Altın Dağın Kralı Masalı

Altın Dağın Kralı Masalı

Bir varmış bir yokmuş bir zamanlar güzelim ülkenin sakinlerinden olan zengin bir tüccar varmış, tek derdi servetine servet katmak olan bu tüccar bir gün tüm mal varlığını, kendisine ait olan  iki büyük gemisine yükleyerek  başka ülkelere ticaret yapmaya  gitmek için gemileriyle yola çıkmış, günlerce yol alan tüccarın yolculuğunun 10’uncu günündeyken şiddetli fırtınaya kapılan gemileri batmış ve kendisi ve gemi mürettebatı kendilerini zar zor kıyıya ulaştırmışlar.

O günden sonra tüccar fakir biriymiş çünkü tüm mal varlığı gemilerle beraber yok olmuştu, elinde avucunda kalan tek mal varlığı tarlası ve eviymiş,

O ülkedeki insanların kendilerine yardım etmeleri üzerine tüccar ve gemi mürettebatı ülkelerine dönmüşlerdi.

Evinde hiçbir iş yapmadan kara kara düşünen ve dinlenen tüccar bir gün tarlasına gitmiş ve bir ağacın altında sırt üstü uzanmış dinlenirken Mannikin adındaki cüce tüccarın yanına yaklaşarak,

 -Dostum, olanları duydum ve çok üzüldüm ama sizlere bir şey olmadığına sevindim gelen bela mala gelsin niye bu kadar üzgünsün? Seni böyle derinden yaralayan şey servetini kaybetmek midir?

Tüccar,

-Yıllardır biriktirdiğim bütün servetimi bir çırpıda kaybettim. Ben bu duruma alıştım tek derdim benden başka kimsesi olmayan oğlum için endişe ediyorum.

Mannikin,

-Kendini üzme her şeyin bir çaresi var dile benden ne dilersen hemen yerine getiririm ama bir şartım olacak buradan kalkıp eve gittiğinde, evine girdiğin anda sana ilk dokunan şey ne olursa olsun onu 12 yıl aradan geçtikten sonra bana vermeni istiyorum demiş.

Tüccar hiç düşünmeden sevinç içerisinde gülerek kabul etmiş ve dileğini söyleyerek koşa koşa eve dönmüş eve döndüğünde babasına şaka yapmak isteyen oğlu babasının arkasından eğilerek gizlice bacağını tutmuş.

İşte o anda düşünmeden cücenin yaptığı teklifi hatırlayan tüccar yaptığı hatayı fark etmiş ve o bütün sevinci birden korkuya dönüşmüş

Hemen tavan arasına doğru çıkarak oradaki para sandığını içini açmış ve sandığın içinin boş olduğunu görünce rahatlamış,

Madem altınlar yok bu saatten sonra gelirse reddederim diye düşünmüş.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra tavan arasına çıkarak  sandığa bakan tüccar sandığın altınla dolu olduğunu görünce hiç sevinememiş aksine üzülmüştü, halbuki bu altınlarla eskisinden  daha  zengin biri haline gelmişti.

Günler birbirini kovalarken 12 yıl çabucak geçmişti artık oğlunu cüceye vereceği gün gelip çatmıştı oğlunun yanına giden tüccar,

-Oğlum benim seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun değil mi, yıllar önce yapmış olduğum  yanlış bir şeyi sana anlatmak zorundayım.

Babasının endişeli olduğunu gören evlat,

-Baba, endişe edecek bir şey yok demiş

Çünkü bir önceki gece sihirli bir peri tüccarın oğlunun yanına gelerek olup biteni ona anlatmıştı,  ayrıca ona sahip olacağı büyük serveti ve bunun için neler yapması gerektiğini söylemişti.

Ertesi sabah babasını uyandırarak babasına,

Hadi kalk sözünü yerine getirmen lazım söz verdiğin yere gidelim demiş,

Beraber tarlaya gittikten sonra yere oturan tüccar etrafına bir çember çizmiş ve oğluna az ilerde beklemesini söylemiş çok geçmeden oraya gelen cüce, tüccarın yanına oturmak istemiş ama sihirli bir güç cücenin o çembere girmesine engel olmuş.

Cüce,

-Sevgili tüccar biliyorsun tam oniki yıl önce bana bir söz vermiştin bana ait olan şeyi bana vermen için buraya geldi şimdi lütfen onu bana kendi elinle teslim et.

Tüccar,

-Özür dilerim dostum sen bana büyük bir iyilik ettin biliyorum ama o benim canım oğlum, ben onu sana nasıl veririm.

Cüce,

-Sen bana söz vermiştin ama şuan sen beni kandırmış oluyorsun.

Tüccar,

-Dostum kabul edersen sana bir teklifte bulunabilirim.

O an onların yanına gelen genç, cüce ve tüccar beraber bir anlaşma yapmışlar.

Yaptıkları anlaşma gereği tüccarın oğlu Heisel, bir kayığa binecek babası da kayığı denize doğru sürecekmiş. Hem o kayığın hem de Heisel’ın kaderini ise o anki dalgalar belirleyecekmiş.

Kayığı başka bir kayıkla çeken tüccar denize yaklaştığı esnada diğer Kayığı tutan ipi çözmüş, bir süre sonra dalgalara kapılan kayık alabora olmuş.

Tüccar oğlunu kaybettiği için üzüntülü bir şekilde geri dönmüş, Cüceyse mutlu olmuştu. Genç Hanselden ümidini kesen tüccar ve cüce oradan uzaklaşmış,

Genç Heisel ise alabora olan kayığın üstüne çıkarak boğulmaktan kurtulmuş ertesi gün dalgaların sürüklediği kayık bir karaya yanaşmıştı.

Karada çok büyük bir saray ve altın bir dağ olduğunu gören Heisel kaleye doğru giderek kapalı olan kapısını açarak içeri girmiş ama içeride kimseler yokmuş,  Birilerini bulma ümidiyle oda oda dolaşırken beyaz bir yılanla karşılaşmış, korkudan yerinde kıpırdayamayan Heisel’e,

Yılan

-Hoş geldin yolcu, ben bir prensesim adım Nuada,  bana yapılan bir büyü sonucu bu hale geldim,

Heinsel,

-Peki, bu bir büyü bozulabilir mi diye sordu,

Nuada,

-Evet, büyü gece vakti buraya gelen 12 adamın bana yaptığı işkenceye 3 gece katlanabilirsem bu büyü bozulabilir demiş,

Hansel, 12 adam bularak onları saraya getirtmiş ve bunlar 3 gün boyunca yılan olan Nuadaya işkence yapmışlar 3. Günün sonunda yapılan o işkencelere dayanan Nuada tekrardan insan olmuş ve Heisel ile evlenmişler.

Halk tekrardan krallığa dönmüş ve çok yakışıklı bir oğulları olmuş aradan da 7 yıl geçmiş.

Heisel, aradan geçen bunca yılın ardından babasını özlemişti, onu görmek istiyordu,  bu isteğini kraliçesine anlatmış.

Kraliçe, kocasının gitme isteğine üzülmüş olsada, bu konuda  Heiselin ısrarcı ve kararlı olduğunu görünce,  Heisel’a bir yüzük veren kraliçe

-Benim ve oğlumu oraya götürmeyi dilemeyeceksin gözlerini kapat ve gitmek istediğin yeri dile  demiş

Heinsel,

Gözlerini kapatarak  babasının yaşadığı kasabaya  gitmeyi dilemiş, gözlerini açınca kendisini doğup büyüdüğü kasabada bulmuş.

Hemen eve doğru giden Heisel Babasının bahçede oturur halde görmüş yanına yaklaşmış ama babası kendisini tanımamış,

-Baba, ben Heisel.

Tüccar,

-Hayır olamaz, benim oğlum yıllar önce denizde dalgalar arasında kayboldu ve onu bir daha gören olmadı.

Heinsel,

-Baba, inanmıyorsan doğum lekeme bakabilirsin benim baba, o gün alabora olan kayığın üstüne çıkmayı başardım ve dalgalar beni bir yere sürükledi şimdi o diyarın kralı oldum bir torunun da var.

Oğlunun doğum lekesine bakan tüccar oğluna sarılmış,

-Eşin ve çocuğun şimdi nerede?

Oğlunu da babasının yanına getirmek isteyen Heinsel denize açıldığı yere giderek gözlerini kapatmış ve dileğini dilemiş, anında dileği gerçekleşmiş,

Kraliçe oğluyla oraya gelmiş ama çok öfkelenmiş, Heisel’den yüzüğünü geri alan kraliçe oğluyla beraber kendi sarayına dönmüş.

O an kendinden geçen Heisel uyandığında   başına gelenlerin farkına varmış ve ailesini bulmanın bir yolunu aramaya başlamış,  günlerce süren bir yolculuk sonunda  üç devin miras kavgasına denk gelmiş, onları dinleyen Heisel bu anlaşmazlığı çözebileceğini söylemiş,

Bu mirastan kalan şeylerden biri giydiğin zaman giyeni görünmez kılan bir pelerin, bir tanesi ise giydiğin zaman o insanı dilediği yere götüren bir çift ayakkabı, bir taneside eline alınca onu yenilmez yapan bir kılıçmış.

Anlaşmazlığı çözmek için bunları denemesi gerektiğini söyleyerek devleri ikna etmiş

Ayakkabıyı giymiş pelerini üstüne atmış ve kılıcıda eline alan Heinsel ortadan kaybolarak  altın dağına gelmiş,  Krallıkta büyük bir kutlama yapıldığını görünce içeri giren Heisel kraliçenin bir başkasıyla evlendiğini görmüş bu durumada çok kızmış ve ziyafet verilen  masanın üstüne gelerek pelerini üstünden almış ve elinde kılıcıyla görünür hale gelen Kral,

-Altın dağının eteğindeki krallığımın halkı, kralınız geri döndü diyerek kılıcını masaya dokundurduğu anda masa toz boz olmuş hepsi korkuyla önünde eğilmiş ve düğün iptal edilmiştir.

Ama o an Krala gülen asilzadeler bazı sözlerle dalga geçmişler öfkelenen Heisel kılıcını çekmiş ve bağırmış, kılıcın sihri devreye girmiş o an herkes korkudan bir yerlere saklanmış, Heisel o an ne yaptığını anlamış ve durmuş,

Biran düşünmüş sonrada hiçbir şey kişinin çevresindekilere zarar vermesine sebep olamaz demiş ve kılıcı kınına sokmuş, o günden sonra krallığı üzerinde adalet hakim olmuş mutlu ve  huzurlu bir hayat sürmüşler

Altın Dağın Kralı Masalı’nı okurken eğlendiğiniz umarız diğer içeriklerimiz:

Gümüş Gözlü Dev Masalı
Peri Masalları
Masal Oku

Ayrıca kontrol et

Cadı-Avcısı-İle-Yaşlı-Cadı

Cadı Avcısı İle Yaşlı Cadı

Cadı Avcısı İle Yaşlı Cadı Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde, iyi yürekli bir …

Kıvırcık-Saçlı-Kız-Masalı

Kıvırcık Saçlı Kız Masalı

Kıvırcık Saçlı Kız Masalı Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde güzelim ülkelerin birinde şirin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir