Önümüzde Fahr-i Kâinat yürüyor!

Ordusuna Peygamberimizin eşlik ettiği Padişah

Osmanlı Devleti Padişahlarından Yavuz Sultan Selim, ordusunun önünde Mısır’ a sefer yollarındaydılar, Mısır’a ulaşabilmeleri için meşhur Sina Çölü’nü geçmeleri gerekiyordu fakat bu çölüde geçmek neredeyse imkansızdı.

Yavuz Sultan Selim ise o çölü geçmeye kararlıydı, Osmanlı ordusu Sina Çölü’ne doğru ilerlerler, Basra civarında günlerce süren yolculukları boyunca büyükçe meyve bahçelerinin yanında geçerler ve Basra geride bırakırlar kalır ve en sonunda uçsuz bucaksız olan sahra çölüne varırlar.

Çölün hissedilmeye başladığı esnada duran Halife Yavuz yanındakilere

– Bana bir meyve getirebilir misiniz? der

Vezirlerin hepsi şaşkınlık içerisinde kalırlar vezirler bunun mümkün olmadığını söylerler, ardından Sultan ordudaki askerlere sormalarını emreder tüm orduyu dolaşan vezirler orduda bir tane hurma ya da elma aramaları sonuçsuz kalır çünkü hiçbirinde yoktur.

Bu haberi Yavuz Sultan Selim’e verdiklerinde atından inen Padişah secdeye kapanır “Sana sonsuz hamd ve şükürler olsun ya Rabbi!” dedikten sonra ayağa kalkarak, vezirlerine döner.

– Eğer olurda askerlerimden biri elini o meyve bahçelerdeki o dallara uzatmış olsaydı, şu gördüğünüz çöle girmezdim!

Sonrasında sina çölüne girerek ilerlerler Sultan Selim Han, bir ara atından inerek o kızgın çölde yürümeye başlayınca onunla beraber tüm orduda atlarından inerek yürümeye başlamışlar epey bir yürüdükten sonra ordu yorgunluktan harap ve bîtab bir hale gelmiştir. Sultan Yavuz, büyük bir edeb ve huşu içerisinde yürümesine devam ederken, dayanmayarak sultanın yanına gelerek müsaade istedikten sonra sebebi sorulunca edepli bir şekilde şöyle der:

– Önümüzde, Fahr-i Kâinat yürüyor, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (sav) önümüzde yürümekteyken, ben at üstünde gitmekten hayâ ederim! Der

Osmanlı Padişahlarından dokuzuncusu olan ve yaptığı fetihlerle ve kişiliğiyle adeta tarihe adını altın harflerle yazdırmış olduğu gibi tarihin en önemli şahsiyetlerinden olan Yavuz Sultan Selim; 2. Beyazıt’ın oğlu, Kanuni Sultan Süleyman’ın babasıdır.

Mısır Seferleri sonrası kutsal topraklar Osmanlı Devletinin hakimiyetine girmiştir.

6 Temmuz 1517’de Kutsal Emanetleri, aralarında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hırkası, dişi, sancağı ve kılıcı, bulunan birçok eşyası o zaman Hicaz’dan Yavuz Sultan Selim Han’a gönderilmiş, 29 Ağustos 1516’da Hilafet Abbasilerden Osmanlı soyuna geçmiştir.

Önerilen İçerik : Padişahın Kölelerini Sınaması

Ayrıca kontrol et

Somuncu-Baba-ve-Emir-Sultan

Somuncu Baba ve Emir Sultan’ın Tanışma Hikayesi

Somuncu Baba ve Emir Sultan’ın Tanışma Hikayesi Buhara şehrinden başlayan yolculuğu ilk önce Mekke ve …

Ateistin-3-Sorusu

Ateistin 3 Sorusuna Şems-i Tebrizinin Muhteşem Cevabı

Ateist olduklarını belirten bir gurup, Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerinin yanına giderek ona birkaç sual sormak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir