Külkedisi Masalı

Sizler için popüler çocuk masalları arasında yer alan Külkedisi Gerçek Hikayesi’ni derledik, uyku masalları uzun soluklu  bu masalı okurken çocuklarınızı eğlendireceksiniz. 

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde o uzak diyarlardan birinde cinderella isminde güzeller güzeli tatlı bir kız yaşarmış, bu kızın annesi, kız daha küçükken dünyasını değiştirdiği için babası ona hem analık hemde babalık yaparak sevgiyle büyütmüş,

Külkedisi Masalı, heyecanı başlıyor.

Cinderella biraz büyüdükten sonra evlenmeye karar veren babası, yeniden evlenince bu güzeller güzeli tatlı kızın hayatına üvey annesi girince hayatıyla beraber kendisine hitap edilen isimde değişmiş artık ona herkes Külkedisi diye hitap etmeye başlamış.

Üvey annesinin 2(iki) kızıda annesiyle beraber gelip aynı eve yerleşmiş, kızlarının üzerine titreyen anne üvey kızı olan Külkedisi ’ni ilk gördüğü andan beri ondan hiç hoşlanmamış.

Üvey anne ve kızları cinderella’nın güzelliğini ve iyi kalpliliğini kıskandıklarından ondan hoşlanmazlarmış, çünkü o iki kız cinderella’nın üvey kız kardeşleri onun kadar güzel ve tatlı değillermiş üstelik çok kaba ve görgüsüz bir şekilde yetişmiş kızlarmış,

Günlerden bir gün Külkedisi ’nin babası uzaklara bir iş gezisi için evden ayrılmış, epey bir süre eve gelmeyecekmiş, işte o zaman üvey anne, kızları ile beraber cinderella’nın hayatını kabusa çevirmek için kötü planlarını uygulamaya başlamışlar.

Cinderella’nın canı sıkıldığında gidip derdini anlattığı bahçede kafeste bulunan o çok sevdiği kuşlarına içini dökerken üvey annesi yaklaşarak ona;

-Bu günden itibaren tavan arasına gidip, kendin için temizle yatma yerini ayarla, eşyalarınıda oraya taşı evin bütün işlerini ayrıca sen yapacaksın üzerindeki o güzel kıyafetlerle de evde dolaşmanı istemiyorum. Demiş,

Bu sözler üzerine başını öne eğen Cinderella ne diyeceğini bilememiş çaresiz bir şekilde üvey annesinin dediklerini  yapmak için eve girerek odasındaki bütün eşyaları toplamış  ve  tavan arasına yerleşmiş, daha sonrada evin tüm işlerini yapmaya başlayan Külkedisi, çok yorulsa da üvey anne ve kızları  onun bu haline  hiç acımazlarmış,

Kız kardeşleri cinderallaya;

-Zaman zaman alaylı bir tavırla doğru düzgün sil şu yerleri görmüyor musun toz kalmış, birde niye çamaşırları yıkamamışsın giyecek elbiselerimiz kalmamış sen nasıl çalışıyorsun şeklinde  azarlarmış,

Cinderella’nın  derdini anlatacağı tavan arasındaki fareler ve küçük penceresine konan kuşlardan başkası değildi çünkü başka konuşabileceği derdini anlatabileceği kimse yoktu etrafında.

Tavan arası geceleri çok soğuk olduğu için, üşüyen kızcağız genellikle geceleri sessizce aşağıya iniyor, şöminenin yanına kıvrılarak kendini ısıtıyor ve uykuya dalıyormuş.

Günleri günleri bu şekilde kovalarken rutin bir şekilde hiç dışarı çıkmadan üvey annesi ve kızlarına hizmet etmeye devam ediyormuş,  bir gün yaşadıkları kasabanın meydanında yüksek sesle saraydan gelen bir duyuru okunmuş,

Bu duyuruda prensin sarayda bir balo düzenleyeceği, bu baloya evlilik yaşına gelmiş tüm genç kızların davetli olduğu defalarca tekrar edilmiştir.

Bu duyuruyu cinderalla ile birlikte üvey annesi ve kızlarıda duymuştu, üvey kızlar hemen annelerinin yanına koşarak ona,

-Bizde bu baloya gitmek istiyoruz demişler.

Anneleri ise onlara:

-O gece orada bulunan bayanlar arasındaki en güzel kızlar siz olacaksınız öyle güzel süsleneceğiz ki prens mutlaka ikinizden birini seçecektir demiş,

Kızlardan biri:

-Öyle olursa hep beraber sarayda yaşayacağız değil mi anne? Diye sormuş

Anneleri ise;

O sonraki iş, şimdi size çok güzel ayakkabı ve elbiseler hazırlamalıyız, hadi hazırlanın dışarı alışverişe gidiyoruz demiş,

Üvey anne ve kızları hep beraber evden çıkarak alışverişe gitmişler, bu arada olup biten her şeyi duyan Külkedisi, onların arkasından çaresiz ve üzgün  bir şekilde bakakalmış.

Bu hazırlık ve alışverişler günlerce sürmüş, diktirmiş oldukları elbiseler hazırlanarak  kendilerine teslim edilmiş bulunan üvey kızlar her gün aynanın karşısında kıyafetlerini deniyor kendilerine bakıyorlarmış ve hep şu sözleri tekrar ediyorlarmış

-En güzel biz olacağız, diyerek kendi kendilerini övüyorlarmış,

Bu şekilde günler çabucak geçmiş ve sonunda balo günü gelip çatmış, sabah erkenden kalkan üvey kardeşler Cinderellayı

–Çabuk buraya gel diyerek çağırmışlar.

Üvey kardeşlerin yanına gelincede ona,

-Neredesin sen sabahtan beri ortalıkta yoksun? Diye azarladıktan sonra hadi çabuk ol git bize banyoyu hazırla demişler,

Banyoyu hazırladıktan sonra gün boyunca üvey kardeşlerinin hazırlanması için onlara yardım etmiş vakit neredeyse akşam olmak üzere tüm hazırlıklarını bitirmiş olan kızlara anneleri,

-Ne kadar güzel olmuşsunuz kızlar, işte bu akşam o güzelliğinize hayran kalacak prens,  demiş.

Korkudan baloya gitme isteğini üvey annesine söyleyemeyen Cinderella  en sonunda cesaretini toplayarak üvey annesine;

-Müsaadeniz olursa ben de saraydaki baloya katılmak istiyorum demiş, demesine ama üvey annenin tepkisi biraz farklı olmuş,

-Sen mi? Aslında o davette bütün genç kızların gelebileceği söyleniyor du lakin deyince

Üvey kardeşlerinden biri hemen söze atlamış ve demiş ki :

-Şu üzerindeki kıyafetle mi geleceksin baloya?

-Senin duyduğun bir prens, hizmetçi değil, o kendine bizim gibi güzel ve alımlı bir eş arıyor canım. Diye sözü bitirdikten sonra üvey anne;

-Hadi hadi çıkalım kızlar, oyalanmaya gerek yok, biraz daha oyalanırsanız baloya geç kalırız ve Külkedisine dönerek sende bütün işleri bitirmeden sakın yatayım deme.

Üvey anne kızları ile beraber saraya doğru yola çıkmış  evde tek başına kalan Külkedisi olduğu yerden çömelerek ağlamaya başlamış:

-Niye beni götürmediler, eğer benimde annem ve babam yanımda olsaydı bu durumların hiçbiri başıma gelmezdi diyerek hüngür hüngür ağlarken,

Birden çok parlak bir ışık belirerek onun gözlerini kamaştırdı, ağlamayı bırakarak o ışığa doğru bakan kız o parlak ışıktan güzeller güzeli bir perinin ortaya çıktığını görmüş,

Peri,

-Güzel kız sakın ağlama bu geceki saray balosuna sende gideceksin demiş.

Bu sözler karşısında şaşkın bir şekilde periye bakan Külkedisi gözlerine inanamıyormuş ve şaşkınlıkla sormuş:

-Ben gidemem ki bu şekilde üzerime giyeceğim bir kıyafetim bile yok beni bu şekilde yalnız içeri almazlar ki demiş peri ise,

-Sen bu konuları merak etme ben sana yardımcı olmak için buradayım zaten sen git bana bir tane balkabağı ve yedi tane fare bul ve onları getir demiş,

Perinin bunları niçin istediğini anlayamamış ama yine de her ne söylerse onu yapmış, öncelikle mutfakta bulunan kocaman bal kabağını kucaklayarak perinin yanına getirmiş.

Sonrada hızla tavan arasına giderek fare dostlarını peşine takıp aşağı indirmiş, peri elinde bulunan  sihirli değnekle önce  balkabağına dokunarak onu  çok güzel bir at arabasına dönüştürmüş.

Bu seferde değnekle farelere dokunmuş, farelerden biri arabacı, diğer 6’sıda beyaz renkli atlara dönüşmüşler.

Külkedisi gördükleri karşısında adeta dilini yutmuş konuşamaz haldeymiş, peri bu seferde ona dönerek elindeki sihirli değnek ile cinderella’nın elbisesine dokunmuş eski  ve yırtık olan elbise muhteşem bir balo elbisesine dönüşüvermiş.

Ayakkabılarına da dokunan peri ayakkabılarıda gümüş renginde pırıl pırıl parlayan bir çift cam ayakkabıya dönüşmüş,

-İşte şimdi gerçek bir prensese dönüştün demiş

Peri:

-Şimdi oyalanmadan baloya gitme zamanı ama şimdi beni iyi dinle gece yarısı saat 24.00 olduğunda mutlaka evde olmalısın,  eğer olmazsan saat 24.00’da her şey eski haline dönüşecek diye sıkıca tembihlemiş.

At arabasına binerek saraya doğru yola çıkan Cinderella göz kamaştırıcı arabasıyla sarayın önünde durarak arabadan inmiş ve çok büyük olan balo salonuna doğru yönelmiş.

Balo salonunu kapıları açıkmış ve halen davetliler iştirak ediyormuş baloya, kapıdan içeri giren cinderellayı gören gözlerini ondan alamıyor ve öylece ona bakıyormuş.

O elbiseler içerisinde o kadar güzel ve zarif görünüyormuş ki, onu tanıyamayan üvey anne  kızları  dahi herkes hayran bir şekilde Külkedisine bakıyorlarmış.

Salonun merdivenlerinde gelenleri izleyen prens cinderellayı görür görmez ona aşık olmuş ve hemen ona doğru yürümüş, kendilerine doğru geldiğini zanneden üvey kız kardeşlerden küçüğü heyecanla;

-Ayy bana doğru geliyor beni beğendi demiş, büyüğü ise,

-Hayır, ne münasebet prens bana doğru geliyor demiş,

Fakat onların yanından onların yüzlerine bile bakamadan geçen prens Cinderella’nın yanına gelerek önünde durmuş ve ona:

-Rüyamısın gerçekmisin bilmem, sen ki güzeller güzeli genç ve tatlı kız bu dansı bana lütfeder misin? Diye sormuş.

Kibar bir şekilde başıyla dansı onaylamış ve gece boyunca Prens ve Cinderella tüm diğer davetlilerin bakışları arasında nerdeyse durmadan dans etmişler müziğin ve dansın büyüsüne kendilerini o kadar çok kaptırmışlar ki sanki büsbüyük salonda kendilerinden başka kimse yokmuş gibi her şeyi unutmuşlar.

Mutluluktan  bu arada saatin de nasıl geçtiğini bilmeyen Cinderella, bir ara gözü  salondaki duvara asılmış saate takılmış neredeyse saat 24.00 olmak üzereymiş hemen perinin dedikleri aklına gelen  Cinderella panikle prensin elini bırakarak balo salonundan dışarı doğru koşmaya başlamış.

Öyle hızlı koşuyormuş ki sarayın merdivenlerinden inerken ayakkabısının teki ayağından çıkmış, ancak geri dönüp alacak zamanı olmadığından orada bırakmış.

At arabasına binerek hızlıca saraydan çıkmışlar saraydan çok fazla uzaklaşmışlardı ki saat 24.00 olunca üzerindeki her şey eski haline dönmüş merdivenlerde parlayan ayakkabılar hariç her şey eski haline dönmüş.

Üvey annesi ve kızları eve gelmeden evde olması gereken Cinderella, çıplak ayaklarla koşar adımlarla soluk soluğa eve  ulaşmış  ve hemen tavan arasında bulunan odasına çıkarak yatağına uzanmış.

Prensle yaşadığı muhteşem  geceyi düşünmeye başlamış, çünkü prense aşık olmuş ama bunu  umutsuz bir aşk olarak görüyormuş neredeyse prensin onu bulması imkansız, bulsa bile onu bu halde tanıması  ve kabullenmesi imkansız diye düşünmüş,

Cinderella’nın arkasından koşan ve ona yetişmeyen prens merdivenlerdeki cam ayakkabıyı fark etmiş ve onu eline alarak odasına gitmiş,  bir sonraki gün saray muhafızlarını çağırarak  onlara;

-Bu ayakkabının sahibini mutlaka bulun, gerekirse ülkede bulunan bütün genç kızların ayaklarına takın kimin ayağına oluyorsa onu buraya getirin demiş,

Prensin adamları neredeyse ülkedeki bütün evleri tek tek dolaşarak ayakkabının sahibi olan genç kızı aramışlar ama nasıl bir tesadüfmüş ki bu ayakkabı hiçbir kızın ayağına girmiyormuş.

Ev ev dolaşırken prensin adamları Cinderella’nın yaşadığı eve gelerek kapıyı çalmışlar Cinderella kraliyet arabasını evin önünde görünce heyecanlanmış ve tam odadan çıkacağı esnada üvey anne kapının önüne gelerek “dur demiş nereye demiş,” sonrasında da;

-Yoksa sende mi o ayakkabıyı denemek istiyorsun diye sormuş?

Ve kahkaha atarak “sen kimsin be” diyerek odasının kapısını kilitlemiş.

Cinderella;

-Kapıyı açması için üvey annesine çok yalvarmış ama üvey annenin taş kalbi yumuşamak bilmiyormuş

Üvey anne kapının arkasından seslenerek:

-Haddini bilmez cahil kız koskoca prens,  senin gibi çulsuz bir zavallıyı ne yapsın? Demiş

Üvey Anne aşağıya inerek prensin adamlarını karşılamış,  bahçeye giren adamlar bahçede hazır bulunan kız kardeşlerden önce büyüğüne ayakkabıyı denetmişler ama ayakkabı kızın ayağına küçük gelmiş.

Bir türlü vazgeçmeyen kız bakın nasıl tamda oturdu ayağıma deyince prensin adamları gülümsemişler ve ayakkabıyı almışlar diğer kız kardeşi çağırmışlar ama tombul olan ayaklarının ucu bile ayakkabıya girmemiş, ayakkabı ayağına olmadığı halde küçük kız,

-Bide diğer ayağımı denesem olmaz mı diye sorunca prensin adamları sizin olmadığı belli zorlamayın isterseniz demiş,

İki kız kardeş vazgeçmeden türlü türlü yollar denemişler ama her ne yaptılarsa o ayakkabı onların ayağına  olmamış.

Bu arada kapının arkasında kalan cinderella ağlaya ağlaya dışarı çıkmanın yollarını arıyormuş,  bir ara pencereye doğru gitmiş ama yüksek olan pencereye çıkmak onun için imkansızmış çaresiz kalan güzel kız oturarak hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı.

Onun  böyle ağlamasına dayanamayan fare dostları yanına gelerek niye ağlıyorsun ağlama lütfen diye seslenmişler Külkedisi ise onlara

-Kötü kalpli üvey annem odanın kapısını üzerime kilitledi ve anahtarı kendisiyle götürdü sanırsam demiş.

Farelerden biri olup biteni öğrenmek için hemen kapının altından geçerek aşağıya inmiş, tam o sırada  üvey anne prensin adamlarını uğurluyor ve onlara kapıdayken

-Eğer mümkünse yarında gelebilir misiniz çünkü yorgunluktan ayakları şişmiş kızlarımın lütfen yarın bir daha gelin, demiş.

Onları ikna etmeye çalıştığını duyan ve gören fare, üvey annenin dalgınlığından faydalanarak  eteğine atlamış, cebindeki  anahtarı aldığı gibi yukarı koşmuş ve kapı altından geçerek anahtarı cinderellaya vermiş.

Anahtarı gören cinderella çok sevinmiş ve hemen yerinden kalkarak anahtarla kapıyı açmış ve merdivenlerden hızla inerek bahçeye koşmuş onun koştuğunu gören üvey anne:

-Nasıl olur kim seni çıkardı, nasıl çıktın dışarı? Diye söylenirken,

Cinderella: hiç üvey annesini dinlemiyormuş bile, prensim adamlarının arkasından bağırarak,

-Durun gitmeyin lütfen o ayakkabıyı bende giymek istiyorum,

Bunları duyan üvey anne ve kızları kahkahalarla gülmeye başlamışlar, Külkedisini duyan prensin adamları dönerek bahçeye girmişler üvey anne ve kızlarına seslenen adamlardan biri

-Yaptığınız hiç güzel bir şey değil sessiz olun lütfen Prensimizin kesin emri var, bu ülkede yaşayan bütün genç kızlar, bu ayakkabıyı denemek zorunda.

Ayakkabıyı ayağına giydiği anda prensin adamları,  üvey anne ve kızları ayakkabının Cinderellanın ayağına tam olduğunu görünce neredeyse herkes şaşkınlıktan küçük dilini yutacakmış,

Prensin adamlarından biri

-Genç Hanımefendi, bu ayakkabının gerçek sahibi siz misiniz? Diye sormuş.

Cinderella  ise başını evet anlamında sallayarak, onaylamış bunun üzerine;

Prensin adamları bizimle saraya gelir misiniz?  Prens durmadan her yerde sizi arıyor sizi görünce çok sevinecek demiş adamlar.

Arabayı evin önüne çeken prensin adamları Külkedisi ile birlikte saraya gitmişler, sarayın girişinde bekleyen prens onun gözlerine baktığı anda dans ettiği kızın o olduğunu anlamış ve hemen ellerini tutarak ona sevgiyle sarılmış nereye kayboldun hayatımın anlamı demiş,

-Eninde sonunda sizi buldum prensesim ben artık sizi bırakmam benimle evlenir misiniz? Diye sorunca;

Cinderella sevinç gözyaşları içerisinde sıkıca prense sarılarak “evet” demiş, kırk gün kırk gece boyunca dillere destan bir düğünle evlenmişler, bu arada kötü kalpli üvey annesi ve kızları beraber saray gelerek cinderelladan özür dilemişler onun kendilerini affetmesini istemişler.

İyi kalpli olan cinderella üvey annesi ve kızlarını affetmiş onlarda düğüne katılmışlar bu arada seyahatten dönen baba ise olanları doyunca saraya gelmiş ve güzeller güzeli kızı olan cinderellayı tebrik ederek kendi elleriyle prense teslim etmiş, prense

-Biliyorum ben kızımı koruyup, kollayamadım artık kızım sana emanet onu koruyup kollayacak ve mutlu edecek tek kişi sizsiniz diyerek onlarla vedalaşmış, düğünden sonra birbirlerine olan sevgileri dillerde şiir halk arasında yayılmış onlarda muratlarına ererek mutlu ve mesut bir hayat yaşamışlar.

En iyi çocuk uyku masalı olan Külkedisi Masalı özetini çocuklarınıza anlatırken onları mutlu edeceksiniz.

Külkedisi hikayesinin ana düşüncesi belirgin bir şekilde izah edilen bu Masalı beğendiğinizi umarız, dilerseniz Çocuk Hikayeleri  kategorimiz altındaki masalları inceleyebilir veyahut  sevilen masallardan  olan Kırmızı Başlıklı Kız masalı’nı da okuyabilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

uyku-vakti-hikayeleri

Uyku Vakti Hikayeleri

Uyku Vakti Hikayeleri Uyku Vakti Hikayeleri, okuyarak eğlenin Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir