Keloğlan Açıl Sofram Açıl

Keloğlan-Masalları-Ali-Cengiz-Oyunu
Keloğlan Açıl Sofram Açıl

Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde bir köyde yoksul bir karı-koca yaşarmış, Bu aile öyle yoksul, öyle yoksulmuş ki, biricik oğulları olan kel oğullarına dahi bakmakta yiyecek temin etmekte zorlanıyorlarmış, Keloğlan bu yoksulluk içerisinde büyümüş lakin öylesine inatçıymış ki, hiçbir şeyi umursamayan bir insanmış.

Günlerden bir gün, annesi Keloğlan‘a bir torba uzatarak;

– Hadi, benim Keloğlum, al şu darıları değirmene götürüp tez öğütü ver de getir ki akam yemeğine ekmek yapayım.

Keloğlan darı çuvalını sırtladığı gibi değirmene doğru yol almış, değirmene varmasına az bir mesafe kalmıştı ki kekliklerin yiyecek bir şeyler aradığını görmüş kendi kendine,

– Bunları da Allah yarattı!  Diyerek darıların hepsini kekliklere saçmış.

Elinde darı kalmayan Keloğlan akşama eve döndüğü vakit anasına?

– Gittim değirmene lakin değirmenci yoktu, darıları oraya bıraktım geldim, demiş.

Ertesi sabah annesi kalkarak Keloğlanı yine değirmene yollamış,  darıları kekliklere verdiği yere ulaşmış ve orada oturmuştu, elindeki bir sopayı yere hızla yere çalmış, tam da o esnada karşısına bir dev dikilmiş,

Keloğlan hiç korkmadan deve:

– Sende kimsin,

Dev,

-Ben buranın bekçisiyim, ne arıyorsun burada söyle bakalım,

Keloğlan;

-Darılarımı! Arıyorum dün buraya saçmıştım.

Dev;

Onları sen kekliklere yedirdin.

Keloğlan; 

Ben onları yedirdim ama şimdi ise geri almaya geldim yok ben ne diyeceğim anama?

Keloğlan’ın keklikleri doyurması Devin pek hoşuna gitmişti o yüzden elindeki bir tepsiyi ona uzatarak,

– Al şu sofrayı,  acıktığın vakit Açıl, sofram, açıl! Dersin, sofrada olan yemeklerle karnını doyurursun. Demiş,

 Keloğlan tepsiyi eline alarak  

Açıl, sofram, açıl! Demiş birden sofra açılmış ve üstünde çeşit çeşit güzel yemekler belirmiş.

Keloğlan devi unutmuş bile hemen sofradaki yemeklerle karnını tıka-basa doyurmuş, sonrada tepsisini aldığı gibi eve gitmiş,

Annesine olanları anlatıp, Açıl, sofram, açıl deyince kurulmuş olan sofradan karınlarını güzelce doyurmuşlar, ağzı sıkı olmayan Keloğlan etrafta ağzını tutamamış ve sihirli tepsiden bahsetmiş

Gel zaman git zaman derken bir gün, nasıl olmuşsa hırsızlar Keloğlan’ın sofrasını çalmışlar, çaresiz kalan Keloğlan yine değirmenin yoluna düşmüş, artık biliyor ya sopasını yere vurmuş,

Gelen dev bu sefer Keloğlana bir eşek vermiş, bu eşeğin başını tutup çevirince, eşekten altınlar dökülüyormuş, Keloğlan eşeğe binerek, hamama gitmiş, eşeği kapıya bağlayıp, hamamcıya da:

-Sakın eşeğin başını çevirme! Diye sıkıca tembih etmiş,

Hamamcı bu ısrardan şüphelenip eşeğin başını çevirmiş, o esnada dökülen altınları görünce hemen o eşeği başka bir eşekle değiştirmiş. Hamamdan çıktıktan sonra eşeğine binip giden keloğlan eve varınca eşeğinin çalındığını anlayınca  gene değirmenin yolunu tutuvermiş sopasını yere vurarak  Devi çağırmış, başına gelenleri anlatmış.,

Bu kez dev Keloğlana bir topuz uzatmış,

– Bir davet ver ve hamamcı dahil bütün tanıdıklarını da çağır ve topuzu yere at demiş.

Davet bittikten sonra, misafirler giderlerken, topuz onlardan birini kıstırmış ve ona.

– Çabuk, o sofrayı geri getir! Yoksa kafanı kırarım diye diye kafasına vurmuş

Adam kurtuluşun olmadığını görünce sofrayı getirmeye gitmiş.

Topuz,  bu sefer hamamcıyı kıstırmış, onun kafasına vura vura,

– Çabuk, o çaldığın eşeği geri getir! Yoksa kafanı kırarım diyerekten,

Başlamış hamamcının kafasına vurmaya, kurtuluşun olmayacağını anlayan hamamcı gidip eşeği geri getirmiş.

Eşek ve sofra sayesinde çok zenginleşen Keloğlan padişahın kızıyla evlenmiş, o günden sonra mutlu ve mesut bir hayatları olmuş onlar ermiş muradına.

Ayrıca kontrol et

Keloğlan-Masalları-Kayıkçı-Keloğlan-Macerası

Çoban Keloğlan Masalı

Çoban Keloğlan Masalı Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içerisinde Keloğlan ile ailesi beraber mutlu …

Keloğlan-4-Harami

Keloğlan Dört Haramiler

Keloğlan Dört Haramiler Keloğlan Dört Haramiler: Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde, yaşayan çok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir