Keloğlan ile Dağ Aslanı

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içerisinde küçük ve şirin bir köyde anasıyla beraber yaşayan gariban bir Keloğlan varmış, ikisi beraber kıt kanaat bir yaşam sürerlermiş, Keloğlan daha küçükken olduğu gibi çalışmayı pek sevmeyen biriymiş, sürekli evde yatar hayaller kurar dururmuş, zaman zaman kendilerine ait olan o küçük tarlaya gitse de hiç çalışmaz bir ağacın gölgesinde uzanıp uyurmuş.

Bu tembel haline bir çözüm bulamayan anası sürekli ona kızar dururmuş, yine bir gün anası her zamanki gibi Keloğlan’a kızmış:

– Oğlum yani gelipte bana yardım etsen ne olacak, yardım etmiyorsan bari koyunlarımızı dağdaki otlağa götür de beslensinler hayvancağızlar, öyle boş boş yatacağına bir işe yara bari demiş.

Her nedendir bilinmez ama Keloğlan bu sefer itiraz etmeden anasının sözünü dinlemiş ve koyunları alarak otlatmak için köyün hemen bitişinde bulunan dağa çıkmış, koyunlar orada otlanırken Keloğlan da kendisine serin bir yer bularak uzandığı gibi uykuya dalmış,  koyunlar ise otlana otlana Keloğlandan epey uzaklaşmışlardı ki o dağların aslanı koyunları teker teker yakalayarak mağarasına götürmüştü.

Bir süre sonra Keloğlan uyanıp etrafına bakınca koyunların olmadığını görünce bir sağa,  bir sola koşmuş ama boşuna koyunların izine bile rastlayamamış, çaresizce akşam olunca yalnız başına eve dönmüş.

Keloğlan’ın bütün koyunları kaybettiğini öğrenen anası ise bahçeden bir sopayı eline alarak, onu dövmek için kovalarken bir yandan da söyle söylüyordu:

– Ah benim keloğlum, Keltoroş oğlum sen on koyuna sahip çıkamazsın birde kalkar en büyük benim dersin, seni bir yakalasam neler yapacağımı görürsün var git gözüm görmesin seni, o koyunları bulmadan da eve dönme, diyerek kaçan keloğlan’ın arkasından bağırıp çağırmış.

Keloğlan anasının elinden kaçtıktan sonra koyunları kaybettiği yere gitmiş ve koyunlarla ilgili izler aramaya başlamış ama bir şey bulamamıştı, tam da ümidini yitirmişken o sırada çok uzaklardan bir meleme işitmiş, hemen başını kaldırıp sesin hangi taraftan geldiğini  öğrenmek için dikkatlice dinlemiş ve o sesin karşı tarafta bulunan kayalıkların arkasından geldiğini tahmin ederek hemen o bölgeye doğru ilerlemiş, oraya yaklaşırken melemelerin daha da çoğaldığını anlayınca koyunlarının da orada olduğunu düşünmüş ve kayalıkların arkasında bulunan mağaraya girmiş, koyunlarını da orada bulmuş.

Girdiği o mağara kimsenin yanaşmaya cesaret edemediği bir dağ aslanının mağarasıymış, Keloğlan’ın gece gece mağaraya girdiğini gören dağ aslanı onun arkasından dolanarak Keloğlan’ı yakaladığı gibi onuda koyunların yanına hapsetmiş, çaresiz kalan Keloğlan dağ aslanından aman dilemiş:

– Ey bu dağların aslanı, biliyorum bu saatte ben seni rahatsız ettim, yaptığım hataydı ne olur bana karışma benim yaşlı bir anam var ve koyunlarını ister, büyüklüğünü göster ve koyunlarımla beraber bizi bırak da yolumuza gidelim.

O sözler üzerine Dağ Aslanı:

– Sus ve orada sessizce otur, hem o kafan kel hem de ağzın durmuyor çok konuşuyorsun, iki günde bir,  bir koyun yersem senin koyunların yirmi günde biter, bu arada seni ne yapayım diye düşünüyorum?

Keloğlan bakmış ki olacak gibi değil, o dağ aslanı da hiç laftan anlamıyor ve niyeti kötü hemen oradan kurtulmanın bir yolunu düşünmeye başlamış ve en sonunda ne yapacağına karar vererek planını uygulamaya başlamış,

– Sayın çok değerli ve güçlü olan Dağ Aslanı,  biliyorum siz bu dağın kralısınız ve bu güzel yerde sizin sarayınız ama görüyorum ki burası epey kirli sizin şanınıza yakışır bir temizlikte olması lazım, nasıl olsa ben artık sizin kölenizim, sadece ellerimi çözün bir ayağım da bağlı kalsın, size hizmet edeyim ve her tarafı güzelce  silip süpüreyim.

Dağ Aslanı:

– Doğru diyorsun Keloğlan, ben şu gördüğün dağın kralıyım ve burası da beni sarayım, sarayların her zaman temiz olması lazım.

Keloğlan’ın ellerini çözen dağ aslanı

-Hadi bakalım elin de dilin kadar marifetli mi görelim bakalım temizle etrafı, demiş.

Keloğlan hemen etrafı temizliğe başlamış, bir saat sonra dağ aslanı mağaradan çıkınca Keloğlan hemen ayağındaki o ipi çözmüş dışarıya bakan keloğlan aslanın etrafta olmadığını da görünce koyunlarını aldığı gibi mağaradan kaçarak eve doğru gitmiş.

Keloğlan’ın koyunlarla geri döndüğünü gören anası onları sevinçli bir şekilde karşılayarak Keloğlan’a uzunca sarılarak onu  öpmüş, “kaç gündür merak ettiğini ve nerede kaldıklarını sorunca” Keloğlan olup biteni anasına anlatmış.

Keloğlan yaşadıklarından ders alarak artık o günden sonra anasının sözünden çıkmayan çalışkan bir delikanlı olarak hayatına devam etmiş, anasıyla beraber hep mutlu bir hayatları olmuş.

Önerilen İçerik : Papağan ile Çakal Masalı

Ayrıca kontrol et

Keloğlan-Masalları-Ali-Cengiz-Oyunu

Keloğlan Açıl Sofram Açıl

Keloğlan Açıl Sofram Açıl Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde bir köyde yoksul bir …

Keloğlan-4-Harami

Keloğlan Dört Haramiler

Keloğlan Dört Haramiler Keloğlan Dört Haramiler: Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde, yaşayan çok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir