Katı Yürekli Zengin Adamın Hikayesi

Kırlar ülkesinde kışın çok sert geçtiği bir mevsimin ardından O bahar mevsiminin başlamasıyla beraber, güneş gülümseyerek güzelliğiyle her yeri aydınlatmaya başlamış, çeşit çeşit kuşlar daldan dala konarak şarkı söyler gibi ötmeye başlamıştı. Solgun ağaçlar yeşermeye rengarenk çiçeklerinde tomurcukları açmaya başladığı o güzel bahar sabahında

İnsanlar gözlerini açar açmaz evlerinden dışarı çıkıp o güzel havayı içlerine çekmeye, bahçelerdeki çiçekleri koklamaya başlar mutlu ve neşe içerisinde günler geçirirlermiş.

İlkbaharın, bütün güzelliğini sergilediği Kırlar ülkesinde yaşayan herkes güler yüzlü, birbirlerine karşı merhametli ve konukseverdi.

Ancak bu güzel insanların arasında yaşayan biri daha vardı onun kese kese altınları, değerli elmasları, çeşit çeşit gümüşleri, sandıklar dolusu incileri vardı.  Ama o adamın bir kez dahi güldüğünü gören olmamış, yüzlerce çalışanı olan bu adamın kapısını kim çalsa, çaldığına pişman olur bir daha o sokaktan bile geçmezdi çünkü ondan bir şey isteyen olursa ona karşı ağır sözler söyleyerek onu evinden kovarmış.

Günlerden bir gün yırtık elbiseli, açlıktan rengi solmuş fakir bir adam, katı yürekli zengin adamın evinin villasının önünden geçerken belki bana iki lokma bir şey ikram ederler diyerek kapıyı çalmış,  biraz kapıda bekledikten sonra kapıyı açan hizmetçi kadın, karşısında yırtık elbiseli birini görünce ona,

– Bakın beyefendi belliki ev sahibinden bir şeyler talep edeceksiniz ama bu evin sahibi çok katı yürekli biridir, hem sana hiçbir şey vermez hemde sizi incitir yerinizde olsam başka bir yere giderim kasaba halkı yardımseverdir başka bir eve gidin dedi.

Hizmetçi dilenciye bu sözleri söyledikten hemen sonra evin sahibi gür sesiyle,

– Kimdir o ne konuşuyorsunuz fısır fısır kapıda, diye seslenmiş.

Dilenci elini ona doğru uzatarak;

– Efendim,  duydum ki yardımsever biriymişsiniz ben çok açım, bana bir lokma ekmek vererek bir iyilik yapmak ister misiniz? demiş.

Katı Yürekli Adam, öfkeden ne yapacağını şaşırarak başını bir sağa bir sola çevirmiş ve dilenciye haykırmış:

– Hele şu yanındaki hizmetçi kadına bir sor bakalım, senin gibi bir dilenciye bir lokma ekmek vermişliğimiz olmuş mu diye?  Yine beni kızdırdınız var git yoluna açma benim ağzımı ne diye sana yardım edeyim ki ben!

Bu sözler karşısında adeta açlığını unutan zavallı dilenci başını önüne eğerek usulca elini geri çekmiş ve tek kelime bile etmeden oradan uzaklaşmış.

Dilenci o adamın o halini merak etmiş ve başlamış kendi kendine konuşmaya

-Bu kadar mal mülk ve servet sahibi ama tek lokma ekmek dahi kimseye vermemiş benim gibi çalışmayan fakir biri hiç gülmese kimse demez ki niye gülmüyor peki ya bu adamın derdi ne? Aç değil açıkta değil ne isterse satın alabilecek güçte biran olsun kendi halimi unuttum o adamın haline acıdım, bu hayatta mutlu olmayı öğrenememiş diye konuşmuş durmuş.

Günler ayları aylar yılları kovalamış durmuş gün gelmiş o katı yürekli zengin adamın başına bir musibet gelmiş ve bütün servetini birden kaybetmiş ve adam evsiz barksız kalmış, aç kalan adam artık kapı kapı dolaşıp, insanlardan bir lokma ekmek için dilenmeye başlamış.

Kırlar ülkesinin sokaklarında böyle dolaşırken, ihtişamlı çok zengin olan bir evin karşısında durmuş ve oturup saatlerce eve bakıp o eski zengin olduğu günleri hatırından geçirmeye başlamış sonra da gidip evin kapısını çalmış.

Kapıyı açan hizmetçi kadın kapıdakinin dilenci olduğunu görünce 5 dakika bekleyin diyerek içeri girmiş, katı yürekli adam kapıda beklerken, hizmetçi elinde bir sepetle geri gelmiş hizmetçi sepeti adama uzatırken birden bağırmış:

– Olamaz! Efendim siz, ne oldu size, bu hallere nasıl düştünüz.

Hizmetçinin haykırışıyla beraber dışarı çıkan ev sahibide

-Ne oldu kızım niye bağırıyorsun diye merakla sormuş:

Hizmetçi,

-Efendim bu beyefendi benim eski patronum çok zengin biriydi ama şimdi dilendiğini görünce kendimi tutamadım kusura bakmayın diye söylemiş

 Ev sahibi ise adama bakınca onu tanımış çünkü daha önce ülkedeki en zengin kişi oydu ve neredeyse onu tanımayanda yoktu.

– Beyefendi beni tanıdınız mı, bir zamanlar sizin kapınızı çalmıştım ve sizden bir lokma ekmek istemiştim, fakat o zaman benim kalbimi kırarak kovdunuz hatırlıyor musunuz o günleri, demek ki adalet yerini bulmuş ben sizin yerinize, sizde benim yerime geçmişsiniz. Demiş

Sonrada evin sahibi katı yürekli adamı içeri buyur ederek bir güzel şekilde ağırlamış,

– Katı yürekli adam artık her şeyi anlıyor diğer insanlara yaptıklarının bedelini ağır bir şekilde ödediğini biliyordu, katı yürekli adam ondan helallik istemiş ve demiş ki

-Şükürler olsun ki, o servet benden alındı o kadar mal ve mülk sahibiyken hiç gülmemiştim insanlardan kaçardım, hep insanların gözünün benim malımda olduğu düşüncesi dışında hiçbir şey düşünmezdim ama şuan kaybetme korkum yok çünkü hiçbir şeyim yok, o yüzden çok mutluyum insanları tanıdım herkes çok iyi ve yardımsever, onlardan bir kötü olan benmişim ve onuda anladım biraz geç olsada ne olur sizde beni affedin her şey için teşekkür ederim dedikten sonra müsaade isteyerek oradan ayrılmış ve onu bir dahada gören olmamış.

Bu iki insan uzun seneler beraber o evde yaşamışlar ve adam gülmeyi, insanlara yardım etmenin ne kadar zevkli olduğunu, insana ne kadar güzel bir huzur verdiğini öğrenmiş.

Kısa hikayeler içerisinde bulunan bu çocuk hikayesini okurken  güzel vakit geçirdiğinizi umarız, diğer türdeki hikayeler için sitemizi ziyaret edebilir, dilerseniz sizler için önereceğimiz Yalancı Çoban Hikayesini okuyabilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Gökkuşağını-Yakından-Görme-Arzusu

Gökkuşağını Yakından Görme Arzusu

Gökkuşağını-Yakından-Görme-Arzusu Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde anne ve babasıyla beraber mutlu ve mesut …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir