Sihirli Elma

Sihirli Elma Masalı
Sihirli Elma Masalı

Sihirli Elma: Evvel zaman içinde, uzak bir ülkedeki padişahın üç oğlu varmış, bu çocukların her biri diğerinden yiğit birer delikanlı haline gelmişlerdi.

Gel zaman git zaman 3 çocuğun evlenme vakitleri gelip çatmıştı, Padişah aralarında iki yaş fark olan oğullarından hangisini Mihrimah Sultan ile evlendirmesi gerektiğini bilmediğinden bu durumu kara kara düşünmeye başlamış, bir çare bulamadığından derhal divanını toplayarak vezir ve sadrazamlarıyla beraber bu konuyu istişare etmişler.

Ertesi gün Padişah, oğulları Orhan, Selim ve Mahiri yanına çağırarak,

-Sevgili oğullarım, sizleri ne kadar çok sevdiğimi ve değer verdiğimi bilirisiniz, biliyorum ki üçünüzde Mihrimah sultan ile evlenmek istiyorsunuz bende sizin aranızda ayrım gözetmediğimden bu konuda karar veremedim,  o yüzden kararı mihrimah sultan’a bıraktım o nedenle sizlerden bir talebim olacak, her biriniz yakın ülkelerden birine giderek, o ülkede bulunan çok kıymetli bir ürünü veya bir icadı getirmenizi istiyorum, demiş.

Bu durumda ülkeleri seçme kararını çocuklara veren padişah ertesi gün yapılan hazırlıklar sonucu her biri farklı bir ülkeye gitmek üzere yola koyulmuşlar.

Şehzade Orhan, İran’a gitmeye karar vermişti, İran’a doğru yola koyulan Orhan iki gün süren devamlı yolculuk sonucu en sonunda İran’ın Tebriz şehrine ulaşmış, Tebriz de bulunan bedestenleri, hanları ve çarşıları dolaşıp durmuş.

Tarihi ve ilginç şeylerin satıldığı bir eski çarşıya girerek dükkân dükkân dolaşan şehzade pes etmek üzereydi ki en sonunda bir halıcı dükkanı gözüne ilişir son defa oraya girerek şansını denemek ister ve halı dükkanına gider, içeri girdiğinde havada duran bir halı görür, gözlerine inanamayan şehzade uçan halıyı gördüğü gibi hemen tüccar ile anlaşarak o halıyı satın alır.

Ortanca yaşlardaki oğlu Şehzade Selim Hindistan’a gitmeye karar verdiğinden 3 gün süren yoğun bir yolculuk sonucu en sonunda Hindistan’ın Delhi şehrine varır,  O zamanın ilim ve irfan merkezlerinden biri olarak bilinen Delhi şehrinde bulunan bir çarşıya girer, o çarşıda bulunan eski bir kuyumcu dükkânına girince, karşıda altın varaklı bir sihirli ayna görür, aynanın özelliğini sorunca “aynaya baktığın anda görmek istediğin yeri sana gösterirmiş, bu sayede dünyada olup biten her şeyden haberdar olunabilirmiş.”

En küçükleri olan şehzade Mahir ise Irak’a gitmeye karar vermiş oda iki gün süren yolculuğun sonunda Bağdat’a ulaşmış, Şehzade Bağdat’ta dolaşırken, yolda bir alim ile tanışmış, ilme ayrı bir önem veren şehzade, alimlerle vakit geçirmekten çok hoşlanırmış, o gün o alime misafir olduktan sonra ertesi gün beraber gezmeye çıkmışlar, şehri gezerken yolda karşılaştıkları bir elma ağıcını gösteren alim,

-Baksana şu elmalar meyvelerin en lezzetlileri arasındadır aynı zamanda da bir şifa deposudur. Şu gördüğün sihirli elmayı yiyenlerin kolay kolay hastalanmadığını, hasta insanlara ise şifa verdiğini anlatmış, Şehzade elma ağacından kopardığı sihirli meyveleri heybesine doldurarak, daha önce abileriyle kararlaştırdıkları kervansarayda buluşmak üzere yola çıkmışlar.

Üç kardeş de, kararlaştıkları yere gidip, diğer kardeşleri beklemişler 4 gün içerisinde tüm kardeşler o bölgeye gelmiş hep beraber ülkelerine dönmek için yola koyulmuşlar.

Akşam üzeri Şehzade Selim Mihrimah Sultan ne yaptığını merak ettiğinden aynasını çıkararak ona bakar, Mihrimah Sultan’ın hasta yatağında hareketsiz kaldığını, hekimlerin başucunda onun iyileşmesi için koşuşturduklarını görünce, kardeşlerine de göstermiş üçü birden telaşlanmış çünkü üç kardeşte Mihrimah sultanla evlenmek istemekteydiler.

Bu sefer Şehzade Orhan, uçan halısını çuvaldan çıkartarak kardeşlerine,

-Önemli eşyalarınızı yanınıza alarak halının üstüne oturun demiş.

Üç kardeş bir günlük yolu uçan halı üzerinde bir saatte almışlar ve tez zamanda Mihrimah Sultan’ın yanına varmışlar.

Şehzade Mahir o tanıştığı âlimin sözünü hatırlar ve heybesi içerisindeki sihirli elma‘nın bir tanesini çıkartarak Mihrimah Sultan’a yedirirler, çok geçmeden kendine gelen sultan kısa bir süre sonra kendine gelir, akşam yemeğinde hep beraber bir araya gelirler o anda hangi şehzadeyle evlenmek istediğini sultana sorarlar,

Mihrimah Sultan Şehzade Orhan’a sorar;

-Şehzadem, bulduğunuz halı gerçekten eşsiz bir özellikte ve çok kıymetli  o halı olmasaydı bana yetişemezdiniz, şunu öğrenmek  istiyorum, bu fedakarlığınıza karşılık bir eksiklik oldu mu?

Şehzade Orhan;

-Sultanım, bu halı size feda olsun ayrıca uçan halımda herhangi bir eksilme olmadı.

Bu sefer Şehzade Süleyman’a dönerek ona sorar;

– Şehzadem,  çok güzel ve kıymetli aynanız var, aynayla bana baktığınızda aynanızda herhangi bir eksiklik oldu mu?

Şehzade Süleyman;

-Sultanım, şu gördüğünüz sihirli ayna değil, bütün her şey size feda olsun ayrıca aynamda herhangi bir eksiklik olmadı.

En son en küçük şehzade olan Mahir’e sorar;

-Şehzadem, bana şifa olarak yedirttiğiniz o meyvede bir eksilme oldu mu?

Şehzade Mahir;

-Sultanım, size yedirdiğim sihirli elmalar şifalıydı, tüm elmalar size feda olsun, benim getirdiğim hediyede eksiklik oldu ama hiç önemli değil, demiş.

Bu konuşmaların üzerine Mihrimah Sultan;

Gerçekten tüm hediyeler birbirinden güzel ve değerli olanlardı hepsi birbirini tamamlayıcı güzellikte ama Şehzade mahirin verdiği elma benim için paha biçilemezdi, hepinizin taktir ettiği gibi o elmalar sayesinde sağlığıma kavuştum, Şehzade Mahir’in beni mutlu edeceğine inanıyorum, sizlerin de bu kararıma destek vereceğinizi umuyorum, kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenmişler ve mutlu ve mesut bir yaşam sürmüşler.

Goldilocks Ve Üç Ayı Masalını okuyarak eğlendiğinizi umuyoruz dilerseniz Goldilocks Ve Üç Ayı Masalı’nı okuyabilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Güzel-Çocuk-Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri Bir balığın macerasının anlatıldığı güzel bir çocuk Hikayesi Güzel Çocuk Hikayeleri Akşam …

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir