Keloğlan Dört Haramiler

Keloğlan Dört Haramiler

Keloğlan Dört Haramiler: Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde, yaşayan çok sevimli bir Keloğlan varmış. Annesiyle beraber karınca kararınca geçinmeye çalışır hiçbir zaman şikayet etmezlermiş, içinde bulundukları yıl köylerine hiç yağmur yağmadığından tarlada ekinler, ağaçlarda meyveler, bağlarda üzümler susuzluktan yetişmemiş, dereler, ırmaklar her yer kurumaya başlamıştı.

Evlerinde yiyecek bir şeyleri kalmayan Keloğlan ve anası kışı geçirebilecekleri yiyecek stoğu bulunmadığından anası ona

-Benim Keloğlum keleş oğlum görüyorsun artık yiyecek bir şeyimiz kalmamış, en iyisi sen tez elden kasabaya varıp da kendine bir iş bulasın yoksa bu kış bizim için çok çetin geçeceğe benziyor.

Anasının söylediklerini doğru bulan keloğlan, kendisi için hazırladığı azığı torbasına koyarak, kasabaya doğru  yola çıkmış, havada epey sıcak olduğundan epey uzak olan kasabaya dinlene dinlene gidiyormuş.

Epey bir yol aldıktan sonra Keloğlan epey yorulmuş ve acıkmıştı o yüzden karşısına çıkan ormanın girişinde bulunan çimlere dinlenmek için uzanmış “amacı uzanarak biraz dinlendikten sonra karnını doyurarak yoluna devam etmekti.” ama uzandığı çimenlerde uykuya dalmıştı güzel bir uykudan sonra gözlerini açan Keloğlan karnını doyurmak için yemek torbasına bakınmış ama yiyecek torbası ortada yokmuş.

Aç kaldım diye üzülerek etrafa bakına bakına dolanmış lakin yemek torbasını bulamadığından çaresizce  zaman kaybetmeden  kasabaya doğru yürümeye  devam etmiş ve en sonunda ormandan geçerek kasabanın yoluna ulaşmış.

Kasabaya da varmasına az kalmıştı ki yorulan ve bitkin düşen Keloğlan yol kenarında yemek yiyen dört adama rastlamış, bu adamlar o çevrede hüküm süren, hırsızlık yapan dört haramiymiş.

Keloğlan adamlara selam verip dinlenmek için adamların yanına oturmuştu ki, bir de ne görsün! Onların yanındaki yiyecek torbalarından biride kendi torbası, sofrada bulunan yiyeceklerin bir kısmı da anasının kendisi için hazırladığı yiyeceklermiş.

Keloğlan yiyecek torbasını bu adamların çaldığını anlamış ama onlardan çekindiğinden bir şey diyememiş, çünkü adamların belinde kocaman keskin kılıçlar varken kendisinde bir çakı bile yokmuş, onların konuşmalarından da harami olduklarını bariz bir şekilde anlaşılıyormuş Keloğlan o kadar açmış ki onlara,

-Hey ağalar, benimde karnım çok acıkmış, sabahtan beri bir hiçbir şey yemedim, bende şu köşeye sıkışsam bir iki lokma da ben yesem olur mu, ne dersiniz? Demiş.

Haramilerden biri Keloğlan’a ters ters bakmış ve ona.

– Senin adın ne?

Keloğlan,

-Benim geçek adım İbrahim lakin kimse adımı bilmez herkes bana Keloğlan diye hitap eder.

Harami,

-Keloğlan mı? Diye haa, haaa haaa diye gülmeye başlar, bu senin o kel kafandan belli zaten, sen bizi tanıyor musun biz insanların cebindeki  parasını, heybesindeki lokmasını alan dört haramileriz, senin de yiyecek torbanı aldık, sana başka bir zarar vermeden ve lafı fazla uzatmadan buradan uzaklaş, gözüm seni görmesin.

Bunun üzerine epey korkan Keloğlan arkasına bakmadan oradan uzaklaşmış ki sormayın.

Aradan yaklaşık bir ay gibi bir süre geçmişti ki,  Keloğlan kasabada kendisine bir iş bulmuş orada odun kırarak, yük taşıyarak durmadan çalışıyormuş, kış için biraz para biriktirmişti.

Bu arada dört haraminin kasabadaki ahaliye eziyet ettiğine şahit olmuş, onlara karşı çıkan olmayınca da haraç vermediği için  kasaba meydanında adam dövdüklerini çok görmüş.

Keloğlan onların bu zulmüne karşı kasabadan ayrılmadan önce kasabalıları bu eziyetten kurtarmaya karar vermiş ve bir posta güvercini ile Padişaha bir mektup yazarak haber uçurmuş.

Padişah haramilerin o zulümlerine son vermek için bir bölük asker göndermiş, askerler, kısa bir sürede haramileri yakalayarak zindana atmışlar.

Böylelikle kasabalı rahat nefes almaya başlamıştı Keloğlan da o biriktirdiği paralarla kendisine bir eşek ve kışlık yiyecekleri satın almış, yiyecekleri bu eşeğe yükleyip, haramilerin korkusu olmadan köyün yolunu tutmuş ve tez zamanda evine varmış.

Keloğlanı gören annesi ve köylüler onun haramileri yakalattığı haberini çoktan almışlardı, o yüzden herkes ondan gururla bahsediyordu,  buda annesini çok memnun etmişti.

Keloğlan Dört Haramiler Masalını okurken eğlendiğinizi umuyoruz dilerseniz Kuğu Olan Peri Kızı Masalı‘nı okuyabilir veyahut Masal Oku sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Keloğlan-Masalları-Kayıkçı-Keloğlan-Macerası

Çoban Keloğlan Masalı

Çoban Keloğlan Masalı Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içerisinde Keloğlan ile ailesi beraber mutlu …

Keloğlan-Masalları-Ali-Cengiz-Oyunu

Keloğlan Açıl Sofram Açıl

Keloğlan Açıl Sofram Açıl Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde bir köyde yoksul bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir