Pembe Masalı

Peri Masalları’ndan okunacak güzel bir masal

Pembe Masalı: Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde etrafının yeşilliklerle kaplı olduğu bir krallıkta kibar ve zarif olan bir kraliçe yaşarmış, yıllardır çocuk özlemi çeken Kraliçe artık ümidini yitirmek üzereydi.

Bir gün bahçedeki güllerin arasında dolaşırken gökyüzüne bakarak çocuğunun olması için dua etmeye başlamıştı tam da o sırada bir ses:

– İyi yürekli kraliçem, siz hiç merak etmeyin dualarınızın karşılığınız alacaksınız.

Kraliçe:

– Ah, öylemi… Şükürler olsun ben sizi göremiyorum ama size çok teşekkür ederim, demiş

O anda beliren bir peri

– Merhaba Kraliçem senin yakın zamanda bir oğlun olacak,  oğlun yiğit bir delikanlı olarak büyüyecek ve her dileği de gerçek olacak, o yüzden onu iyi koruyup kollayasın.

Aradan bir yıl gibi bir süre geçmemişti ki ülkede, o güzel haber yayılmış ve prens doğmuştu, bütün krallıkta 3 gün boyunca bayram edilmiş eğlenceler düzenlenmişti.

Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalamış ve prens 3 yaşına gelmişti, kraliçe sürekli gittiği nehrin kıyısına prensi yıkaya götürmüştü. Sarayda bulunan bir takım Kötü niyetli kişilerin oyunlarından habersiz olan kraliçe nehir kıyısına yanında kimseyi götürmemişti, prensi yıkadıktan sonra güneşte oturtup, elini yıkamaya gittiği esnada gizlice onları gözetleyen aşçı o fırsatı kaçırmayarak prensi tuttuğu gibi hızlıca uzaklaşmış.

Elini yıkadıktan sonra oğlunun yanına dönen kraliçe şaşkınlık ve korkuyla her yerde oğlunu aradı ama oğlu yoktu gözyaşları içerisinde saraya koşarak kraldan yardım istemeye gitmişti.

Prensi kaçıran aşçı prensi sakladıktan sonra kralın yanına giderek ona:

– Majesteleri, kraliçe prensi ortada bırakmıştı etrafta yırtıcı hayvanlar vardı ve hiç umursamıyordu yırtıcı hayvanlar prense zarar vermiş olabilirler, demişti

Kraliçe ağlayarak kral’a prensin kaybolduğunu anlatmış ama bir türlü onu kendisine inandıramamıştı.

Kral:

– Seni yalancı, sen oğlumuza ne yaptın, gerçi ne yaptığının haberini aldım bu yüzden cezanı çekeceksin.

Öfkeden çığlına dönmüş olan kral, kraliçeyi dinlemiyordu o yüzden askerlere sadece su ve kuru ekmek dışında yiyecek verilmeyen ve kimsenin yanına ulaşamayacağı bir kuleye sürgün etmiş ve oradan bir daha çıkmamak üzere terk edilmesini emretmiş.

Periler kraliçenin haline acıyarak sürekli ona çeşit çeşit yiyecekler götürür, sabretmesi için nasihatlerde bulunurlardı.

Günler bu şekilde ilerlerken, prens gittikçe büyüyüp yiğit ve terbiyeli genç bir delikanlı olmuştu, ormanın derinliklerinde kim olduğundan habersiz bir şekilde bir yaşam sürüyordu,

Kötü niyetli aşçı zaman zaman prensin yanına gider onu kontrol ederdi,  gün gelmiş artık prens ile ilgili planlarını harekete geçirmeye karar vermiş.

Aşçı prense:

– Sevgili yeğenim, senden bir şey yapmanı istiyorum.

Prens:

– Tabii ki yeterki sen ne yapmam gerektiğini söyle

Aşçı:

– Şuana kadar her ne istediysen olduğuna şahit oldum, bu seferde senin bu ülkenin kralı olmanı benide kendine vezir yapmanı istiyorum.

Kısa bir zamanda evladı olduğunu bilmediği halde kralın en yakını haline gelen prensi, başarılarından ve dürüstlüğünden dolayı veliaht prens ilan eden kral ağır bir hastalığa yakalanınca, prens vekaleten ülkenin kralı olmuş aşçıyı da kendisine baş vezir yapmıştı, bu kadarla yetinmeyen Aşçı prensin gerçekleri öğrenmemesi için de kısa zamanda ondan da kurtulmak için planlar yapmaya başlamıştı.

Sarayda bulunan ve aşçıya sadık olan bir hizmetçiyi prensle evlendirdikten sonra, hizmetçiye prensi derhal zehirlemesini yoksa kendisini, kimsenin bilmediği bir yerde hapsedileceğini ve daha kendisine nice kötülükler yapılacağını söyleyerek tehdit eder.

Hizmetçi:

– Ben prense bunu yapamam, onu gerçekten de çok seviyorum.

Aşçı:

– Tabi ki yapacaksın ben seni niçin onunla evlendirdim sanıyorsun

Hizmetçi:

– Sen çok kötü bir insansın!

Aşçı:

– Sabah  geldiğimde prensi zehirleyip etkisiz hale  getirmemişsen olacakları o zaman görürsün ha.ha.ha….

O anda onların konuşmalarına şahit olan odasına giderek beklemeye başlamış, içeri giren eşi ona bir bardak şerbet getirmişti.

Prens:

-Bu şerbeti senin içmeni istiyorum, demiş

Telaşlanan kraliçenin elleri titremeye başlamıştı,

Prens:

– Konuşmalarınızı duydum böyle bir şeye yelteneceğini de biliyordum

Eşi:

– Özür dilerim senden sevgilim, korkudan ne yapacağımı bilemedim

Prens:

– Sen merak etme o yaptığı tüm kötülüklerin bedelini ağır bir şekilde ödeyecek.

Prens, aşçının tasmalı siyah bir süs köpeğine dönüşmesini ve en baştan beri olup, biten her şeyi kendisine anlatarak gerçek ailesinin yanın götürmesi dilemiş.

Aşçı hemen bir köpeğe dönüşmüştü onun yakalatan prens eşine:

–  Şimdi benim ailemin kim olduğunu öğrenip onları bulmam lazım seni bu şekilde onların yanına götüremem ama bir çiçek olarsan seni yanımda taşıyabilirim.

Eşi:

-Seninle olduktan sonra her şeye dönüşmeye hazırım yeterki benide yanında götür demiş.

Prens eşinin güzel bir pembe gül olmasını diler dilemez eşi bir pembe gül’e dönüşmüş onu cebine koyarak süs köpeğinin tasmasını çeke çeke ailesini bulmak için yola koyulmuş.

Uzunca bir yol gittikten sonra annesinin hapsedildiği yerden onu çıkartarak ona sarılmış ve ona olup biteni bir bir anlatmış, annesini oradan kurtardıktan sonra ülkenin hasta kralının, kendi öz babası olduğunu öğrenmiş annesini de yanına alarak krallığa geri dönmek için yola koyulmuşlardı, yoldayken Ülkenin kralının hızlı bir şekilde iyileşerek sağlığına kavuşmasını dilemiş.

Onlar saraya döndüklerinde kralın ayağa kalkmış ve sağlıklı bir şekilde bahçede dolaştığını görünce onun yanına gitmişler, Kraliçeyi gören kral:

-Sen ne yüzle karşıma çıkıyorsun.

Prens:

– Kralım ben sizin oğlunuzum müsaade edin size her şeyi anlatayım.

Kral:

– Ben sana çok güvendim ve onun içinde seni veliaht prens tayin ettim niçin böyle dalavereli işlere giriyorsun, senin sözlerinin doğruluğuna nasıl inanayım delilin var mı?

Prens gülümseyerek dilekte bulunmuş, Köpeğe dönüşmüş aşçı eski haline dönerek:

– Evet! Doğru! Çok doğru,  affedin beni kralım hepsini ben yaptım, lütfen sayın kralım bana merhamet edin, bu benim aç gözlülüğüm varya gözümü kör etmişti. O yüzden oğlunuzu kaçırıp kraliçeye iftira attım.

Kral:

– Seni gidi yalancı köpek sen bir daha çıkmamak üzere kuleye hapsedileceksin demiş,

Aşçı aç gözlülüğün soncu en ağır cezalara çarptırılmış, kral ve ailesi ise o günden sonra hep beraber mutlu bir hayat sürmüşler…

Pembe Masalı’nı okurken eğlendiğinizi umuyoruz dilerseniz Oduncu ile Kuş Masalı‘nı okuyabilir veyahut Masal Oku platformunu inceleyebilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Kıvırcık-Saçlı-Kız-Masalı

Kıvırcık Saçlı Kız Masalı

Kıvırcık Saçlı Kız Masalı Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde güzelim ülkelerin birinde şirin …

Su-Perisi-ile-Elma-Kurdu

Su Perisi ile Elma Kurdu

Su Perisi ile Elma Kurdu Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde güzel mi güzel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir