Padişahın Kızı İle Evlenmek İsteyen Çoban

Padişahın-Kızı-İle-Evlenmek-İsteyen-Çoban
Bir zamanlar çobanlık yapan genç bir adam gönlünü padişahın kızına kaptırmış ve o günden sonra ondan başka hiçbir şey düşünemez olmuştu, kız padişahın kızı olduğundan derdini kimseye anlatamıyordu.

Hikaye Oku, Padişahın Kızı İle Evlenmek İsteyen Çoban, Mağarada 40 gün zikir çekme hikayesi çok eski ve etkileyici bir hikaye okumanızı tavsiye ederim.

Halini soranlara da, üzgün ve çaresiz bir tebessümle bakıp, hiçbir şey söylemiyordu, onun bu durumunu çevresindekileri merak içerisinde bırakmıştı, sadece beraber çobanlık yaptığı yakın arkadaşı onun aşkından haberdardı.

Akşam olunca, arkadaşı ile beraber kaldıkları kulübelerine dönmüşlerdi, yemek yedikten sonra Aşık olan çoban kulübenin ilerisinde bulunan bir kaya parçasının üzerine oturup düşünüyormuş, bu esnada kulübenin önüne gelen bir Allah dostu;

– Hey delikanlı diye seslenir!

Aşık çoban öylesine dalmış ki Allah dostunun sesini duymuyormuş bile, Allah dostu birkaç defa seslenir ama aşık çoban hiç onu duymuyormuş, sesi işiten diğer çoban kulübeden dışarı çıkar.

-Buyurun efendim hoş geldiniz! Bir şey mi lazımdı?

İhtiyar:

– Evladım! Buradan geçiyordum, çok susadım bana verecek biraz suyunu var mı?

Genç hemen ihtiyar adamı oturtarak içerden getirdiği biraz su ile yemeği ikram eder, İhtiyar bir yandan suyunu içerken, bir yandan da kayanın üzerinde duran genci merak eder.

İhtiyar sorar:

– Şu arkadaş hasta mıdır?

Genç:

– O bir kıza aşık oldu, kızdan başka hiçbir düşüncesi yoktur.

Genç çobanı dinleyen ihtiyar sorar:

– Peki, arkadaşınız kime âşık olmuş onu öğrenmem mümkün mü?

Önce çekinen çoban karşısındakinin bir evliya olduğunu anladığından ona:

– Efendim padişahın kızına.

İhtiyar, az ileride kaya parçasının üzerinde oturmuş olan gence bakarak, epey bir perişan etmiş kendini iyice salıvermiş.

Padişahın Kızı İle Evlenmek İsteyen Çoban‘ın arkadaşı:

– Efendim! Ben her gün söylüyorum, ama anlamıyor ki! Ona dedim ki, sen kim padişahın kızı kim? Senin neyine kardeşim padişahın kızına âşık olmak ama bir türlü dinletemedim ki,

İhtiyar:

– Çağır evladım şu âşık çobanı bizde onunla konuşalım.

Genç çoban aşık çobanı çağırır beraber ihtiyarın yanına gelirler Aşık çobanın ayakta duracak takati yoktur.

İhtiyar:

– Evladım bu halin nedir? Kendinize niçin bu kadar zulüm ediyorsun,  çaresi olmayan hiçbir dert, şifası olmayan bir hastalık var mıdır tabiî ki her şeyin bir çaresi vardır.

Onları oturtan ihtiyar padişahın danışmanlarından biriymiş,  ama kimse onun danışman olduğunu bilmezmiş ve kendisinin kim olduğunu onlara söylemiş.

İhtiyarın konuşmalarını dinleyen gençler ümitlenmişler, çünkü padişahla yakınlığı olan birine rastlamışlardı.

Padişahın Kızı İle Evlenmek İsteyen Çoban

– Efendim benim derdime bir çare var mı?

Allah Dostu:

-Sen benim dediklerimi harfiyen yaparsan eğer sevdiğine kavuşursun.

Aşık çoban:

– Tabi ki yeterki siz bana yol gösterin ne istersen onu yaparım demiş,

Allah Dostu:

– Benim evim şu dağın yamacındadır orada yalnız yaşarım, kulübenin üst kısmında bir mağara var, sen oraya yerleşeceksin,  kırk gün hiç dışarı çıkmadan gece gündüz hep Allah, Allah, Allah diye zikir çekeceksin, ne duyarsan, ne görürsen de Allah demekten vazgeçmeyeceksin, işte o zaman muradın gerçek olacak.

Aşık genç:

– Gerçekten ona kavuşmak bu kadar kolay mı? Ben şimdi tespihimi alıp, mağarada Allah, Allah, Allah diye zikir çekeceğim ve sonra da sevdiğime kavuşacağım, öyle mi?

Allah Dostu:

– Evladım, sen dediklerimden çıkma yeter, demiş

Çoban sabahı erkenden arkadaşıyla vedalaşarak ihtiyarla birlikte hemen o mağaraya doğru yola koyulurlar,  İhtiyar çobanı mağaraya kadar eşlik eder. Çoban hemen içeri girerek tespihini eline aldığı gibi  Allah, Allah diye zikir çekmeye başlar.

Aradan bir hafta gibi bir süre geçmiştir, çoban zaruri olan ihtiyaçları dışında yalnızca zikir ile meşgul olmaktadır.

Çobanı gören köylülerde ondan bahsetmeye başlarlar köylüler arasında

– Şu dağın yamacındaki mağarada keramet ehli bir derviş olduğu ve gece gündüz sadece zikir ettiği söylentisi dilden dile sadece yakın köylerde değil kasabaya hatta ülkeye yayılmıştı.

Çobanın mağaraya gitmesinin üzerinden bir ay gibi bir süre geçmişti ki, arkadaşı çoban onu merak ederek ziyaretine gelir. Mağarada sadece zikirle meşgul olduğundan, arkadaşının geldiğini bile fark etmemiştir. Kısa bir süre hasret giderdikten sonra, arkadaşı mağaradan ayrılır.

Kırk günün dolmasına üç gün kalmıştı ki, aşık çobanın şöhreti bütün ülkede dilden dile yayılmıştı ki, padişah ve dervişleri dahi ondan bahseder olmuşlar, onu merak eden padişah vezire

– Böyle mübarek Allah dostlarının yanımızda olması bizlere çok büyük faydalar sağlar.

Vezir:

– Sultanım! Böyle keramet sahibi Allah dostları bir yerde fazla durmazlar, onu saraya davet edip misafir edelim.

Padişah:

– Evet, güzel bir fikir hemen var git ve o dervişi saraya davet et.

Padişahın talimatıyla vezir ve yanındaki birkaç derviş mağaranın yolunu tutarlar mağaraya vardıklarında, padişahın teklifini çobana anlatır, ama çoban o teklifi kabul etmez, vezir her ne dediyse onu ikna edemeden saraya geri döner.

Padişahın huzuruna çıkan vezir olup bitenleri padişaha anlatır,

– Padişahım, biliriz ki Allah dostları dünya malına değer vermezler, bu derviş Efendi de bunun en güzel örneğiydi der.

Vezirini dinleyen Padişah ertesi gün kendisi gitmeye karar verir, hazırlık yapar ve yola çıkarlar.

Padişah dağdaki mağaraya giderken danışmanı olan Allah dostuna da haber salarak, onunla beraber çobanın bulunduğu mağaraya girerler, bunu duyan köylüler de mağaraya gelirler.

Padişah edepte kusur etmeme gayretiyle içeri girerek ellerini birbirine bağladı ve çobana 

– Efendim,  sizi ziyarete geldik.

Çoban yavaşça ayağa kalkarak gelenlere döndü ve yüzünde en ufak bir şaşkınlık emaresi dahi yoktu, herkes heyecan içindeydi, halkta mağaraya ulaşmış sessizce beklemekteydiler

Padişah meramını anlatarak tekliflerde bulundu

Aşık çoban hepsini reddetti,

Danışman olan Allah dostu padişahın kulağına fısıldayarak

– Efendim, kızınızla evlendirmeyi teklif edin belki kabul eder.

Padişah

– Efendim bir kızım var, zat-ı alinize layık değil lakin lütfeder ve nikahınıza alırsanız bizi bahtiyar edersiniz.

Kırk günün sonunda nihayet amacına varmıştı, aşık çobanın arkadaşı mağaranın girişinde sevinçten ağlıyordu,  bütün gözler çobandaydı.

Ağzından,  çıkan cümle “hayır kızınızı istemiyorum” du

Padişah dahil herkes hayret içindeydi Allah dostu çobanın kulağına eğilerek istediğin oldu kızı sana verdi niye istemiyorsun.

Padişahın Kızı İle Evlenmek İsteyen Çoban

– Ben kırk gün boyunca padişahın kızı için “Allah” dedim, Allah padişahı ayağıma getirterek kızıyla evlenmemi benden istedi, ya bir de “Allah” için “Allah” deseydim kim bilir bana neler verirdi.

Önerilen İçerik:

Ayrıca kontrol et

Süleyman Nazif İle Ahmet Cevdet Arasındaki İlginç Diyaloglar

Süleyman Nazif İle Ahmet Cevdet Arasındaki İlginç Diyaloglar

Ülkemizde bulunan yazar ve edebiyatçılar arasında en fazla nüktesi bulunan kişilerden bir tanesinin den Süleyman …

Ömer Seyfettin İlim Başka İrfan Başkadır Hikayesi

Ömer Seyfettin İlim Başka İrfan Başkadır Hikayesi

Birinci Dünya savaşı ve Milli Mücadeleden bu yana doğmuş, az çok görmüş olduğu tahsil ile …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir