Kırk Yıllık Kânî Olur mu Yânî

Kırk Yıllık Kânî Olur mu Yânî

Tokatlı Ebubekir Kânî Efendi Bükreş’te bulunduğu esnada karşılaştığı çok güzel bir Rumen kıza aşık olur. Günlerce ona olan aşkı yüzünden dolaşıp durur, en sonunda o kızın yanına giderek ona evlenme teklif eder, Rumen kız, bu teklife karşılık Hristiyan olur da adını da Yânî olarak değiştirirse teklifini kabul edeceğini aksi taktirde kabul etmeyeceğini söyler.

Ebubekir Kânî almış olduğu bu cevap karşısında epey bir üzülür, o gece kendisine misafiri olduğu Kadiri tarikatından Eflak Dedeye kendi durumunu anlatır.

Eflak dede ise ona şöyle anlatmaya başlar;

-Sultanımız olan Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ramazan ayında hükümdarı iftara yemeğe davet eder, ezan okununca namaz kılındıktan sonra iftarlarını açar sonrada sohbet etmeye başlar,

Padişah;

Ahir zamanda yaşayacak olan müslümanların durumuna ne olur

 Abdülkâdir Geylânî Hazretleri;

– Öyle bir zaman olacak ki, o zamanda yaşayan ermiş evliyalar olacaktır, der.

Hükümdar:

– Öyleyse bize bu konuda himmet ederek bir keramet gösterebilirmisiniz, böyle bir şey nasıl olabilir, der.

Abdülkâdir Geylânî:

-Hünkarım sizin bahsettiğiniz keramet ilahi izne bağlıdır, iki cihan serveri olan Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (sav) bile, o an müşrikler ondan ayı ikiye ayrılmasını istedikleri taktirde, o “ ben de sizin gibi bir beşerim ve ben yalnızca ondan talep ederim eğer o dilerse ay ikiye bölünür dedikten sonra, Allahtan talep etmiş ve o şekilde ay ikiye bölünmüştür.

Sohbetleri bu şekilde devam ederken yaklaşık bir saat sonra muhafızlardan biri içeriye girerek padişaha;

-Efendim, kırk anahtarlar çetesini teslim oldu reisleri sizinle görüşmek istemektedir demiş.

Hükümdar müsaade isteyerek ayağa kalkar:

Dışarıda bekleyen ve her tarafa korku salan 40 kişi elleri bağlı şekilde beklemekteydiler.

Reisleri padişah çıkınca derhal yere kapanarak;

– Hünkârım bizler kendi rızamızla gelerek teslim olduk ve cezamızı da çekmeye razıyız, şayet bizleri affederseniz artık size sadık birer köle oluruz der.

Hükümdar:

– O kadar zaman gariban halkın yolunu keserek soymaya utanmıyor musunuz? Deyince:

Reis;

– Yanılmamak hakka mahsus olan bir şey, tövbe etmemek ise şeytana mahsus, bizler cahil kullarız, yanılırız ve hata yaparız olurda bir gün tövbe edersek yaptığımız hataları düzeltmek ve bir daha yapmama yoluna gideriz, işte her birimiz farklı bir yoksulluk içerisinden bir araya geldik aramızda toy bir delikanlı var ki o bir hafızdır. O bize doğruyu göstermiş ve bize tövbe yolunu göstermiştir.

Hafız olan delikanlı başını önüne eğerek;

– Ermiş evliya olmuş bir kişinin bu eşkıyaların arasında nasıl bulunduğu belki sizi şaşırtmış, ben henüz on yaşında bir medrese talebesi iken bunlar tarafından kaçırıldım, on altı yaşında iken soyduğum bir yolcunun heybesinde bulduğum Kur’anı Kerim ve Abdulkadir Geylani hazretlerinin talebelerinden dinimi öğrendim ve nihayet hakikati öğrendim, o günden sonra beni  göz hapsine aldılar ama ben onlara hakikati anlatarak Allaha teslim olmaları yani Allah ulaşmayı dilemeleri için çok çalıştım ve nihayet ikna oldular.

Delikanlının o söylediği sözler üzerine Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin gözleri dolu bir şekilde konuşmaya başladı,

-Yarabbi sen gönlümüzden geçeni bilensin lakin bizler senden istediğimiz zaman her daim dualarımızı kabul edensin, sana sonsuz mahlukatın sayısı kadar hamd ve şükrolsun.

Bu sözlerden sonra hünkara dönerek ona derki, sözlerime delil ve keramet istiyorsan eğer şu kırk anahtarlar çetesi ile bu çileli hafızda ara, böyle bir yerde hidayete eren kişinin durumu Firavun’un elindeyken Asiye olmak ne kadar da  zor ise bu çeteninde hidayete ermesi de bir o kadar da zordur..

Eflak dede bu hikayesini bitirince:

– İşte evladım her şeyde zorluk vardır, İnsan böyle kışkırtıcı olan ortamlarda olaylara dayanabildiğince güçlüdür.

Küçük olan insanlar rüzgârın önünde kalan saman çöpünü, büyük insanlar ise dağlar gibi sağlamdır ne savrulur ne eğilir.

Ebubekir Kânî :

-Ben de sizin gibi düşünüyorum der ve ertesi gün

Romanyalı olan o güzel kadına beş kelimelik olan bir mektup yollar, mektupta şöyle yazar “Kırk yıllık Kânî olur mu Yânî” diye yazar.

Önerilen İçerik : Ragıp Paşa ve Haşmet

Ayrıca kontrol et

Felsefi Aşk Sözleri Birbirinden Güzel Anlamlı Sözler

Felsefi Aşk Sözleri Birbirinden Güzel Anlamlı Sözler

Aşk üzerine söylenmiş olan birbirinden güzel okuyanı derinden etkileyen, felsefi sözleri bu sayfamızda bulabilirsiniz. Philip …

Şifa-Hatun-ve-Suheyf-Aşkı

Şifa Hatun ve Sahabi Suheyfin Aşkı

Aşk Hikayeleri serisinden Şifa Hatun ve Sahabi Suheyfin Aşkı Şifa Hatun ve Sahabi Suheyfin Aşkı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir