Rapunzel Masalı

Rapunzel Masalı

rapunzel serüvenleri  konu edinen etkileyici masallar arasında hemen hemen ilk sırada yer alan bu harika masalı okumalısınız.
Günlerden bir gün uzak diyarlarda bulunan ünlü bir şehirde yaşayan evli bir çift, bir çocuklarının olmasını çok istiyormuş ama bir türlü çocukları olmuyormuş.

Rapunzel Masalı

Günler günleri bu şekilde kovalarken  bir gün kadın eşine bir bebek beklediği müjdesini verdi.

O haberi aldıkları günden sonra çocuk sahibi olacaklarının sevinciyle heyecanla çocuğun doğmasını bekliyorlardı.

Anne olacak  kadın bir sabah komşunun bahçesine baktığında bahçede ekilmiş bir marul gözüne ilişmiş, canı o marulu öylesine çekmiş ki, burada olsada yesem diyormuş kendi içinden,

Ertesi günde sabah erkenden kalkarak pencerenin yanına gidip o marula bakıyordu bu durumun farkına varan kocası ona,

Nereye bakıyorsun karıcığım,

Eşi,

-Şu bahçede ekilmiş marul ne kadar güzel gözüküyor, dünden beri ona baktıkça canım onu yemek istiyor, burada olsaydı onla güzel bir salata yapar yerdik demiş,

Kocası o evin sahibinin kötü niyetli bir büyücü kadın olduğunu, ondan o marulu istemesi halinde ise kendisine vermeyeceğini biliyordu.

O nedenle o gün  akşamın alaca karanlığında, gizlice duvarın üzerinden atlayarak marulun bulunduğu bahçeye kimse farkına varmadan girmiş ve hızlıca taze bir marulu koparttığı gibi duvarın üstünden atlayarak karısına götürüp vermiş.

Karısıda o marulu güzelce yıkayıp, doğrayarak salata haline getirdi ve beraberce  o salatayı keyifle yediler, karısı  o marulu o kadar çok sevmişti ki, kocasına,

-Çok lezzetli bir maruldu bir tane daha olsa yine yerdim demiş,

Kocası bir sonraki gün yine akşam karanlığında, tekrardan duvardan atlayarak büyücünün bahçesine girdiğinde,  Büyücünün az ilerde kendisine baktığını gördü,  utanan ve korkan adam başını önüne eğdi, Büyücü kadın komşusuna  kızarak,

-Demek benim bahçeme girerek  marulumu çalmaya yeltenen sendin, buna nasıl cüret edersin?” Diye sordu.

Adam,

-İzinsiz bahçenize girdiğim için sizden çok özür dilerim, eşim  hamile pencereden sizin bahçedeki marulları görünce canı çekti, belki yememiş olsaydı kim bilir nasıl olacaktı ne olur bizi affedin bedeli  neyse ödemeye hazırım demiş,

Büyücü,  

-Senin gitmene bir şartla izin vereceğim diye başlamış söze, adam şaşkın bir şekilde şartının ne olduğunu söylemesini beklerken cadı sözüne devam etmiş, eşinizin dünyaya getireceği, o  çocuğu doğduktan sonra bana vereceksiniz demiş.

Korkudan sessiz kalan adamın o marulu alarak gitmesine izin vermiş, eve dönen adam eşini üzmemek için ona bir şey dememiş, gün gelmiş çatmış Pazar günü sabaha karşı saat 05.00 sıralarında çok tatlı bir çocukları olmuş, olmasına ama cadının sözlerini hatırlayan adam bu sevinci yaşayamamış bile çünkü o tatlı çocuğun başına bir şeyler geleceğinden korkuyormuş,

Kız çocuğunun ismini Rapunzel koydular, Kız çocuğu  Büyüdükçe öylesine güzelleştiki, neredeyse güneşin altında bulunan çocukların  en güzeliydi.

Bütün süreci komşuları olan büyücüde takip ediyordu, Rapunzel ile özel olarak ilgileniyordu bu şekilde günler günleri kovalarken Rapunzel on iki yaşına gelmişti,

Bir gün Rapunzeli  zorla  ormandaki bir  kuleye kapatan cadı, öyle bir kule yapmıştıki, bu kulenin  ne merdivenleri ne de kapısı vardı.

Sadece en tepe noktasında küçük bir penceresi vardı, Rapunzel çoğu zaman kulenin bahçesinden ormana bakar, ormandaki hayvanların cıvıl cıvıl kuşların  ötüşünü dinler birisinin kendisini kurtaracağı günü beklerdi.

Cadı yiyecek getirdiği zamanlarda,  kulenin önüne gelir Rapunzel, Rapunzel diye seslenince uzun ve altın sarısı rengindeki örgülü saçını kuleden aşağı sarkıttıktan sonra o saçtan  tutunarak kuleye çıkarmış, kızın öyle güzel, uzun ve muhteşem bir saçı varmış.

Bu şekilde aradan haftalar, aylar ve yıllar geçti büyüdükçe dahada güzelleşen Rapunzelin seside yüzü kadar güzeldi.

Ülkenin biricik prensi bir gün avlanmak için ormanda gezerken, uzaklardan insanı cezbeden çok tatlı bir ses duydu ve hızlıca o sese doğru yürüdü birde ne görsün güzeller güzeli bir kız.

O kızın kadar tatlı bir sesi vardı ki söylediği şarkının etkisiyle onu izlerken düşüncülere dalan prens, sessizce onu dinledi ve nihayet şarkı bitince kulenin dibine giderek kulenin kapısını aradı ama ortada kapı diye bir şey yoktu.

Merdiven aradı onuda bulamadı, gördüğü bu kıza aşık olan prens o günden sonra her gün oraya gelir bir ağacın arkasında saklanır, Rapunzelin şarkılarını dinlerdi.

Bir gün yine ağacın arkasında oturup kuleyi gözlemlerken birden yaşlı bir kadının kuleye yanaştığını gördü, O yaşlı kadın büyücünün ta kendisiydi,

“Rapunzel, Rapunzel,  o güzel saçlarını bırak.” Diye  seslenince

Rapunzel o güzel  saçlarının örgülerini aşağı bıraktı ve cadı ona tırmanarak kulübeye çıktı, prens gördükleri karşısında hayretler içerisindeydi,

-Eğer bu şekilde kulübeye çıkabileceksem bir kere o kulübeye çıkmak için tüm servetimi verebilirim diyordu.

Ertesi gün karanlık  çökmeye başladığı anlarda, kulenin yanına gelen prens,

“Rapunzel, Rapunzel, o güzel saçlarını  bırak.” Diye seslenince,

Saçın aşağı sarktığını gören prens saçları tutarak yukarı tırmandı, tamda kulübeye çıkınca prensi gören Rapunzel  onu ilk defa gördüğü ve tanımadığı için ilk başta çok korktu, ama onunla tatlı ve kibar şekilde konuşan prens, kendisinden ona herhangi bir zarar gelmeyeceğini, aylardır onu izlediğini ve ona aşık olduğunu ve kendisinin bir prens olduğunu ve rapunzel ile evlenmek istediğini anlattı.

Prensten etkilenen ve hoşlanan Rapunzel prensin evlilik teklifini kabul  etti ama kuleden  çıkamadığından, kuleden kurtulabilmesi için her geldiğinde bir ipek çilesi getirmesini söyledi

Rapunzel o ipek çilesiyle bir merdiven yaparak aşağı inebilecekti başkaca aşağı inmesi imkansızdı, ama kuleye gelip giden cadı bu durumu farketti ve  Rapunzel’in o güzel  saçlarını kavrayarak makasla  kesti, ardından da çaresiz kalan Rapunzel’i  yoksulluk içerisinde yaşaması için ıssız bir  çöle götürüp bıraktı, bütün bu olanlardan habersiz prens elinde ipek çilesi kulenin yanına gelerek

“Rapunzel, Rapunzel, o güzelim saçlarını bırak,” diye seslendi.

Kulede bulunan cadı  Rapunzel’in kestiği o saçı aşağıya sarkıttı bu saçtan tutunarak kuleye çıkan prens, karşısında rapunzel’i değilde  cadıyı görünce kendini kuleden aşağı attı.  içine düştüğü dikenler prensin gözlerini kör etti.

Prens yıllarca ormanda gözyaşları içerisinde dolaştı durdu, şifalı meyveleri bitkileri yiyerek hayatta kaldı, böyle perişan bir halde dolaştıktan uzunca bir süre sonra Rapunzel’in  terk edildiği o ıssız çöle yolu düştü.

Bir gün çölde uzanmış dinlenirken birden Rapunzelin o tatlı sesini duydu, o sese doğru yürüdü ona yaklaştığında, Rapunzel onu  görür görmez tanıdı ve ağlamaya başladı ve kucaklaşarak hasretle birbirlerine sarıldılar.

Gözlerini birbirine değmesi sonucu iki gözyaşının birleşmesi ile inanılmaz bir olay gerçekleşti prensin görmeyen gözleri, görmeye başladı Rapunzeli alarak krallığına götüren prens onunla evlenerek mutlu ve mesut bir hayat yaşadılar.

Önerilen İçerik :

 

Ayrıca kontrol et

çirkin-kız

Çirkin Kız Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde, Eda ve Seda adında iki kız kardeş yaşarmış. …

Pinokyo-Büyük-Sözü-Dinlememenin-Sonu

Pinokyo-Büyük Sözü Dinlememenin Sonu

Pinokyo-Büyük-Sözü-Dinlememenin-Sonu Çocuk Masalları içerisinde yer alan bu güzel Masalı okurken çocuklarınızı eğlendireceğini umuyoruz. Pinokyo-Büyük Sözü …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir