Güzel Ve Çirkin Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde, çok uzak olan o yüksek dağların ardında bulunan diyarlarda zengin mi zengin bir tüccar ve beraber yaşadığı biri birinden güzel 3 kızıyla mutlu ve huzurlu bir hayat yaşarmış.

Bu kızlardan en küçük kızı diğer iki ablasından daha güzel ve akıllı olduğu için ona çevresinde bulunan herkes “Güzel” diye hitap edermiş.

Küçük kızı kıskanan diğer iki kız kardeş ise ona karşı kıskanç ve kötü niyetlilermiş.

İki kızın tek derdi babalarının paralarını diledikleri gibi harcamakmış, Güzel neredeyse her gece yattığında rüyalarına giren yakışıklı bir prensi görür, her uyandığında ise bunun bir rüya olduğunu anlar gerçek olmadığına üzülürmüş hep bir gün o rüyalarındaki prensle evlenip onunla güzel bir sarayda yaşayacağı günün hayalini kurarmış.

Rüyalarında olduğu gibi gerçek hayatta da Güzel’in hayatı, umut ve mutluluk doluydu.

Bir gün meydana gelen korkunç bir fırtına yüzünden babasının tüm gemilerinin alabora olması dolayısıyla tüm malını kaybetmesi üzerine mutluluğun yerini keder aldı, kendini o fırtınadan zor kurtaran baba eve döndüğünde onu kapıda karşılayan kızı Güzel‘e,

 -Her şeyimiz yok oldu kızım, ne malımız ne mülkümüz kaldı artık zengin bir aile değiliz,

Güzel:

-Sen merak etme babacım benim, her şey zamanla yoluna girer, bir kapı kapanır biri açılır en sonunda bir kurtuluş yolu bulacağız babacığım benim, bu dünyadaki tek servetim sensin, seninle mutluyum. Demiş,

Tüccarın mal varlığını kaybetmesi üzerine evde çalışanların maaşlarını ödeyemediğinden, aradan çok vakit geçmeden tüm hizmetkarlar evden ayrıldılar, evdeki işlerin hepsini Güzel tek başına yapmaya başladı.

Kardeşleri ise sürekli yoksulluk içinde kalmaktan şikayet ediyor, hiçbir işe el uzatmıyorlardı onların aksine Güzel hem evi çeviriyor hemde babasının mutlu olması için tanrıya dua ediyordu.

Bir gün tüccar, gemilerinden birinin fırtınadan kurtularak limana doğru yanaştığının haberini aldı o kadar çok sevindi ki, kızlarını yanına çağırarak;

-Size güzel bir haberim var ama heyecanlanmayın söylüyorum o fırtınadan gemilerimizden biri kurtulmuş ve şuan limana yanaştığı haberini aldım, artık durumumuz iyi olacak hemen şimdi limana gitmeliyim söyleyin size dönüşte hediye olarak neler getireyim demiş?

Ortanca kızı,

 -Yeni elbiseler istiyorum,

Büyük Kızı,

-Bende mücevher istiyorum demiş,

En küçük kızı Güzel’e dönen babası

-Söyle bakalım güzelim sana ne almamı istersin, benim güzeller güzeli kızım?

Güzel ise,

-Babacım benim tek istediğim senin eve sağ salim dönebilmen baba.

-Bu sözler üzerine gülümseyen baba, gerçekten çok tatlısın canım kızım, ama ne istiyorsan onu bana söylemelisin.

Güzel bu sefer demiş ki,

-Sadece bir kırmızı bir gül, yalnız bir tane lütfen

Babası,

-Tabiki benim o dünyalar tatlısı güzel kızım, memnuniyetle, demiş

Hızlı bir şekilde limana gitmek üzere evden ayrılan tüccar limana yaklaşırken gemide kimsenin olmadığını fark etti, gemiye yanaştığında mürettebatının gemideki tüm mallarını alıp, kaçtığını görmüş, bu durum karşısında çaresizce yerine çömelen baba, biraz orada bekledi ama ne gelen vardı nede giden,  üzüntülü bir şekilde evine gitmek için yola koyulan tüccar o kadar dalgındı ki, evin yolundan saptığının bile farkında değilmiş.

Ormanlık bir alana giren tüccar kendine geldiğinde kaybolduğunun farkına varmış, hava soğuk ve kar yağışlıydı, öyle bir manzara vardı ki neredeyse tüm okyanus beyaza bürünmüştü,

İçine girdiği ormanın sıklığı yüzünden atıyla yol alamadığından atından inerek atını bir ağacın altına bağladı ve onu dinlenmeye bıraktı, ilerlemekte olduğu yönde parlayan ışıklar görüyordu ve o ışıkların ne olduğunu merak ettiğinden, o ışıklara doğru yöneldi.

Işığa yaklaştıkça çok büyük ve güzel bir yer olduğunu görünce merakla ona doğru yürümeye devam etti, eve tam yaklaşmıştı ki parıldayan bir altın kapının aralandığını gördü, bu sarayın etrafında portakal ağaçları bulunmaktaydı, başka ilginç olan nokta ise evin olduğu bölgeye hiç kar’ın yağmamış olmasıydı, kendi kendine

-Ah, bir yer bu kadar güzel mi olur, burası bir saray mı? Oraya girip mutlaka bu sarayın sahibiyle tanışmalıyım.

Aralı bulunan kapıyı açarak içeri giren tüccar, büyük bir salondan geçti ve orada bekledi seslendi etrafına bakındı, Ama ne seslenen, nede gelen biri vardı.  

Sesimi duyana yok mu? Hey! Diye seslenmeye devam etmiş, burasının terk edilmiş bir yer olma imkanı yoktu, çünkü masa nefis pastalar ve meyvelerle donatılmıştı, aç olan tüccar, o yemek masasındaki güzelim meyveler ve pastalar karşısında onları yemek için sabırsızlanıyordu.

Tekrardan seslenen ama kimsenin sesine karşılık  vermemesi üzerine, demek ki şuan buralarda değiller, en sonunda dayanamayan tüccar masaya oturarak karnını güzelce doyurdu, yemek yedikten sonra bir üst kata çıktı, karşısına çıkan ilk kapıyı açmış, odada güzel ve temiz bir yatak bulunduğunu görünce kendi kendine;

-Yüce tanrım, nasıl bir yer burası ilk defa böyle şansım yaver gidiyor diyerek yatağa uzandı, deliksiz bir uyku çeken tüccar ertesi gün güzel bir güne uyandı.

Gözlerini açar açmaz başucuna konmuş temiz kıyafetlerin olduğunu fark etti, hemen temiz kıyafetleri giyerek aşağı indi gördükleri karşısında şaşırmıştı kahvaltı masasında, taze sıkılmış meyve suları, süt, mis gibi kokan ekmekler bulunmaktaydı, etrafta kimseler yoktu masaya oturup bir güzel kahvaltısını da yaparak ayağa kalktı seslenmeye başladı,

-Merhabalar, sesimi duyan var mı acaba? Misafir perverliğiniz için size minnettarım bunun için size teşekkür etmek istiyorum, çok cömertsiniz gitmem lazım hoşça kalın, diyerek dışarı yöneldi.

Dışarı çıkar çıkmaz öylesine büyük bir gül bahçesi gördü, öylesine güzel bir bahçeydi ki, hemen aklına kızı güzel geldi, “bu kırmızı Gül’ü kızım Güzel’e götürebilirim” herhalde demiş,

Hemen bahçeye giren tüccar canlı ve güzel olan kıpkırmızı bir gülü kopardı, gülü koparır koparmaz arkasından birden şiddetli bir ses duydu ve hemen arkasına döndü, kıpkırmızı gözleri, bıçak kadar keskin dişleri olan dev birini karşısında gördü.

Adı  Çirkin  olan bu adam:

-Size güllerimi koparmanız için izin veren olmadı? Sizi sarayımda ağırlamam yetmedi mi? Size olan  iyiliğe karşılık böyle mi teşekkür ediyorsunuz? Bu küstahlığın cezasız kalmayacak.

-Hayır, bana acıyın lütfen, merhametinize sığınırım efendim, tam ihtiyacım olduğu anda bana yemek vererek evini açan sizin gibi cömert biri kızımın benden istediği kırmızı  güllerden bir tanesini alırsam sorun teşkil etmez diye düşünmüştüm lütfen beni affedin, ne olur affedin.

-Kızın mı? Peki öyleyse size bir teklifim var sizin hayatınızı kurtaracak bir teklif, tüccar

-Peki bu  teklif derken nedir efendim? Üç kızımda şuan merakla yolumu gözlüyorlardır.

-Üç kızınız var demek kızlarından birini bu saraya getirir benimle kalmasını sağlarsan bunun karşılığında sana özgürlüğünü vereceğim, demiş

Çaresiz kalan tüccar Çirkine,

-Peki efendim söz veriyorum, kızlarımdan birini sizinle evlenmesi için buraya getireceğim demiş,

-Pekâlâ, size  çok hızlı at vereceğim, bir ay süreniz var bir ay içresinde buraya kızınla beraber  dönmeniz gerekiyor birde  buraya gelecek olanın kendi rızasıyla  gelmek istemesi gerekiyor aksi takdirde onu kabul etmiyorum, eğer olurda bir ay içerisinde gelmezseniz gelip sizi bulacağım.

Şimdi git, az ilerde çok güzel güller var o güllerden en güzelini kopar ve kızına götür, demiş

Tüccar canını kurtarmak için çirkinin teklifini kabul etmiş ama kızlarının kendi rızasıyla gelmeyi kabul etmeyeceğini düşünerek perişan halde ve üzgün bir şekilde eve geri döndü, at öyle hızlıydı ki eve varması çok fazla zamanını almadı, kapıyı açtığında 3 kızıda heyecanla babalarından gelecek haberleri ve babasının kendilerine almış olduğu hediyeleri merak ederek babalarına doğru koştular

Ortanca ve büyük kız,

-Babacığım, hediyelerimiz nerde hediyelerimizi ver, derken

Güzel,

-Nasılsın baba? Çok yorulmadın değimli yüzün solgun bir sıkıntın mı var? diye seslenmiş?

Elindeki gülü Güzel’e uzatan tüccar

 -İşte benden istediğin kırmızı gül kızım, bu gül neye mal oldu anlatsam inanmazsın,

İçeri geçen baba soğuk bir su istedi, güzel hemen babasına su getirdikten sonra hep oturdular babaları başladı olan biteni anlatmaya ortanca ve büyük kız Güzele dönerek:

-Hepsi senin hatan, sen neden babamdan çiçek istedin ki? Mantıklı bir şey istemiş olsaydın babamız böyle zor durumda kalmayacaktı, dediler.

Güzel hemen söze girdi:

-Sen üzülme babacığım bu talihsizliğe neden olan gerçekten de benim, senin sözünü tutabilmen için ben oraya gideceğim.

-Ah, benim tatlı ve düşünceli kızım, senin gibi bir kızım olduğu için her zaman tanrıma şükrediyorum çok üzgünüm inan bana çok üzgünüm bu talihsizliğin sebebi sen değildin bunu sana ben getirdim kızım, aslında her şeye sebep olan ben olduğumdan sonucuna da benim katlanmam gerekir demiş,

Güzel ise verdiği kararda ısrarcıydı, babasın cesaret veren güzel onu neşelendirmek için hemen hemen her yolu deniyordu.

Günler günleri kovalarken çirkinin tüccara tanımış olduğu sürenin sonuna yaklaşmışlardı çirkinin sarayına gitmek için hazırlanan güzel evden çıktığında tüccar seslenerek,

-Evimize geri dön Güzel, lütfen benim için  hayatını mahvetme ben sonucuna katlanırım dedi.

Güzel:

-Canım babacığım ben bunun üstesinden gelecek cesarete sahibim merak etme, diyerek yola koyuldular, ormana vardıklarında akşam olmuş karanlık çökmüştü, inanılması güç bir şekilde orman  birden bire aydınlandı sanki hepsi güzeli bekliyordu.

-Babasına vay canına, bu  nasıl, müthiş  bir şey dedi Güzel.

Kısa bir süre yürüdükten sonra  portakal ağaçlarının olduğu patikaya ulaştılar. Sarayın ışıldadığını gördüler, saraya yaklaştıklarında kapı aralandı içeri giren tüccar ve güzel büyük salona girdiler, salonda şöminenin yakıldığını ve masanın muhteşem yemeklerle ve meyvelerle donatıldığını gördüler, ikiside acıkmışlardı.

Seslendiler ama cevap veren yine yoktu, sofraya oturarak karınlarını doyurmaya başladılar,  yemeklerini bitirmek üzereydiler ki arkalarından onlara doğru gelen Çirkin’in ayak sesleri duydular.

Onlara yanaşarak,

-Afiyet olsun efendim, hoş geldiniz beyefendi ve  Güzel hanım dedi, Çirkin.

-Tüccar ve Güzel İyi akşamlar majesteleri diye seslendi masaya oturan Çirkin,

-Buraya, kendi rızanızla  mı geldiniz? Diye sorunca güzel,

-Evet kendi rızamla geldim.

-Babanız  gittikten sonrada burada kalacaksın  bunu biliyor musunuz?

-Evet dedi güzel,

Bunun üzerine tüccara dönen Çirkin sizin için dışarıda altın dolu sandıkların yüklendiği bir at hazırlanmaktadır, dilediğiniz zaman alıp gidebilirsiniz onlar sizindir, demiş   

-Tüccar da diğer kızlarım merak etmesinler müsaadeniz olursa hemen gitmek isterim demiş ve güzele dönen tüccar,

-Hoşça kal benim dünyalar tatlısı yüreğide yüzü kadar güzel kızım, seni çok özleyeceğim hemde her gün inan bana demiş, güzelde

-Bende seni çok özleyeceğim baba hakkını helal et bana demiş,

Vedalaştıktan sonra atına binen tüccar yola koyuldu ve kısa sürede gözden kayboldu.

Çirkin, güzele dönerek isterseniz yukarı çıkıp dinlenin biraz size iyi geceler diyerek yanından ayrıldı.

Güzel:

-İyi geceler diyerek yukarı çıktı.

İlk odaya giren Güzel kapıyı açtığı anda gördüklerine inanamadı çok güzel döşenmiş bir odayla karşılaştı.

Hemen kurulu bulunan yatağına uzanarak uykuya daldı, sabahın ilk ışıklarıyla beraber gözlerini açarak yatağından kalkıp, hazırlandıktan sonra salona inen güzel müthiş bir kahvaltı sofrasıyla karşılaştı.

Kahvaltı yaptıktan sonra bir koltuğun köşesine sokuldu ve düşünmeye başladı.

-Acaba bu çirkin canavar sonsuza dek beni burada mahkum mu edecek? Bundan kendimi nasıl kurtarabilirim?

Bu tür düşünceler içerisinde oturduğu koltukta uykuya daldı akşama kadar deliksiz bir şekilde uyumuştu çirkinin ayak sesleri ile uyanmıştı

-İyi akşamlar Güzel diye seslenen Çirkin’e.

-İyi akşamlar, diye cevap verdi güzel, hemen Güzel’in yanındaki koltuğa oturan Çirkin,

-Beni seviyor musun? Benimle evlenir misin güzel?

-Ne diye seslendi güzel? Çirkin

-Bu soruma korkmadan evet ya da hayır de, benden sana zarar gelmez diye cevap vermesi üzerine,

-Hayır cevabını veren güzel’e.

-Evlenmeyeceğine göre sana iyi geceler Güzel diyerek koltuktan kalktı.

Güzel ise onu reddettiği halde kızmamasına, ona herhangi bir zarar vermemesine sevinmişti, her akşam yemekten  Güzel’e aynı soruyu sorarak, iyi geceler dilemeden oradan ayrılmıyordu,

Güzel de her zaman “Hayır” cevabını veriyordu, her gece oradan üzgün ayrılan Çirkin gel zaman git zaman derken ona alışmaya başlayan Güzel Çirkin’den korkmamaya başlamıştı, çünkü Çirkin Güzel‘e karşı hep nazik ve kibar davranırdı.

O güzel sarayda yaşamak Güzel içinde eğlenceliydi

Muhteşem güzellikteki gül bahçesinde güzel çeşmeler, mersin ağaçları portakal ağaçları, Şeftali ağaçları ve çok güzel kuşlar vardı.

Çirkin’de zaman zaman Güzel için piyano çalar onunla saatlerce süren sohbetler yapardı.

Uzun bir süre bu şekilde ünleri geçti babasını ve kız kardeşlerini özleyen güzelin, üzgün olduğunu gören çirkin ona sordu:

-Bir sorun mu var hayatım? Bu aralar seni üzgün görüyorum.

-Babamı kız kardeşlerimi özledim, bir haftalığına onları gidip görmeme izin ver, geri döneceğime söz veriyorum.

Çirkin;

-Ah Güzel sen benden nefret ediyorsun onun için mi kaçmak istiyorsun?

Güzel,

-Hayır, sandığın gibi değil sen kibar ve iyi yüreklisin senden nefret etmiyorum aksine bir süreliğine seni yalnız bırakacağım içinde üzülüyorum inan,

– Hayatıma mal olacağını bilsem bile zamanında buraya geri geleceğim çünkü sen bana her zaman iyi davrandın.

Çirkin, Güzel‘e şöyle dedi

-Seyahat için bir ata ihtiyacın yok cebinden çıkardığı yüzüğü güzele uzatarak bu yüzüğü tak ve odana giderek uyu ve hiçbir şeyden korkma, huzur içinde uyu, uyandığında baban onların evinde olduğunu göreceksin, demiş

Heyecanlanan Güzel,

-Gerçekten mi? Çok teşekkür ederim demiş,

Sözüne devam eden çirkin,  

-Buraya dönmek istediğinde de yüzüğü parmağından çıkarır çıkarmaz kendini burada bulacaksın diyerek yerinden kalkarak iyi geceler Güzel, bu süre zarfında seni çok özleyeceğim diyerek oradan ayrılmış,

-Sana da iyi geceler izin verdiğin için sana çok teşekkür ederim demiş,

Çirkin ise, güzele

-Verdiğin sözü unutma  yeter demiş.

Çirkin oradan  gider gitmez, yüzüğü takarak odasına çıkan  güzel  hemen uykuya dalmak için yatağına uzandı, gözlerini açtığında kendini babasının evindeki eski yatağında  buldu.

Kız kardeşleri ise birden güzel’i görünce çok  şaşırmışlardı, hemen babam nerede diyen güzelin sesisin duyan babası, hızla oraya gelerek sıkı sıkı sarıldı ve mutluluktan ağlamaya başladı.

-Ah Benim güzel kızım senin için her gün endişeleniyorum seni çok özledim, demiş

Güzel’de,

-Bende seni ve ablalarımı çok özledim canım babacığım.

Beraber sofraya oturduktan sonra güzel oradaki hayatını, Çirkin’in ne kadar iyi biri olduğunu ve onun nezaketinden söz etti, duydukları karşısında şaşkın olan babası;

-Çirkin’in sana çok iyi davrandığını, seni el üstünde tuttuğunu, nezaketi ve iyiliği içinde sevgini ve minnetini de hak ettiğini söylüyorsun Güzel kızım benim, dediğin gibi biriyse eğer, ben olsam senin yerinde onun çirkinliğine rağmen onunla evlenirdim, bunu hak etmiyor mu kızım?

Günler çok çabuk geçti bir hafta doldu, güzel ise bir hafta sonra saraya geri dönmeyi tamamen unutmuştu ki rüyasında, Çirkin’i yere uzanmış bir şekilde zor durumda olduğunu gördü

-Gözlerini açar açmaz, aman tanrım gitmem lazım diyerek, gece geç saatler olmasına rağmen  hemen  Güzel babası ve kız kardeşleriyle vedalaşarak odasına gitti yatağa uzandı ve  yüzüğü parmağından çıkarır çıkarmaz hemen uykuya daldı, sabah uyandığında ise Çirkin’in sarayında olduğunu gördü, hemen rüyasında  Çirkin’i gördüğü yere koştu ve gerçekten çirkin orada hareketsiz bir şekilde uzanmıştı.

-Ah tanrım, Çirkin, Çirkin diye seslenerek ona doğru koştu? Seni burada yalnız bıraktığım için senden çok özür dilerim ne olur beni affet, bu benim hatam ne olur kendine gel, diye onu biraz silkti ama tepki yoktu, başını göğsüne koyduğunda nefes aldığını fark etti ve hemen çeşmeden su getirerek yüzünü yıkadı ve biraz içirdi çok geçmeden kendine gelen Çirkinin kendisine gelmesine çok sevindi

-Beni ne kadar korkuttun biliyor musun benim için bu kadar değerli olduğunu şu ana kadar bilmiyordum seni bu halde görünce anladım ki seni seviyormuşum dedi,

Çirkin ise,

-Gerçek mi söylüyorsun, benim kadar çirkin olan bir yaratığı sevebilir misin?

Güzel,

-Evet ben senin o çirkin yüzüne değil, o merhametli nazik ve iyilik sever kalbin varya ona aşık oldum demiş, senin o güzel kalbin varya bu benim hayatımda isteyebileceğimden bile fazlası demiş,

Çirkin,

-Güzel, benimle evlenir misin? Diye yine evlenme teklif etmiş, bu sefer aldığı cevap diğerki cevaplardan farklıydı,

Güzel,

-Evet, Evet, evlenirim diye haykırması üzerine Çirkin’i birden bir ışık huzmesi kapladı, çirkini önce havaya kaldırdı, sonrada aşağı indirdi ve ortadan kayboldu güzel gördüklerine inanamıyordu, rüyalarında gördüğü prens karşısındaydı, Güzel:

-Ah tanrım, rüyalarımda hep seni görüyordum.

Güzele sarılarak,

-Güzel, benim biricik iyi yürekli tatlı Güzel’im, sen beni bu korkunç büyüden kurtardın san minnettarım,  savaşta karşıma çıkan bir büyücü ile çarpışırken bana bir büyü yaptı, bu büyü hiç kimsenin beni sevmemesi üzerineydi, büyüyü bozacak olan tek şey birinin beni sevmesiydi ve sen gerçek sevginle o büyüyü bozmayı başardın.

Güzel, acaba rüyamı görüyorum sen gerçek misin diye seslenmesi üzerine,

Çirkin ona yaklaşarak incitmeden yavaşça çimdikledi.

Bunun üzerine güzel,

-Rüya değilmiş gerçekten sen gerçek bir prenssin hemde rüyalarımda sevdiğim gerçek aşkım.

-Saraya dönerek düğün hazırlıklarına başlayan güzel ve çirkin öyle güzel bir düğün yaptılar ki dillere destan bir düğünle dünya evine girdiler, en sonunda iyili kötülüğe karşı galip geldi, Asıl bir güzellik, güzel bir yüze veya vücuda sahip olmak değildir, güzel bir kalbe ve de en önemlisi güzel bir niyete sahip olmaktır güzellik.

 Onlar erdi muradına mutlu ve huzurlu bereket içerisinde bir yaşam sürdüler.

Önerilen İçerik : Rapunzel Masalı

Ayrıca kontrol et

Fesleğenci-Kız

Fesleğenci Kız Masalı

Fesleğenci Kız Masalı Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde uzak mı uzak ülkelerin birinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir