Kibritçi Kızın Düşü Masalı

Kibritçi kızın başından geçen olayların anlatıldığı ve onun düşlerinden oluşan bu güzel masal, bir solukta okuyacağınız kaliteli masal serileri içerisinde bulunmaktadır.

Günlerden bir gün havanın çok soğuk ve kar yağışlı olduğu yılbaşı gecesi caddeden geçen insanlar sıcak tutacak elbiseleri ve eldivenleri giyinmiş, şapkalarını takmış ve atkılarını da boyunlarına dolamış bir şekilde aceleci olarak bir yerlere yetişmeye çalışıyorlar gibi hızla yürüyorlarmış.

Kim bilir belki bu insanların bazıları evlerine, bazıları ise yeni yıl kutlaması yapacakları eğlence mekanlarına yetişmek için böyle aceleyle hareket ediyorlardı

Caddenin karşısında duran bir gurup çocuk güle oynaya kartopu oyunu oynuyor, birbirlerini kovalıyorlar karın tadını çıkartıyorlardı belki de o gece yağan karın zevkine en çokta o çocuklar varmıştır çünkü atmış oldukları kahkahalar sokağın karşısından bile duyuluyordu, hepsi birden gülüyor ve eğleniyorlardı,

Bu bahsettiğimiz insanların dışında o sokakta hepsinden farklı bir Kibritçi kız çocuğu daha vardı bu kız sessiz ve soğuktan tir tir titreyerek o yolun ortasında durmuş, orada gülüp oynayan o çocuklara bakıyor gözlerini onlardan alamıyordu. Bu kızın kafasını soğuktan koruyacak bir şapkası, onu ısıtacak kalın giysileri, ayağını ısıtacak ayakkabıları yokmuş, üstü başı eski, yırtık ve inceymiş, ayağında ise bir iki numara büyük bir terlik varmış. Elindeki o kibrit paketleriyle yolun ortasında durmuştu. Tam o sırada yoldan gelen bir araç kızın yolun ortasında durduğunu fark ederek aniden frene basmış ve kıza vurmadan anca durabilmiş arabanın camını açarak,

-Hey çocuk senin yolun ortasında ne işin var kenara çekilsene az kalsın arabanın altında kalacaktın. Demiş,

Kibritçi kız adamın tepkisi üzerine ses çıkarmadan hemen kaldırıma doğru koşmaya başlamış, ayağındaki terlikler kendisine 2 numara büyük geldiğinden koşarken  terlikleri ayağından çıkmış ve çıplak ayakla kaldırımda aracın geçmesini beklemiş, araç geçtikten hemen sonra bir çocuğun o terlikleri alarak hızlıca kaçtığını görünce, çocuğun arkasından,

 -Hey, ne olur dur, o terlikler benim, terliklerim! Hey dur! Diye çocuğun arkasından koşarak bağırmış ama çocuk hızlı koştuğundan yetişememiş,

Çaresiz kız çıplak ayaklarıyla kar’ın üstünde yürüyerek bir duvarın dibine yanaşmış, elindeki kibrit kutusunu açarak yere indirmiş,  kutunun içindeki dizilmiş kibritlere bakarak ağlamaya başlamış çünkü hava çok soğuk ayakları kara direk temas ettiğinden tir tir titriyordu, o gün bir kutu dahi kibrit satamayan kızcağız, evede gidemiyordu çünkü bu gece satacağı kibritlerin parasıyla eve ekmek alıp, annesiyle beraber sıcak bir kase çorbayla karınlarını doyuracaklardı.

Bi kaç dakika sonra kendini biraz toparlayan kız soğuktan titreyen o güzel sesiyle bağırmaya başlamış.

– Ucuz kibritlerim var! Kibrit ihtiyacı olan var mı?
Sokaktan gelip geçenler öylesine meşgullermiş ki, ne kibritçi kızın yanına gelen nede kibritleri soran varmış çaresiz bir şekilde duvarın dibinde oturmuş olan  Kibritçi Kız ağzıyla üşümüş olan parmaklarına sıcak hava üflüyor birazda olsa donmak üzere olan parmaklarını ısıtmak istiyordu, çünkü soğuktan elleri ve ayakları sızlamaya başlamıştı artık dayanamayan kız ısınmak için kibrit kutularından birini açarak bir kutu kibrit çıkarmış o kadar üşümüştü ki parmaklarıyla kibrit çubuğunu bile tutmakta zorlanıyordu, elleri titreye titreye kibrit çubuğunu yanındaki duvara sürtmüş ve kibrit çöpü birden alev almış, o an  turuncu ve sarısıyla karışık bir renkte yanan küçük alev etrafı adeta aydınlatmıştı.

Yakmış olduğu kibriti avucu içerisinde dolaştırarak parmaklarını ısıtırken birden düşlere dalmış ve o an harıl harıl yanan bir sobanın yanında, sobadan çıkan o alevlere bakıyordu, üstünde onu sıcak tutan kalın yünlü bir hırkası, ayaklarında sıcacık kürklü botları ve başında kulaklarını sıcacık tutan beresi vardı o an o kadar ısınmıştı ki neredeyse terlemeye bile başlamıştı,  derken kibrit çöpü sönüvermişti ve kibritin sönmesiyle beraber o tatlı düşlerde sona ermiş.

Düşten çıkınca üşümeye başlayan kibritçi kız hemen bir kibrit daha eline alarak tekrardan yakmış ve sönmesin diyede duvara yüzünü dönmüş ve  diğer elini ise kibrite siper ederek, yine düşler kurmaya başlamış, o aleve bakarken karşısındaki duvar birden yok olarak kendini büyük bir salonda ve sıcacık bir ortamda buluvermiş, salonda camlı masanın üzerinde çeşit çeşit yemeklerin bulunduğu masaya yönelerek masadaki tabakta olan nar gibi kızarmış tavuk etinden bir parça kopararak yemeye başlamış ve birden aç olan karnı  yavaş yavaş doymaya başlamış eline bir parça et  daha almak için uzattığında, eli önce duvara değmiş ardından da elini hızlıca geri çekince bu seferde yana yana neredeyse son bulacak olan kibrit çöpünün ateşine değdirerek elini yakmış ve hemen kibrit çöpünü yere atmış, atmasına ama bunla beraber tekrardan bu düşü de son bulmuş.

Küçük kız,  hemen yeni bir kibrit daha çıkartarak yakmış bu seferde daha büyük bir düşün içine girmiş, düşünde sıcak bir bahar akşamı her yer yemyeşil,  Kibritçi kız ise kırda bir ağacın altında uzanmış yıldızları seyrediyormuş,

Baharın son günleri olduğu için hava gayet güzel ve sıcakmış, yıldızlar o kadar güzel görünüyormuş ki, küçük kız gözlerini yıldızlardan ayıramıyormuş çünkü hayatında hiç bir zaman gökyüzünün bu kadar berrak ve yıldızların ise o kadar parlak olduğunu görmemiş, derken birden bir yıldız kayıvermiş o an kibritçi kız içinden işte şuan yer yüzünden biri daha ebediyete uçup gitti diye geçirmiş, onada bu sözü söyleyen çok sevdiği ninesiymiş, ninesinin söylediği başka bir şey de  “Gökyüzünden her bir yıldız kaydığında, yerine yeni birinin geçtiği” sözünü de hatırlamış ve birden ninesini karşısında görmüş ve kıza gülümseyerek el sallamış ve ortadan kaybolmuş,  Kibritçi kız ise heyecanlı bir şekilde ardından bağırmış nineciğim dur gitme ne olursun ben seni çok özlemişim ne olur gitme derken yine kibriti sönmüş ve bu düşüde son bulmuş,

Sokakta kaskatı kesilmiş halde olduğunu unutmuş olan kızcağız hemen hızlıca ninesini tekrar görebilmek için bir kibrit daha yakmış ve düşler ülkesine yine dalmış ninesi belirmiş ve kibrit sönünce de tekrardan kaybolmuş, bu şekilde bir iki derken neredeyse tüm kibritleri yakmış ama her defasında da nenesini görüyor onun o tatlı ve sevgi dolu sesini duyar gibi oluyormuş onu gördükçe tüm olumsuzlukları unutmuş ve o düşün hiç bitmesini istemiyormuş, ama kibrit bitince düşünde son bulması üzerine elinde kalan son kibriti de yakmış, ninesi tekrar belirerek Kibritçi kızın ellerini tutmuş ve gökyüzüne doğru beraber yükselmeye başlamışlar, o an küçük kız rahatladığını hissetmiş, artık ne üşüyor ne acıkıyormuş,  o anda gökyüzünden de bir yıldız daha kaymış.

Sabah olunca o caddeden geçen insanlar kibritçi kızın duvara dönmüş gözleri kapalı bir şekilde yüzünde tatlı bir gülümsemeyle dizüstü oturur şekilde ve etrafını sarmış bir sürü sönmüş kibrit çöpüyle bulmuşlar, bu kibritlerin aleviyle onun ne tür düşler kurduğunu kim bilebilirdi ki,

Ayrıca kontrol et

At-Tilki

At ile Tilki Masalı

At ile Tilki Masalı Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde şirin bir köyde geçimini …

4 Yorumlar

  1. 속초출장마사지

    Uzmanlığınızı kesinlikle yazdığınız makale içinde görebilirsiniz.
    Dünya senin gibi daha tutkulu yazarları nasıl umut etmekten korkmadığını umuyor
    inanıyorlar. Daima kalbinin peşinden git.

  2. 경상남도출장안마

    There is definately a lot to learn about this subject.
    I like all of the points you’ve made.

  3. 음성출장업소

    129/5000
    Herkese merhaba, aslında okumaya meraklıyım.
    bu web sitesinin yayını düzenli olarak güncellenecek. İyi oluşur
    malzeme.

  4. 음성출장샵

    Thanks very interesting blog!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir