Keloğlan Masalları-Sihirli Tas

Keloğlan-Masalları-Sihirli-Tas
Keloğlan Masalları arasında yer alan en güzel Keloğlan Masalları-Sihirli Tas Masalı’nı sizleri ve çocuklarınızı eğlendireceğini umuyoruz.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içerisinde büyük bir kasabada ihtiyar anasıyla beraber tek odalı bir evde yoksulluk içerisinden bir yaşam süren keloğlan adında bir delikanlı varmış.

Anası onu çok sevdiğinden gözünün önünden ayırmaz, bazen ise ona sarılır.

 -Benim garip oğlum, sen benim her şeyimsin, seni daha iyi şartlarda büyütmek isterdim ama ne varki hiçbir şeye sahip değiliz, der hüzünlenirdi.

Bir gün evde yiyecek bir şey kalmadığını gören Keloğlan, annesinin yanına giderek ona sarılmış, sonrasında ise,

-Benim güzel anam evde yiyecek bir şey kalmamış, müsaaden olursa ben şu dereye kadar varıp, biraz balık yakalayıvereyim de bu akşam midemiz bayram etsin.

Anası;

-Tamam, ama bana kendine dikkat edeceğine ve balık tutsanda, tutmasanda akşam olmadan eve geleceğine dair söz verirsen eğer sana izin vereceğim.

Keloğlan;

-Söz benim güzel anam. Diyerek anasının elini öpmüş.

Oltalarını alarak derenin kenarına giden Keloğlan, oltalarına yemleri taktıktan sonra akıntının fazla olmadığı bir kayanın dibine, oltalarını atarak zengin olma hayalleri kurmaya başlamış.

Belli aralıklarla oltadaki yemleri kontrol ederek tekrar dereye atıyordu ama oltasına tekbir balık bile takılmadığından git gide balık yakalama ümidini yitiriyordu ki, birden olta ipinin sert bir şekilde gerildiğini görünce;

Sevinçten oltayı tuttuğu gibi balığı kıyıya çekmeye başlamış, balığı güçlükle kıyıya çıkartan Keloğlan balığın büyüklüğünü görünce sevinçten:

-Oley, bu balık bizi bir hafta doyurur diye bağırmış ve balığı çuvala koyduğu gibi çuvalı sırtlayıp,  evin yolunu tutmuş.

Balığı mutfağa götürüp, temizlemeye başlayan Keloğlan, balığın karnından altın bir tas çıktığını görünce? O kadar çok sevinmiş ki, kendi kendine

-Hem büyük bir balık hemde altın bir tas, bu gün kısmetim ne kadarda çokmuş. Demiş.

Tası temizlemek için, içine su doldurup boşaltan keloğlan, su yerine çil çil altın döküldüğünü görünce şaşkınlıkla ana, ana diye bağırmaya başlamış, hem kendisi hemde annesi gördükleri karşısında şaşkınlık ve sevinç içerisindeydiler.

Tekrardan su doldurup dökmeye başladılar her defasında tasa koydukları su altın olarak dökülüyordu.

Keloğlan;

-Artık çok zenginiz anam sefalet günlerimiz geride kaldı o gece sihirli altın tas ile evdeki bütün suyu altına çevirerek kasabanın dışına çok büyük bir köşk yaptırıp, kendilerine hizmet edecek bir sürü uşak ve hizmetçi tutmuşlardı.

Gün geçtikçe zenginliği artan Keloğlanı artık herkes tanıyor ve zenginliği ile biliyordu. O kadar çok zengindiki padişahtan bile kat be kat fazla bir  zenginliğe sahip olmuştu.

O zenginlik keloğlan’ın yavaş yavaş değişmesine etrafındakilere karşı kırıcı davranmasına sebep olmuştu.

Annesi, zaman zaman,

-Evladım sen insanlara karşı çok kırıcı davranıyor, diline hakim olamıyorsun, nasıl zengin olduğunu herkese anlatıyor savurgan davranıyorsun. Herkes senin sihirli tasının peşinde, bu işin sonu kötü olabilir diye öğütler veriyormuş.

Ama gelgörki Keloğlan anasını bile dinlemiyor nasıl olsa sihirli tasım var istediğim her şeyi satın alabilirim diye düşünüyormuş.

Ülkede bulunan herkes, Keloğlan’ın sihirli tasından bahseder, sürekli onu takip ederlerdi.

Keloğlan o kadar doyumsuz biri haline gelmişti ki, o hırsla balık tuttuğu derenin önüne giderek sihirli tası eline almış, suya daldırıp altınları arkasına atmaya başlamıştı. Öyle bir hırsa kapılmıştı ki altın dışında bir şey düşünemez hale gelmişti.

Bazı sesler duyan keloğlan farkında olmadan tası dereninin kenarında indirerek ayağa kalkmış, etrafına bakmış ama kimseyi görmeyince tekrardan oturup, sihirli tası almak için elini uzatınca tasın dere sularına kapıldığını görmüş.

Sihirli tası yakalamak için dereye atlamış ama yüzme bilmediği için akıntıyla beraber boğulma tehlikesi geçirince karşısına çıkan bir kayaya tutunarak güçlükle kenara çıkabilmişti.

Neyse ki bir sürü altınım var diye sevinip, altınlarına doğru giderken altınlara dadanan bir sürü insanın, altınları kaptıkları gibi kaçıverdiklerini görünce üzgün bir şekilde köşküne dönüp, olup biteni anasına anlatmış.

Anası;

-Evladım ben seni çok uyardım ama sen büyüğünün sözünü dinlemeyerek o sihirli tasa güvendin, emeksiz kazanılan bir malın hiçbir zaman faydası olmayacağını biliyordum, bunu sana anlatmak istedim ama beni yine dinlemedin hani  bir söz vardır ya ”Haydan gelen huya gider” bari bu saatten sonra çevrendekileri  üzmeyerek onlara değer vermeye çalış ki elindekileri kaybetmeyesin.

önerilen İçerik: Keloğlan Ve Bilgin Dede Masalı

Ayrıca kontrol et

Keloğlan-Masalları-Kayıkçı-Keloğlan-Macerası

Çoban Keloğlan Masalı

Çoban Keloğlan Masalı Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içerisinde Keloğlan ile ailesi beraber mutlu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir