ikram edeyim,

 Jack çöreği almış tam ağzına götürecekmiş ki büyük bir gürültü kopmuş,

 –Kadın kocam geliyor sen en iyisi şurada saklanmalısın çünkü benim kocam  çocukları pek sevmez bunları işiten  Jack’in eli ayağına dolanmış, Dev kadın

– Çabuk fırının arkasına  gir, demiş

Hemen dediği yere saklanmış,ve korkudan tir tir titriyormuş ki  Dev, sertçe açmış olduğu kapıdan içeri  neşeli bir şekilde şarkılar  söyleyerek girmeye başlamış,

– Hımm… Burada bir çocuk sanki farklı bir koku sinmiş şatoya demiş Nerede hadi söyle bana  demiş karısına. Devin Karısı:

– Ne çocuğu, demiş dün akşam yemiş olduğun yemeğin kokusudur deyince Dev buna inanmış,  yemeği yedikten sonra altınları saymaya başlamışlar,

Altınları sayarken  uyuyakalmış  Bizim Jack saklandığı yerden çıkarak altınları bir keseye koymuş  ve hızla oradan uzaklaşmış,

Bulutların üzerinden atlaya, atlaya  fasulyeye ulaşmış oradan da aşağıya inmiş. Jack  annesine  altınları gösterince annesi şaşırmış hem çok sevinmiş hemde de bu işe bir türlü akıl sır erdirememiş, aradan epey bir zaman geçtikten sonra altınlar bitince çaresiz kalan jack tekrardan fasulyeye tırmanmaya başlamış, uyuyan bulutları uyandıran jack’e bulutlardan biri gözünü açarak

– Yine mi sen geldin, demiş, eğer  devin şatosuna gideceksen orası çok tehlikeli dikkatli olsan iyi olur demiş bulut,

 – Uyarısı üzerine buluta teşekkür eden  Jack  merak etmeyin ben ne yaptığımı iyi bilirim demiş,

 –Bulutların üstünden atlaya atlaya şatonun yanına gelen jack kapıyı çalmış kapıyı açan devin karısı jack şatoya almış,

– Jack’e geçen sen geldiğinde bir kese altınımız kayboldu o nedenle senden biraz kuşkulandım, demiş bunları duyan Jack:

– Yaaa, demiş ciddi misiniz nasıl kayboldu! Sözlerini sarf eden jack bir yandan da   kendini çok kötü hissetmiş çünkü devin karısının kendisine  yapmış olduğu  iyiliği unutmamıştı, jack güzel bir kahvaltı sofrası hazırlayan dev kadın jack’ı kahvaltıya buyur etmiş, etmesine ancak yine o büyük gürültü kopuvermiş, jack tekrardan daha önce saklandığı yere saklanmak için geçmiş, Dev yine şarkılar söyleyerek içeri girmiş, devin karısı eşi bir şey sormadan,

– Güzel kocacığım! Bil bakalım bugün senin için ne tür  güzel yemekler yaptım,  kokusunu hemen  aldın değil mi, demiş. Dev, gülümseyerek,

– Bende çok acıktım, demiş bu sırada devin elinde beyaz renkli bir tavuk varmış. Devin karısı:

 – O tavuğu bana ver onu bahçeye bırakayım demiş,

– Olmaz, diye seslenmiş dev elindeki tavuğu yere bırakmış tavuğa

– Yumurta yap, diye seslenmiş olanları saklandığı yerden izleyen Jack, hayretler içindeymiş çünkü bu tavuk  altından  bir yumurta  yumurtlamış

 – Karınlarını iyice doyurduktan sonra devler  uykuya dalmış, bunu gören  Jack tavuğu kapdığı gibi  şatodan çıkarak bulutların üstünden atlaya atlaya  fasulyeye ulaşmış oradanda inerek eve girmiş anne, anne, diye seslenmiş

Oğlunun sesini duyan kadın,

– Ne var, ne oldu, diye seslenmiş ve jackin yanına gelmiş  Jack gülümseyerek

Tavuğu yere bırakarak Yumurta yap diye seslenince  tavuk altından bir yumurta yumurtlamış, yaşlı kadın gözlerine inanamamış bu nasıl olur evladım demiş,  sonra da evladına dönerek

– Bana bak oğlum, demiş,  ben senin alın terinle  çalışmanı istiyorum, çalıp çırpmanı  değil.

Bu sözlere biraz bozulsa da jack ama bir şey dememiş lakin bu sözler bir kulağından girip bir kulağından çıkmış aradan epey bir zaman geçtikten sonra tekrardan devin şatosuna gitmeyi kafasına koyan jack bir sonraki gün erkenden kalkmış.

Annesinden gizlice  fasulyeye tırmanarak şatonun yolunu tutmuş, Şatonun yanına geldiğinde bakmışki  etrafta kimsecikler yok, bu sefer devin karısıda yokmuş yavaşca kapyı açan Jack  etrafa iyice bakmış ama yine kimseyi bulamamış kendine saklanacak bir yer aramış her zamanki yere saklanırsam görürler beni diye geçirmiş içinden,  odanın ortasında bulunan dev heykele bakarken birden büyük bir gürültü kopmuş yine,  Jack de kendini heykelin arkasına zar zor atabilmiş,  devin  her adım atışı şatoyu sallıyordu adeta  yer yerinden oynuyormuş.

Yine her zamanki şarkının aynısını söylüyormuş, çünkü? Jack’in kokusunu almış da ondan, gizlice heykelin arkasından devi izleyen jack devin gür sesiyle,

– O çocuk burada bu sefer  onu mutlaka bulacağım! Demesi üzerine devin karısı koşup gelmiş,

– Ne çocuğundan bahsediyorsun, diye sormuş, burada çocuk varsa  biz niye göremiyoruz deyince  dev  kahkaha atmaya başlamış,    jack öyle korkmuş ki arkasına saklandığı heykelin altında kalacak  diye ödü kopmuş, Neyse ki böyle bir şey olmamış. Dev,

– Eşine yoksa bana inanmıyor musun, diyerek yüksek bir sesle hitap etmesi üzerine, Devin karısı,

– İnanmaz olurmuyum tabiki  inanıyorum ama  nerede olabilirki diye sormuş,

– Kocası jack her zaman saklandığı yeri fırının arkasını  göstererek şuraya bak bakalım demiş, oraya bakmışlar ama bulamamışlar, her yere bakmışlar ama jack’i bulamamışlar devin karısı,

– Masanın üstünde duran arp’a bakarak

 – Bu da ne oluyor, diye sormuş,

 – Dev adam görmüyor musun, bu bir arp, demiş, sonra da

– Arp’a dönerek çal, diye seslenmiş, arp başlamış çalmaya öyle güzel melodiler çalıyormuş ki keyifle dinlemeye başlamışlar sonunda  uykusu gelmiş olan devlerin horultusu o güzel melodilerin yerini almış,

Devlerin derin bir şekilde uyuduğunu gören  Jack, masaya çıkarak arpı kaptığı gibi  hızlı adımlarla sessizce kapıyı açarak dışarı çıkmış ve fasulyeye  doğru koşmaya başlamıştı ki tam bu şurada hiç beklemediği bir şey olmuş

– İmdaat, İmdaat beni  kurtarın diye yüksek sesle bağırmaya başlamış arp, Bu sırada uyanan  dev dışarı baktığında  Jack’i görmüş,

– Seni gibi hırsız, seni!

– Ben senin burada olduğunu biliyordum, demekki o  altınlarımıda  tavuğumuda  sen çaldın ha?  diye çıkışmış pencereden,  

Jack korkuda öylesine hızlı koşuyormuş dışarı çıkan dev  arkasından yakalamak için koşmaya başlamış Jack fasulye eninde sonunda ulaşıp aşağı inmeye başlamış lakin  dev de onu takip ediyormuş,  Dev aşağı indikçe fasulye ağırlıktan sallanıyormuş,  

– Avazının çıktığı kadar anne, anne  bana bir balta, balta getir!

diye  bağıran jackin seslenişine duyarsız kalamayan anne hemen bir balta alıp fasulyenin yanına gitmiş fasulyeden aşağı inen devi görünce adeta dizlerinin bağı çözülmüş ve ne yapacağını şaşırmış anne

Jack annesinin elindeki baltayı alarak  bir vuruşta fasulyeyi  ortadan ikiye bölmüş,

Fasulye bölününce yere yığılan  fasulyeyle beraber dev de yere çakılmış Devin hareketsiz uzandığını gören Jack  Annesine gözyaşları ile sarılmış ağlayan annesi:

– Evladım neredeyse yüreğime inecekti demiş  Bir daha kimsenin malın göz dikmeni istemiyorum

 – Ama bunların  onun malı olmadığını onunda başkalarının malını çaldığını savunsada  Jack,  Annesi jacke kızarak

– Bütün bu dediklerin  senin yapmış olduklarının doğru olduğunu göstermez, demiş, çalışarak hak ettiğin kadarını helal olarak  kazanmalısın, sonrasında verdikleri için  Allah’a şükretmelisin demiş

Bu sözler üzerine biraz düşünen  jack  annesinin  sözlerinde tamamen  haklı olduğunu anlamış

O günden sonra aradan epey bir zaman geçmiş bizim Jack çok yakışıklı bir delikanlı olmuş,   o günden sonra daima alın teriyle çalışarak kazanmış, o çalıştıkça arp, farklı güzellikte  melodiler çalıyormuş çevredeki hayvanlar neşe içerisinde arp’a  eşlik ediyormuş, çok fazla bir süre geçmeden arpın ünü her yerde  yayılmış,   melodileri herkesin dilindeymiş  öylesine meşhur olmuşki bir gün ortalığa bir söylenti yayılmış, Herkesin dilinde,

Prensesin  arpı ziyaret edeceği söyleniyormuş  ama  Jack bu söylentiye pek inanmamış ki aradan bit kaç gün geçtikten sonra,  prensesi karşısında gören jack, o kadar heyecanlanmışki konuşamamış bile çünkü prensesi görünce hemen aşık olmuş, tabiki prensesde jack ‘i görünce oda ona aşık olmuş, konuşamayan Jackın yerine arp dile gelmiş

Tüm sevenler  evlenip mutlu olsun,  prenses ve Jack da  benim sesimi iyi duysun, demiş. Bunun üzerine birbirlerine bakmışlar Jack,

 – Prensese yönelerek benimle evlenir misiniz

Teklifini prenseste kabul etmiş,  ve 40 gün 40 gece süren dillere destan bir düğünleri olmuş,  yıllar sonra Jack ülkenin kralı olmuş Doğruluktan ve dürüstlük ilkeleri haline gelmiş ver artık doğruluktan  ve adaletten hiç ayrılmamış halkıyla sonsuza değin  mutlu bir şekilde yaşamışlar,

Halen arp ile ilgili söylentiler devam etmekteymiş söylentiye göre arp hala bilinmeyen  bir yerde harika melodiler çalmaya devam ediyormuş, Onu yalnız hissetmesini bilenler duyabilirmiş.

Sihirli Fasulye Masalı’nı okurken eğlendiğinizi umuyoruz.

Önerilen İçerik :

Ayrıca kontrol et

Prenses-ve-Ejderha-Masalı

Prenses ve Ejderha Masalı

Prenses ve Ejderha Masalı Bir prensesin başından geçenlerin anlatıldı harika bir Masaldır, bir solukta zevkle …

Güzel-Çocuk-Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri Bir balığın macerasının anlatıldığı güzel bir çocuk Hikayesi Güzel Çocuk Hikayeleri Akşam …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir