Kar Beyazı ve Kırmızı Gül

Kar Beyazı ve Kırmızı Gül

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde küçük mü bir şehrin küçük bir köyünde, iki kızıyla beraber yaşayan bir kadın varmış, çocuklarından birinin ismi, Kar Beyazı diğerinin ise Kırmızı Gül’dü.

Kar Beyazı, çok çekingen ve bir o kadarda iyi yürekli biriyken, Kırmızı Gül enerjik ve oyunbaz biriydi, daima tek düşüncesi yaramazlık yapmaktı.

Kar Beyazı ve Kırmızı Gül Hikayesi işte burada başlıyor.

Annesi çoğu zaman Kırmızı Gül’e:

– Dikkat et yavrum bir şey yaparken acele etme!

Gül:

– Anne sen merak etme, ah ay, ah diye bağırmaya başladı.

Kar Beyazı:

 Hahaha! Sana öyle dikkat emeni söyledik!

Kar Beyazı ve Kırmızı Gül, günlük işleri yaparken annelerine yardımcı olurdu, gece olunca da bu sefer anneleri onlara sevdiği masalları okurdu, kış mevsimi gelene kadar, bu şekilde rutin olan bir yaşamları vardı. Kış olunca da her şey çok ilginç bir hal alırdı.

Yine bir gece anneleri, onlara masal okurken birden kapıları çalındı, üçü de kapı sesiyle birlikte irkildi çünkü bu saatte gelecek kimseleri yoktu.

Anneleri:

– Güzellerim merak etmeyin, muhtemelen yolunu kaybetmiş bir gezgindir, hemen gidip bakarım.

Kar Beyazı:

– Hayır anne, sen dur ben bakayım, 

Kapıyı açtıkları vakit hepsi bir ağızdan bağırmaya başladı çünkü kapıyı çalan bir Ayıydı,

Ayı:

– Lütfen, benden korkmayın ve bağırmayı kesin, ben size zarar vermeyeceğim, sadece üşümüş  bir ayıyım,  biraz sessiz olabilir misiniz lütfen, biraz yardıma ihtiyacım var çok üşüdüm ve karnım aç.

Anneleri:

– Kusura bakmayın, lütfen içeri buyurun.

Kar Beyazı:

– Her yerin kar ile dolmuş, şurada dur temizlemene yardım edeyim.

Ayı:

– Ah yapmayın gıdıklanıyorum lütfen, durun, ah hayır, Ahahah!

Anne:

– Tamam, kızlar bu kadar yeter, sıcak bir şeyler hazırlayın,  birde battaniye getirin ısınır şimdi.

O gece hep beraber sohbet ettiler aralarında bir dostluk oluştu, o günden sonra ayı her gün oların evine gelip onları ziyaret ediyordu. Soğuk günlerde anne masalları anlatırken ayıda onlarla beraber masallar dinliyordu, hepsi ayıya iyice alışmışlardı bahar mevsiminin gelmesiyle beraber ayının gitme zamanı da gelmişti.

Ayı, anne ve kızlara onlara durumu anlattıktan sonra onlara:

– Eğer bana sihir yapılmamış olsaydı, sizinle tanışamayacaktım.

Gül:

– Sihir mi? Ne demek istiyorsun, hiçte gitmek zorunda değilsin, istersen bizimle kalabilirsin.

Ayı:

– Yok, ben burada kalamam gitmek zorundayım bu güne kadar bana yaptıklarınız için size minnettarım, her şey içinde size çok teşekkür ediyorum ve belki bir gün yine görüşürüz.

Anne ve kızlarla vedalaştıktan sonra evden ayrıldı. Çok sevdiği  o iki arkadaşını, geride bıraktığı için çok üzülmüştü.

Birkaç gün sonra biraz odun ve meyve toplamak için Kar Beyazı ve Kırmızı Gül ormana gitmişlerdi, meyve ararlarken biraz ileriden garip çığlıklar işittiler.

Sese doğru gittiklerinde uzun sakallı bir cücenin, sakalının ağacın altına sıkıştığını ve cücenin de sakalını bir türlü oradan çıkaramadığını görmüşler.

Cüce kızları görünce:

– İkiniz, öyle bakıp durmayın! Hemen buraya gelerek bana yardım edin!

Topladıkları eşyaları yere bırakan kızlar, ağacı kaldırmaya çalıştılar, lakin yerinden bile kıpırdatamayacaklarını anlayınca, ikisi de pes etti.

O anda Kırmızı Gül’ün aklına bir fikir geldi, hemen eşyalarının arasındaki makası getiren kızın elindeki makası gören cüce çığlık atmayı bırakarak ona:

– Hayır, yapma dur!  Kesemezsin, Dur! Hayır! Benim güzel sakallarım!

Cüce’nin sakalını keserek onu ordan kurtardılar ama Cüce onlara kızıyordu öyle, kızlar topladıkları meyveleri ve odunlarını aldıktan sonra ormanın derinliklerine doğru yürürlerken, cüce durmadan onlara bağırmayı sürdürdü.

Ertesi gün, kızlar ormanın girişinde bulunan nehrin kenarında yürüyüş yapmak için annelerinden müsaade isteyerek gitmişlerdi, o anda yine dünkü Cüce’nin kesik ve acı çığlıklarını işittiler.

Cüce:

– Off, Ah, uaaah! Ah!

Kız kardeşler, tekrardan ona yardım etmek için gittiler bu seferde, sakalının büyük bir balığın ağzına sıkıştığını balıkla mücadele halinde olduklarını görünce

Cüce:

– Seni gidi aptal balık bırak sakalımı, bu ne cüret böyle!

Kar Beyazı:

– Ah gidi ah! Yine nasıl bir belaya kendini bulaştın?

Cüce:

– Şu koca balığın, beni suya düşürmeye çalıştığını görmüyor musunuz? Çabuk yardım edin!

Kızlarda cücenin sakalını tutup balıktan kurtarmaya çalıştılar lakin bir türlü mücadeleyi kazanamayınca Kar Beyazı:

– Bizler bu mücadeleyi hiçbir şekilde kazanamayız, biraz daha böyle devam edersek hepimiz suya düşüp akıntıya kapılırız!

Kırmızı Gül:

– Benimde tutacak gücüm kalmadı, sakalını keseceğim!

Cüce:

– Niçin, sakalımı kesiyorsun senin benim sakalımla derdin ne? Yine kesersen ben arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım? Sizi gidi aptal kızlar, tek çareniz sakalı kesmek!

Kız kardeşler cücenin sözleri üzerine gülmeye başladılar çünkü cücenin tavırları eğlenceliydi, o anda başka bir ses işittiler arkalarında bir kayanın üzerinde uzanmış genç bir adam.

Kar Beyazı:

– Bakar mısınız, beyefendi kimsiniz ve burada ne arıyorsunuz?

Kızların yanına giden genç adam:

– Ben,  bu ülkenin kralının oğluyum, kardeşim Joseph’i arıyorum, kendisi kış mevsiminin başından beri kayıp.

Kar Beyazı:

– Sen bize yardım et önce cüceyi balıktan kurtaralım kız kardeşim Kırmızı Gül ile kardeşinizi bulmanız için size yardım edebiliriz?

Üçüsü beraber cücenin sakalını balığın ağzından çıkardıktan sonra cüce teşekkür bile etmeyerek oradan ayrıldı.

Prens:

– Kardeşim, bir torba mücevherle, ormanda yürüyüşe çıkmıştı, o günden sonra onu göremedik biraz önce,   benzeri bir torba taşıyan, bir ayı gördüm hemen ardına  verdim ama ayağım taşa takıldı yüzüstü düşerek yüzümü şu kayaya çarptım öyle kendimden geçmişim ta ki sizin sesinizi işitene kadar.

Kar Beyazı:

– Bu duruma çok üzüldüm önce şu yüzündeki yarayı temizleyelim,

Prensin yarasını temizledikten sonra yine cücenin imdat çığlıklarını duymuşlar,  prens benimle gelin atım şu ağaçların arkasında diyerek üçüsü ata binerek sesin geldiği yere gitmişler Cüce’yi, bir mağaranın içerisinden çıkarken gördüler.

Kızlar:

Yine ne oldu hangi belaya bulaştın..

Cüce:

– peşime bir ayı takıldı ondan kaçıyorum.

Kar Beyazı:

– Ah, bu bizim arkadaşımız, hala, halla niçin senin peşinden koşuyor?

Prens, kılıcını çıkararak Ayıya doğru yürümeye başlarken kızlara,

– Siz burada bekleyin, peşinden gittiğim bu ayıydı yaptıklarının cezasını çekmeli.

Kırmızı Gül:

– Prensim dikkatli olun!

Ayı:

-Durun olay düşündüğünüz gibi değil beni bu hale getiren sihirbaz şu cücedir çok tehlikeli ondan uzaklaşın.

Cüce:

– Haha, haaa beni rahat bırakın mücevherlerinizi alın ve gidin, hadi!

Ayı:

– Yapmış olduğun sihrin, beni neye çevirdiğine bak! Sadece o mücevherleri vermen, yetmez!

Prens:

– Demek öyle kardeşim sen bu cüceyi bana bırak, o Cüce, benim!

Cüce:

– Bu kadar aptallık, yeter! Sizlere gerçek halimi göstermenin zamanı da geldi artık, sizler beni yenebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? 

Kırmızı Gül:

– Ah, Ah demek biz öyle kötü birine mi yardım ediyoruz!

Prens:

– Gül! Çabuk atın heybesindeki kılıçlarımı bana at!

Ayı:

– Kardeşim onun sakalını kesmelisiniz! Gücünün kaynağı o sakalı ve çabuk ol!

Cüce, birden canavara dönüşünce, Kar Beyazı, elindeki makasla ona doğru koştu, Kırmızı Gülde kılıcı prense doğru atınca cüce olan yaratık kar beyazını durdurmak isterken prens

Cücenin neredeyse sakalını kökünden kesti, bu arada dev biri haline gelen cüce birden küçülmeye başladı, Ayı da çok yakışıklı bir prense dönüştü.

 Kırmızı Gül:

– Oh kurtulduk!

Prens Adam, başından geçenlerin hepsini onlara anlattı cücenin mücevherleri kendisinden alıp, bir ayıya dönüştürdüğü, kış boyunca kızlarla beraber güzel vakit geçirdiğini anlatmış.

Prensler kızların annesini de alarak saraya gitmişler, Kar Beyaz Prens adam ile, Kırmızı Gül de Prens Joseph ile uzun süren bir düğünle evlendiler bir ömür bir mutlu hayat yaşadılar.

Ayrıca kontrol et

Güzel-Çocuk-Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri Bir balığın macerasının anlatıldığı güzel bir çocuk Hikayesi Güzel Çocuk Hikayeleri Akşam …

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir