Keloğlan Yapışkan Masalı

Keloğlan Yapışkan Masalı
Keloğlan Yapışkan Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde anasıyla beraber yaşayan bir garip keloğlan varmış, yaşlı annesi Keloğlana hangi işi verse de o işte sabit durmazmış.

Günlerden bir gün, eşeğiyle beraber bayırda dolaşan keloğlan askerlerin korumasında olan padişahın kızını görür görmez ona aşık olur ve hemen anasının yanına giderek,

-Anam güzel anam, çilekeş anam bugün padişahın kızını gördüm ve aşık oldum artık onsuz yapamam git bana padişahın kızını iste` der.

Anası da,

-Kel oğlum keleş oğlum senin beş paran yok, işin yok gücün yok, senin gibi birine hiç padişah kızını verir mi be oğlum? der.

Keloğlan,

-Sen git anam o da benim senin gibi biri değil mi? bana vermeyecekte kime verecek kızını, sen git hemen iste der.

Yaşlı anne ne derse desin keloğlanla başa çıkamaz ne yapsın kadıncağız, ertesi gün kalkar saraya giderek Padişahın huzuruna varır,

-Padişahım benim bir keleş oğlum var her gün sabah akşam beni dövüyor, sizin kızınızı görmüş ona aşık olmuş ne yap et,  git prensesi bana iste diyor, ben de artık dayak yemekten usandım, ister beni cezalandırın ister hapsedin ne yaparsanız yapın der. 

Padişah da,

-Kadın sen git o oğlunu alda benim yanıma getir. der

Yaşlı kadın müsaade isteyerek ever doğru yol alır eve varınca keloğlan ne yaptın güzel anam diye sorunca,

-Padişahla konuştum oda seni görmek istiyor der.

Ertesi sabah erken kalkarak saraya doğru giden Keloğlan padişahın huzuruna çıkartılır,  Padişah Keloğlana bakar ve kendi kendine

-Ben bu Keloğlana kızımı nasıl vereyim? Diye düşünür sonrada başından savmak için,

-Bak delikanlı ben sana kızımı vermesine veririm ama  bir şartım var der, ve sözüne devam eder dünyada ne kadar çeşit kuş varsa onları yakalayıp  bana getirirsen kızım senindir der,

Saraydan ayrılan Keloğlan düşünüp, taşınmaya başlamış kendi kendine,

-Şimdi ben bu kuşları nerede bulabilirim? Padişahın bu dediği imkansız en iyisi ben bu işten vazgeçmeliyim diyerek  oradan uzaklaşır.

Keloğlan bir gün kırda gezinirken bir ağacın altında dinlenmekte olan bir dervişe rastlar.

Derviş

-Evladım böyle düşünceli nereye gidiyorsun? Deyince,

Keloğlan padişahla arasındaki geçen konuşmaları bir bir anlatır,

Derviş,

-Haydi şimdi sen kalk kuzeye doğru akşama hiç durmadan git akşam üzeri bir dereyle karşılaşacaksın orada dinlen sabah oluncada derenin karşısına geç orada büyük bir servi ağacı göreceksin, o ağaca yapış de ve ağacın altına otur, dünyada ne kadar kuş cinsi varsa hepsi gelip o ağaca konar, ve hepsi o ağaca yapışır sende onları toplar padişaha götürürsün demiş,

Keloğlan dervişin dediğini yapar ve dünyada ne kadar kuş varsa onlardan birer tane alarak padişaha götürür.

Padişah keloğlanı ve kuşları görünce baya şaşkına döner, bu sefer keloğlana,

-Haydi, şimdi şu kel kafanda saç yetişmesi için kendini tedavi et kafanda saç çıkmaya başlasın ondan sonra gel kızımı sana vereyim` der. 

Keloğlan saraydan çıkıp çaresizce eve doğru gider anasını özlemiş olan keloğlan padişahın dediklerini annesine anlatır ikiside çaresiz evde beklerler,  Birkaç gün geçtikten sonra ne yapabilirim diye düşünürken, bir haber alır, padişah prensesi vezirin oğluyla nişanlamıştır ve üç gün sonrada düğünü olduğunu öğrenir düğün günü prenses ile damadın odasına gizlice giren keloğlan gelin ile damat odaya girdiklerinde “yapış”  der gelin yatağa yapışır  damatta duvara yapışır.

Sabah olunca gelin ve damat odadan çıkmamış kahvaltıya inmemişlerdi, saat dörde, beşe gelince onları merak eden aileleri gelinle damata bakması için kalfayı gönderir, kalfa kapıya yanaşarak  kapı deliğinden bakmaya çalışınca keloğlan yapış der o da kapıya yapışıverir.

Gizlendiği yerden çıkarak pencereden sarayın dışına çıkan keloğlan sokakta dolaşmaya başlar, saraydan ise her kim odaya doğru gelirse gelsin odanın duvarına yapışır kalır.  

Padişah olanları duyunca

-Acaba bu nasıl oluyor nasıl bir beladır başımıza geldi? Diyerek etrafında döner durur, hemen adamlarına emir vererek

-O bölgede bulunan tüm bilginleri huzuruna çağırttırarak durumu anlatıp, kim o odanın yanına gidiyorsa bir yerlere yapışıyor bunun çaresini bulmalarını ister.

Padişahın görevlendirdiği  bilginler bir  çay evine vararak biraz  soluklanmak isterler onları gören keloğlan `yapış` diye  seslenince  bilginler duvara masaya yapışıp kalırlar.

Padişah bilginleri bekler ama bilginlerden ses seda çıkmayınca, bu sefer kendisi sokağa çözüm aramak için çıkar çay evinin  oradan geçerken bakar ki hocaların hepsi bir yerlere yapışmış

Padişah onların yanına giderek,

-Heyy hocalar ben sizi nereye yolladım, siz burada ne geziyorsunuz? Deyince,

Kusura bakmayın padişahım nasıl oldu bizde anlayamadık buraya yapıştık kaldık` derler. 

Padişah,

-Aman  bu nasıl iştir? Diye kalkar sokaklarda dolaşmaya başlar halk ile konuşur, halktan bir dervişin olduğu ve kerametlerinin olduğunu öğrenir ve doğruca dervişin yanına gider, dervişe olan biteni anlatır.

Derviş, padişaha derki

-Padişahım sizin kızınızı isteyen bir keloğlan vardı, siz de kızınızı ona vermemişsiniz, o da size bunları yapmış. 

Padişah,

Derviş ocağına düştük yardım et bunun çaresi nedir? diye sorar.

Derviş,

-Bunun tek bir çaresi var sözünüzü tutup kızınızı keloğlana vermenizdir. Yoksa bu olaylardan kurtulamazsınız ` der.

Padişah dervişin yanından kalkıp saraya gider ve adamlarına tez Keloğlanı bulup yanına getirmelerini ister.

Keloğlan saraydan birilerinin evine geldiğini görünce anasına derki

-Benim uzun bir zamandır eve uğramadığımı onlara söyle der diğer kapıdan evden çıkarak gizlenir.

Bu arada eve yaklaşan adamlar kapıyı çalınca kapıyı açan yaşlı kadın,

Buyurun niçin geldiniz? diye sorunca,

Adamlar,

Keloğlan’ı arıyorduk Padişahımız onunla görüşmek istiyor derler,

Yaşlı Kadın,

-Evde yok, uzun zaman oldu uğramayalı, kim bilir nerelerdedir,

Bir kaç gün sonra saraya giden Keloğlan padişahın huzuruna çıkar Padişah keloğlanı görünce

-Aman oğlum biz ettik sen etme şu musibeti üzerimizden kaldır ben sözümü tutacağım diyerek veziri yanına çağırır onunda rızasını aldıktan sonra kızım senindir der, onları çöz düğün senin düğünün olarak devam etsin der.

Keloğlan,

-Çözül yapışkan deyince herkes yapıştıkları yerden kurtulur.

Vezirin oğlu yerden kurtulduğu gibi odadan öyle bir kaçar ki arkasına bile bakmaz, keloğlan ile padişahın kızı için kırk gün kırk gece düğün yaparlar mutlu ve huzurlu bir hayat sürerler.

Ayrıca kontrol et

Keloğlan-Masalları-Kayıkçı-Keloğlan-Macerası

Çoban Keloğlan Masalı

Çoban Keloğlan Masalı Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içerisinde Keloğlan ile ailesi beraber mutlu …

Keloğlan-Masalları-Ali-Cengiz-Oyunu

Keloğlan Açıl Sofram Açıl

Keloğlan Açıl Sofram Açıl Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde bir köyde yoksul bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir