Nar Tanesi Masalı

Çocuk Masalları Oku platformumuzda, yer alan  prenses masalı olan nar tanesi masalı en çok okunan ve dinlenen masallar arasında olduğundan, okurken eğleneceksiniz.

Evvel zaman içinde bir kralın çok güzel bir kızı varmış, küçük yaşta yetim kalan bu kız, kral’ın tekrardan evlenmesi ile beraber hayatı tamamen değişmişti.

Prensesin çok güzel olması yüzünden onu kıskanan kötü niyetli kraliçe, zaman zaman ülkede bulunan bir büyücünün yanına giderek ona

-Söyle bana bu ülkede benden daha güzeli var mıdır?

Büyücü,

-Bu ülkedeki en güzel kadın sizsiniz kraliçem, ayda, güneşte sizin güzelliğiniz karşısında sönük kalır.

Günler bu şekilde geçerken saraya bir iş için giden büyücü, Prenses nar tanesini görünce ülkedeki en güzel kız bu diyerek ona hayranlıkla bakıp durmuştu.

Birkaç gün sonra büyücünün yanına gelen kraliçe ona,

Söyle bana bu ülkede benden daha güzeli var mıdır?

Büyücü

-Evet Kraliçem senden daha güzeli var demiş.

Kraliçe,

Şimdi söyle bana kimmiş bu diye soru sorarken büyücünün prensesi gördüğünü de anlamıştı.

Büyücü,

Prenses nar tanesi öylesine güzel ki ondan daha güzeli yoktur.

Hemen oradan ayrılan kraliçe prenses nar tanesinden kurtulma planları yapmaya başlamış, sabah olunca prensesin yanına giderek ona

-Biliyorum uzun bir zamandır bu saraydan hiç dışarı çıkmadın, istersen seni sarayın dışına gezmeye götürebilirim biraz dışarıdaki güzellikleri görmüş olursun.

Doğduğu günden beri neredeyse hiç sarayın dışına çıkmamış olan iyi niyetli prenses,  bu teklife çok sevinmişti.

Beraber sarayın dışına çıkarak geze geze saraydan epey bir uzağa gitmişler, kraliçe beraberinde götürmüş olduğu askerleri bir yerde durdurduktan sonra, prensesle beraber yalnız bir şekilde yürüyüş yapmışlar.

Yürümekten yorgun düşen prenses, dinlenmek için bir ağacın altında oturmuş ve oturduğu yerde uyuyakalmıştı, bunu fırsat bilen kraliçe hemen sessizce oradan ayrılarak saraya dönmüş. Kral’a ise prensesin ormanda kendisini gizleyerek kaçtığını söylemişti.

Biraz dinlendikten sonra uyanan Nar Tanesi etrafına bakınmış, kraliçe ve askerlerin etrafta olmadığını görünce,

Kraliçem, kraliçem, neredesiniz diye bağırmaya başlamış, onların kendisini terk ettiğini anlayınca olduğu yerde oturarak ağlamaya başlamış, gideceği yönü bilmediğinden etrafına bakmış ve kendi kendine karar verdiği yöne doğru yürümeye başlamış.

Akşam olmak üzereydi çaresiz kalan prenses geceyi geçirebileceği bir yer aramış, bulamayınca da bir dere kenarında bulunan ağacın altında oturarak çaresizce ağlamaya başlamış.

 O sırada ormanda kendilerine yapmış oldukları bir kulübede yaşayan üç erkek kardeş su almak için dere kenarına geldiklerinde bir ağlama sesi duyup, sese doğru gitmişler.

Ağacın altında ağlayan güzel kızı gördüklerinde ona yaklaşan kardeşlerden biri

-Bizden korkma, biz sana hiçbir şekilde zarar vermeyiz senin gibi güzel bir kızın bu ormanda tek başına ne işi var.

Gözyaşlarını silen prenses başından geçenleri anlatınca, kardeşlerden biri.

– İstersen bizimle gelebilirsin, geceleri orman tehlikeli olabilir.

Onlarla beraber giden nar tanesi’ne  çok iyi bakan kardeşler evde olmadıkları zamanlarda prensesi korumak için evin kapılarını kilitler anahtarı kendileriyle götürürlerdi.  Prensese de, kim gelirse gelsin kapıya yanaşıp onlara ses verme diye tembih etmişlerdi.

Günler bu şekilde geçerken, nar tanesi’nin güzelliği dilden dile dolaşarak kraliçenin kulağına kadar gitmiş, onun hayatta olduğunu öğrenen kraliçe hemen ülkede bulunan en kötü cadının yanına giderek prenses’ten kurtulabilmesi için ne yapabileceğini sormuş.

 Cadı ise ona iki tane iğne vererek,

– Bu iki iğneyi birden prensesin kafasına batırabilirsen eğer ebediyen ondan kurtulabilirsin.

Prensesin yerini öğrenen kraliçe oraya giderek evi uzaktan gözlemlemiş, üç kardeşin evden ayrıldığını gördükten sonra kulübeye yanaşarak kapıyı çalmış,  kapıyı açan olmayınca,

-Kimse yok mu evlatlarım anneniz geldi açsanıza kapıyı diye seslenmiş.

İyi niyetli prenses üç kardeşin annelerinin geldiğini düşünerek kapıya yanaşıp,

-Siz onların annesi misiniz?

Kurnaz kraliçe,

-Evet Kızım çok uzaklardan geliyorum, şu kapıyı açda biraz soluklanayım.

Prenses,

-Efendim hoş geldiniz ama bende bu kapıyı açacak anahtar yok, ama akşam olmadan gelirler şu ağacın orda biraz soluklanın isterseniz onlar gelince kapıyı açarlar.

Kurnaz kraliçe,

-Kızım, benim o kadar bekleyecek vaktim yok akşam olmadan eve dönmem lazım, evlatlarıma getirdiğim hediyeleri sana bıraksam onlara verebilir misin?

Prenses,

Kapı kapalı o hediyeleri nasıl alabilirim ki!

Kraliçe,

-Pencereyi aç pencerenin deliğinden sana vereyim demiş.

Prenses pencereyi açar açmaz hemen sihirli iki iğneyi onun kafasına batırmış ve nar tanesi olduğu yerde hareketsiz olarak yere yığılmıştı.

Akşam üzeri eve dönen kardeşler nar tanesi’ni yerde görünce, onu yatağa yatırıp gözlerini açması için günlerce uğraşmışlar ama bir türlü gözlerini açmadığını gördüklerinde onu altından yapılmış bir kafesin içerisine koyarak kafesi iki ağacın ortasına asmışlar.

Bir gün ormana avlanmaya giden komşu ülkenin prensi yolunu kaybedince yolu bulmak için ormanda dolaşıp durmuş, yürümekten yorgun düşen prens ve askerleri geceyi geçirmek için derenin kenarında konaklamışlar.

Sabah olunca prens ve askerleri biraz ilerledikten sonra  iki ağacın ortasına asılı olan altın kafesi görünce, Prens merak edip ağaca çıkmış, orada yatan güzel kızı görünce ona aşık olmuş ve hemen altın kafesi indirip kendisiyle beraber saraya götürmüş.

Onun iyileşmesi için ülkede ne kadar hekim var ise hepsini getirip, prensesi tedavi ettirmeye çalışmış ama bir türlü onu tedavi ettirmeyi başaramamıştı.

Bu arada kral babası sefer hazırlıkları yaparken vezirlerden biri,

-Bağışlayın kralım, sizin yiğit oğlunuz varken, bu yaşta sizin sefere çıkmanız doğru olmaz,

Kral,

-Öyleyse prense haber verin, sefere o çıkacak demiş,

Bu haberi alan prens, nar tanesi prensesi yalnız bırakacağı için, sefere çıkmak istemezse de, kral’ın emri olduğundan sefer hazırlıklarına başlamış, sefere çıkmadan önce tüm hizmetçilerini çağırarak odasına kimsenin girmemesi yönünde uyarıda bulunduktan sonra kapıyı kilitleyip sefere çıkmış.

Prensin kendisine olan ilgisizliğini öğrenmek isteyen nişanlısı saraya giderek prensin odasına girmenin yollarını aramış ve en sonunda bulduğu bir anahtar ile odanın kapısını açarak içeri girmiş.

Altın kafes içerisinde yatan prensesi gören nişanlısı onu kıskanarak saçlarını kesmek için eliyle saç diplerini tutunca eline batan iğneyi kafasından çıkarmış, sihrin etkisiyle bu sefer bir papağana dönüşen prenses pencereden uçtuğu gibi gözden kaybolmuş.

Ondan kurtulduğunu düşünen nişanlısı sevinerek gizlice kapıyı kapatıp oradan ayrılmış.

Seferden dönen prens hemen prensesi görmek için odasına koşmuş ama altın kafesin kapısının açık olduğu ve prensesin olmadığını görünce, bütün hizmetçileri odasına çağırarak,

-Benim odama benim iznim olmadan giren kim? Ben size bu odaya kimse girmeyecek demedim mi.

Prensin öfkeli olduğunu gören hizmetçilerden biri korkudan,

-Efendim, o kadar uyarmamıza rağmen nişanlınız bir anahtarla kapıyı açarak içeri girdi ve kapıyı kapattı içerde ne yaptığı hakkında bilgimiz yok.

Her yerde prensesi aratıp duran prens onun izine bir türlü rastlayamamış ve babasının emri yüzünden istemeye istemeye nişanlısı ile evlenmek zorunda kalmış.

Bir gün bahçeye sürekli gelen bir papağanın prensin buradayım bana yardım et, dediğini başka birine anlatırken ona denk gelen prens, hemen bahçıvanı çağırtarak ona,

-Ne olur o bahsettiğin papağan nerede yerini göster bana 

Bahçıvan,

-Efendim sürekli kulübemin önündeki elma ağacının dalına konar.

Papağanı yakalamak için tuzak kuran prens, birkaç gün sonra ağacın dalına konan papağanı yakalayarak, odasına götürüp altın kafesin içine koyar.

Bu durumu öğrenmek için ülkede bulunan bilge adamların saraya getirilmesini emreder.

Gece olunca odasına giren eşi papağanı görür görmez tanır, gece yarısı gizlice kalkarak kafesin içindeki papağanı tuttuğu gibi pencereden aşağı atar yere düşmenin etkisiyle kanadı kırılan papağanı yerde baygın bir şekilde bulan bahçıvan onu eve götürerek tedavi eder.

Birkaç gün sonra kendine gelen papağanı kafesten çıkartarak, kafasında herhangi bir hasar olup, olmadığını tespit etmek için elini kafasında gezdiren bahçıvan papağanın kafasına saplanmış bir iğne olduğunu görünce dikkatli bir şekilde o iğneyi çıkartmış.

Birden o papağanın güzeller güzeli bir kıza dönüştüğünü gören bahçıvan,

Kızım sen ne kadarda güzelsin neler oldu sana bana anlatır mısın? 

Prenses olup biteni bahçıvana anlatınca, ertesi gün gizlice prensin yanına giden bahçıvan prensle beraber kulübeye gitmişler.

Prensesi gören

Prens sevinçle ona sarılarak neler oldu prensesim bana anlatabilir misin?

Prenses nar tanesi, her şeyi en baştan anlatmış,

Prens,

Sizden ricam bir iki gün burada çıkmamanız ben gerekli tedbirleri aldıktan sonra seni buradan aldıracağım diyerek en güvendiği askerleri kulübenin önüne dikmiş ve onlara canları pahasına da olsa kulübedeki prensesi korumalarını emretmiş.

Kralın yanına giden prens, olup biten her şeyi ve prensesi çok sevdiğini onsuz olamayacağını krala anlatmış, kralın yardımıyla eşini yaptıklarından dolayı ülkeden uzaklaştırmış.

Prensesi bir sandıkta gizleyerek onun ülkesine doğru gitmişler, herkese sandıkta krala hediye edeceği hediyeler olduğunu söyleyip sandıkla beraber kralın huzuruna çıkmışlar.

Prens, durumu krala anlattıktan sonra sandığı açarak prensesi de sandıktan çıkarttıktan sonra onu babasından istemiş.

Kral hemen kraliçeyi tutuklatarak hapse attırmış, prens ile prenses 40 gün süren bir düğünle evlenmiş ve hayatları boyunca mutlu bir yaşam sürmüşler

Nar Tanesi Masalı‘nı okurken  harika bir vakit geçirdiğinizi umarız, diğer içerikler  için  sitemizi ziyaret edebilir, dilerseniz Çirkin Ördek Yavrusu Masalı‘nı okuyabilir veya Masal Oku sayfamızı inceleyebilirsiniz

Ayrıca kontrol et

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

uçan-halı-masalı

Uçan Halı Masalı

Uçan Halı Masalı Uçan Halı Masalı, okuyarak eğlenin Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir