Heidi Masalı

Heidi Masalı

En çok aranan Masallar arasında buluna bu masalı okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Heidi Masalı

İsviçre’nin yüksek tepelerindeki yaylalarda Heidi adında güzel ve tatlı bir kız yaşarmış, daha 3 yaşındayken ailesini kaybetmiş olan bu kız şimdi ise 9 yaşına yeni girmişti teyzesi ve dedesi ile beraber kalırken teyzesinin iş için uzaklara gitme talebi nedeniyle dedesi ile  yalnız kalınca teyzesine,

-Dete teyze, ne olur gitme, ya da benide kendinle götür, sen olmadan ben tek başına buralarda çok sıkılırım, dedem yaşlı onunla oyun oynayamam ki, demiş,

Teyzesi:

-Canım benim, benim gitmem gerekiyor ama yakında senide yanıma alacağım demiş ve ertesi sabah hazırlanarak evden ayrılmış,

Teyzesinin evden ayrılmasına üzülen kız, çaresiz bir şekilde dedesiyle beraber yaşamaya başlamış, başlangıçta çok sıkılmış olsada, gün geçtikçe yayladaki doğal güzelliklere, günbatımında oluşan o muhteşem kızıllığa, birbirinden güzel çiçeklere, hayvanlara öylesine hayran kalmış ki, artık kendi kendisine,

-İyiki teyzemle beraber gitmemişim, gitseydim bu güzelliklerden mahrum kalacak ve bunların farkına varmayacaktım, demiş

Dedesinin keçilerden bir tanesini kendisine arkadaş olarak seçmiş olan Heidi her gün keçiyi çayıra götürür onunla oynar akşam olmadan da eve dönerdi.

Gece olunca da parıldayan o güzel yıldızları izlemek için samanların üzerine uzanır,  elini başının altına koyar saatlerce bıkmadan gökyüzünü izlermiş neredeyse doğadaki her şeyin tadını çıkartan biri haline gelmiş ve artık kendini yalnız hissetmiyordu.

Aradan geçen birkaç hafta sonra, çayırda Peter adında bir çocukla tanışmış Peter, Heidi onların evine yaklaşık 200 metre ötede bulunan bir kulübede annesi ve büyükannesi ile beraber yaşayan sakin ve uysal bir çocukmuş, ikisi beraber keçileri alıp, çayıra götürmekten çok hoşlanıyormuş.

Heidi’ye iyice alışan büyük babası onu hiçbir yere göndermek istemiyor uzun süre eve gelmedi mi meraktan yerinde duramayıp, torununu aramaya gidiyordu.

Heidi’nin yaşadığı köyde okul olmadığından, okul çağına gelmiş olan köydeki çocuklar başka köylere okula gidiyor,  onu gözünün önünden ayırmak istemeyen dedesi ise onun başına bir şeyler gelir korkusuyla okula bile göndermiyormuş.

Heidi her akşam eve geldiğinde dedesinin yanına gider ona,

-Ah, benim dünyalar tatlısı inatçı dedem ben seni çok seviyorum diyerek yanaklarından öpermiş, günler bu şekilde geçerken bir güz teyzesi Dete tekrardan köye dönmüş,

Dete Heidi’yi Frankfurt’a götürmek istediğini o sebeple geldiğini babasına söylemiş söylemesine ama babası buna asla izin vermeyeceğini söylemişse de, yeğeninin okuması gerektiğini bildiğinden en sonunda gitmesine izin vermiş ve ertesi gün Dete yeğeninide alarak Frankfurt’a götürmüş.

Teyzesi Heidiyi çalıştığı evin sahibinin torunu olan Clara ile arkadaşlık etmesi için onları tanıştırmıştı birbirine kısa sürede alışan iki küçük kız, beraber güzel vakitler geçirmeye başlamışlardı bile, evin sahibinin torunu sakat bir kızdı ama öylesine cana yakın ve hayat dolu bir kızdı ki tekerlikli sandalyede bile hiçbir zaman umudunu yitirmemişti.

Heidi’yi odasına davet eden Clara’nın odasına gittiklerinde bir sürü oyuncak ile karşı karşıya kalan Heidi etrafa bakınmış,  Gardırobunda, birbirinden güzel giysilerde dizilmişti, hepsi çok güzeldi gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.

-Bu odadaki bütün her şeysana mı ait diye sorunca,

Gülen Clara,

-Evet, benim ve artık seninde beraber burada bu oyuncaklarla oynar güzel vakitler geçiririz istersen demiş.

Kısa bir süre içerisinde hemen hemen herkes tarafından sevilmeye başlanan Heidiyi, Clara’nın büyükannesi ve babasıda çok seviyor ona karşı hayranlık duyuyorlardı,  lakin evin kâhyası olan Bayan Rottenmeier onu elbiseleri eski ve kirli olduğundan, okuma yazma bilmediğinden ve çok yaramaz olduğundan hiç sevmiyormuş.

Bir gün Clara ile beraber oyun oynarken Heidi’nin mutsuz olduğunu gören Büyükanne yanına çağırarak,

-Güzel kızım neden üzgünsün böyle,

Heidi,

-Dedemi evimi çok özledim oraya dönmek istiyorum deyince,

Hemen kalkarak Dete’nin yanına giden büyükanne Heidi’nin eve geri gönderilmesi için onunla konuşmuş ama teyze bencil biri olduğundan her ne kadar uğraşmışsa da ikna etmeyi başaramamış.

Büyükannenin geri döndüğünü gören Heidi onun yanına koşarak,

-Büyükanne ne oldu ikna edebildin mi teyzemi, Dedemi ve Peter’i çok özledim ne olur benim eve gitmem için bana yardım edin diye yalvarınca,

Büyükanne,

-Heidi güzel kızım inan, senin benim için Clara’dan bir farkın yok seni de kendi torunum gibi seviyorum, teyzeni ikna etmek için epey uğraştım ama bir türlü ikna olmuyor güzel kızım, şuanda senin tek yapman gereken dua etmek gün ola hayrola bakarsın fikrini değiştirir demiş

Heidi her türlü imkana sahip olsa dahi kendini bir kafesteymiş gibi hissediyor o güzelim yaylaları, keçileri burnunda tütüyordu, gün geçtikçe bu özlemi dahada artmış oradaki hiçbir şeye karşı ilgisi kalmamıştı, her gün tekrar tekrar Dedesini, Peter’i görmek ve o güzelim çayırlara dönmek için dualar ediyormuş ama gel görki nasıl geri döneceğini de bilmiyormuş, bu şekilde düşüne düşüne sağlığından olmaya başlayan Heidi uykusunda sayıklamaya başlamış.

Günler bu şekilde geçerken rüyasında ayağa kalkarak,

 -Peter, Dede baksanıza ben geldim diyerek kollarını açmıştı o esnada uyanık olan Claranın büyükannesi bu durum karşısında o kadar çok üzülmüştükü oturup ağlamaya başlamıştı, yataklara düşen Heidi’yi tedavi etmek için getirilen  doktorda onun için en iyi tedavinin Dedesinin yanına gönderilmesi olacağı yönünde ısrarcı talebi  üzerine çaresiz kalan Teyze, Heidi’yi göndermeye karar vermiş.

Hemen Heidi’nin yanına giden büyükanne:

-Güzel torunum sana çok sevineceğin bir haberim var demiş,

Hasta sesiyle cevap veren kıza,

-Ne haberi büyükanne?

-Hadi kalk ve hazırlan yarın seni Dedenle Peter’in yanına gönderiyoruz deyince,

Hemen kendini yataktan atarak büyükannenin boynuna sarılan kız onu defalarca öpmeye başlamış,

 -Ah, seni çok seviyorum büyükanne sen  o kadar iyisinki anlatamam, öyleyse benim tez herkesle vedalaşmam gerekecek  diyerek Claranın odasına koşmuş ve ona

-Ben yarın gidiyorum,

Clara,

-Gitmesen olmaz mı seni çok özleyeceğim.

Heidi,

-Bende seni, büyükanneyi çok özleyeceğim ama sizler beni ziyarete gelirsiniz değimli? O güzel yerlerde sizleri gezdiririm ama mutlaka gelin demiş,

Ertesi gün yola çıkan Heidi uzun bir yolculuktan sonra özlem duyduğu o evine kavuşmuş ve eve doğru koşarak

 -Dede, ben geldim neredesin seni çok özledim. Diye bağırmaya başlamış,

Hemen dışarı çıkan dedesi Heidi’ye sarılarak,

-Bende seni çok özledim benim yaramaz tatlı kızım benim artık seni hiçbir yere bırakmayacağım demiş,

O gece beraber hasret giderdikten sonra erkenden kalkıp Peter’in yanına gitmiş onu  gören Peter,

-Heidi, nerede kaldın gözümüz hep yollardaydı biz seni çok özledik iyiki geldin demiş, beraber oturmuş nelerle karşılaştığını Clarayı, büyükannesini oyuncakları hepsini anlata anlata bitirememiş ama son sözüde ben buraları ve sizleri hiçbir şeye değiştirmem olmuş.

Aradan birkaç ay gibi bir süre geçtikten sonra sabah erkenden kalkınca birden clarayı karşısında görmüş,

-Ooo arkadaşım hoş geldin ne güzel sürpriz yaptın diyerek ona sarılmış ardından da büyükannenin elini öperek ona sarılmış ve hemen içeri geçelim eşyaları içeri yerleştirelim diyerek  beraber içeri geçip dinlenmişler.

Heidi, Clara’yı tekerlekli sandalyesiyle beraber dağlara çıkarmış ona yemyeşil otlakları, cıvıl cıvıl öten birbirinden güzel kuşları göstermiş.

Doğayı ve gördükleri karşısında çok mutlu olan Clara,

-Sanki rüyada gibiyim buralar çok güzel, bana yaşattığın o güzel gün için sana çok teşekkür ederim senin buraya geri dönme isteğini şimdi anladım demiş.

Bu arada onları uzaktan izleyen Peter,  Clara’yı kıskanmaya başlamıştı bile,  çünkü onun en yakın arkadaşını kendisinden aldığını düşünüyordu bir gün Peter, Clara’yla Heidi’yi çimenlerde oturmuş kahkahalar attığını görünce,

-Clara’nın o tekerlekli sandalyesini saklarsam eğer tez zamanda evlerine geri dönerler bende o zaman Heidi’yle eskisi gibi beraber oynarım diye düşünmüş,

Gizlice sandalyeye yanaşan Peter tekerlekli sandalyeyi kaptığı gibi dağdan aşağı itmiş ve tekerlekli sandalye taşlara çarpa çarpa kırılmış ve hemen oradan uzaklaşmış,

Clara ve Heidi biraz sonra tekerlekli sandalyenin yanına geldiklerinde sandalyenin ortada olmadığını fark etmişler telaşla etrafa bakan Heidi her nerede aradıysa da bulamamış,

Hemen, dedesini çağırmak için eve doğru koşmuş, yolda Peter’i görünce  

-Peter  Clara’nın yardıma ihtiyacı var sen hemen onun yanına git ben dedemi çağırıp geliyorum demiş,

Yaptıklarından pişman olan Peter, Claranın yanına gelerek ona,

-Gel ellerimi tutki ayağa kalkasın demiş ve  onun  koluna girerek  kaldırmaya çalışmış, tamda o anda bir mucize  gerçekleşmiş, Clara birkaç adım atmayı  başarmış, biraz daha gayret edince yürümeye başlayan Clara ve Peter adeta şoka girmişler artık  yürümeye başlamıştı bile İkisi  beraber eve doğru giderlerken pişmanlıktan ağlayan Peter olup, biteni bir bir anlatmış ve ondan af dilemiş.

Yürümenin sevinciyle Peter’e kızamayan küçük kız, “unut gitsin” diyerek beraberce eve doğru yürümeye başlamışlar yolda onları gören, Heidi dedesi ve büyükanne  sevinçle onlara  doğru koşmuşlar.

Hepsi beraber mutlu bir şekilde eve geri dönüp güzel günün tadını çıkarmış ve o günü kutlamışlar.

Önerilen İçerik :

Ayrıca kontrol et

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

uçan-halı-masalı

Uçan Halı Masalı

Uçan Halı Masalı Uçan Halı Masalı, okuyarak eğlenin Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde …

2 Yorumlar

  1. Heidi günler hey heidi büyüyen nesillere selam olsun

  2. Aleykum Selam Huseyın Kardes Bız Burdayız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir