Denizci Sinbad Balina Macerası

Denizci Sinbad Balina Macerası

Tik, Tak’ın yanına giderek ona:

– Merhaba!

Tak:

– Merhaba!

Tik:

– Sana bir şey sormak istiyorum? Şu okyanus hep böyle sıkıcı mı?

Tak:

– Sıkıcı mı? Yok, daha neler? Burası, macera ve korkusuz kâşiflerin olduğu bir yerdir.

Tik:

– Ya, tabi, tabi suyun eşsiz maceraları… Şu gördüğün dalgalar dışında ne var ki! Her gün bayat yemek ile karnımızı doyuruyoruz.

Tak:

– Hayır, hayır o kadar olumsuz bir düşünceye sahip olma, bazen o bilinmeyen maceralara cesurca atılan birileri ortaya çıkar, mesela Simbad!

Tik:

– Sinbad mı dedin?

Tak:

– Evet,  yoksa sen denizci Simbadı tanımıyor musun?  Öyleyse gel benimle sihirli kazana gidip, Simbadın maceralarını izleyelim, görülmeye değer maceralardır.

Denizci Sinbad Balina Macerası başlıyor

Birlikte sihirli kazanın yanına gitmişler Tik:

– Tamamda, bunun içerisinde yalnızca su var! Yoksa abra kadabrayla mı bir şeyler göstereceksin.

Tak:

– Haha, haha! Çok komiksin artık abra kadabra da çok eskidi, seyret belki bir gün lazım olur, Ey güzel su, temiz su, sen bize Denizci Simbadın maceralarını göster, demiş

Hemen Tik ile Tak Denizci Simbad’ın öykülerini dinlemeye başlamışlar.

Denizci Sinbad’ın amcası:

-Simbad, senin iş yapmak için uzak bir pazara gideceğini işittim, neymiş bu?

Sinbad:

– Evet, amca babamın kazanmış olduğu paraların hepsini harcayarak büyük bir aptallık ettim, babamın işini devam ettirmem lazım o yüzden yarın Bağdat’tan arkadaşlarımla yelken açacağım.

Amca:

 -Aferin sana evlat! Öyleyse güle güle git, güle güle gel evladım.

Simbad ilk yolculuğu için gemisine binerek hareket etmiş bu denizlerdeki ilk yolculuğuydu, bu onun çok hoşuna gitmişti, hafif esen meltemin yüzünü okşaması, o masmavi suların sesi adeta onu büyülemişti ama hep aynı şeyleri görünce giderek sıkılmaya başlamıştı artık bir an önce yolculuğu bitirip karaya ayak basmak istiyordu.

Tamda o esnada gemide ki arkadaşlarına;

– Baksanıza şu ileride bir ada var.

Tüm mürettebat:

– Yaşasın! Diyerek sevinmişti, nihayet bir kara parçası görmüşlerdi

Gemiyle adaya yanaşmışlardı,

Simbad:

– Bu ada çok güzel görünüyor, değil mi? Demiş

Adayı dolaşmak için yola koyulmuştu ki bu arada arkadaşlarından biri  arkasından:

– Hey Simbad! Sen nereye gidiyorsun! Gel yemek hazır!

Sinbad:

– Siz yemeğinizi yiyin biraz etrafa bakınıp dönerim,

Biraz ilerledikten sonra kendi kendine “burası diğer yerlerden çok farklı içimden bir ses, yanlış bir şeyler var diyor, buranın toprağı da biraz değişik sanki yer mi hareket ediyor, hemen gemiye geri dönmek zorundayım” demiş.

Var gücüyle hızlı bir şekilde koşan Simbad ormanın içinde hızlı bir şekilde hareket edemiyormuş, bu arada, diğer tüccarlar da adadaki hareketi hissedince onlardan biri:

– Hemen gemiye kaçın! Burası bir ada değil! Uyuyan bir balinanın üzerindeyiz, ateş yakarak onu uyandırdık!

Diğer bir Tüccar:

– Hayır! Anlamadığımı bu balina niye suyun üzerinde uyuyor ki? Öyleyse canınızı kurtarın!  Hemen gemiye kaçın!

Gerçekten de balinaymış demek o kadar uzun bir zamandır uyuyormuş ki sırtında koskoca bir orman yeşermiş, herkes öylesine telaşlanmış ki, kimin gemiye binip binmediğini bilememişler.

Simbad, koşabildiği kadar hızlı bir şekilde koşuyormuş lakin geminin hareket ettiğini görünce arkasından bağırarak

– Hayır, gitmeyin bekleyin!

O anda Sinbad her şeyin bittiğini düşünmüştü, o anda bir kütüğe tutunarak günlerce denizde sürüklenmiş ve nihayet, bir sahile varmıştı, günlerdir bir şeyler yemediği için aç ve susuzdu.

Simbad, zorlukla bir karşısındaki tepeye tırmanmış orada bir sürü At görünce demek ki burada insanlar da var diyerek etrafa bakınmış.

Az ilerde bazı insanları görünce hemen onların yanına giderek onlara:

-Merhaba sizinle karşılaştığım için çok mutluyum, ben hırsız falan değilim, bir denizciyim kendimi güzel bir adada zannediyordum meğerki bir balinaymış gemi beni almadan hareket edince bende denizde bir kütüğe bağlı olarak günlerce denizde sürüklendim en sonunda buraya ulaştım günlerdir bir şeyler yemedim çok acıktım.

Adamlar:

– Hahah, sen ne dediğinin farkında mısın balina mı? Oldu, muhtemelen günlerdir kafana güneş vurunca hayal görmeye başladın, gel otur önce sana biraz yiyecek verelim.

Simbad:

– Doğru güneş kafama geçti ama ben eminim o gerçekten balinaydı, yani bir düşünün bir balina ki, bunca sene sırtında kocaman bir ormanla yüzmüş durmuş! Sonra da bizim tüccarların yaktığı bir ateş, onu tekrardan suyun altına yolladı.

Mürettebatım demir alırken hiç beni düşünmedi bile, hepsi canını kurtarma derdine düşmüştü, gerçi onlara kızmaya hakkım yok, demekki şansızmışım çünkü denize sürüklenen bir tek ben olmuşum.

-Kötü bir şans mı? Sen neler diyorsun öyle? Bu anlattığın hikaye çok ilginç! Başka bir ilginç nokta da bizler sadece yılda bir kez kralın atlarını beslemek için bu adaya geliriz, bugün bizi bulmamış olsaydın, bir daha yolunu asla bulamayacaktın.

Sinbad:

– Buda çok ilginç şimdide şansım yaver gitti?

Adamlar:

– Karnın doyduysa kalk seni götürelim, Kralımız senin hikayeni dinlemekten memnun kalacaktır.

O adamlar kralın askerleriymiş, Simbadı yaşadıkları bölgeye götürmüşler, orası, iyi insanlara sahip küçük bir krallıkmış Simbad, kralın huzuruna çıkarak yaşadıklarını anlatmış.

Kral:

– Hım, denizler hem sürprizlerle hemde sırlarla dolu olan bir yer sen, cesur bir adamsın sana dinlenecek yer ayarladılar buyur biraz dinlen

Simbad:

– Majesteleri, müsaadeniz olursa daha geçen gün kurtulamayacağımı düşünmezken şimdi, cömert ve iyi yürekli bir kralın karşısında duruyorum. Lütfen izin verin de size bir faydam dokunsun.

Kral:

– Yani, siz hayatınızı burada mı kazanmak istiyorsun?  Öyleyse tam size göre bir iş var, limana giren çıkan bütün malların kaydını tutmamıza yardım edebilirsin.

Simbad:

– Ah, bu benim için bir şereftir.

Simbad, kendisine yapılan iyiliğe karşılık onlara yardım edebildiği için onur duymuş, aradan birkaç hafta geçmiş ama Simbad, bu işten çok sıkılmış.

Sinbad kendi kendine:

– Ah, Bağdat’a nasıl gidebilirim, Kral bana ödünç bir gemi vermez mi, ayrıca sanki gemi verse dönebilirim,  yolu bilmiyorum ki, demiş

Simbad bir gün gelen yüklerin kayıtlarını tuttuğu esnada; bilgi veren denizci o yükün Denizci Simbad’a ait olduğunu söyleyince Simbad şaşırmıştı ona;

– Sinbad mı dedin sen

Adam

– Evet, bu yük gemimizde olan tüccar Simbad’a ait ama onu denizde kaybettik, sanki seni bir yerden tanıyor gibiyim.

Simbad:

– Gerçekten mi? o kadar tanıdık bir yüze sahip olduğumu bilmiyordum.

Simbad:

– İşte o kaybolan Denizci Simbad benim!

Adam:

– Yok, ben de bu ülkenin kralıyım.

Simbad:

– Hayır, şaka yapmıyorum, ben buranın kralını iyi tanırım ve doğruyu söylüyorum, o balinanın üzerindeyken ben ormana doğru gitmiştim sizde ateş yakmıştınız, balina hareket edince beni orada bırakıp gittiniz bende buraya sürüklendim.

Adam:

– Seni tekrardan görmek çok güzel, bizimle beraber geri gelecek misin?

Simbad:

– Evet, yola çıkmadan önce Kralla görüşüp, ondan müsaade istemem gerekiyor.

Kralın yanına giderek ondan müsaade isteyeb Simbad’a:

– Tabi ki evinize geri dönebilirsin, burada çok iyi çalıştın, çalışmalarına karşılık paranı vermeleri için adamlarınıza söyleyeceğim yolun açık olsun.

Simbad da gemiye binerek evine geri dönmüş.

Tik:

– Vaybe gerçekten bu okyanus gizemli şeylerle doluymuş, bir balığın sırtında koca bir orman!

Tak:

– Hepsi bu kadar değil daha neler neler var ama şimdilik bu kadar yeter başka bir macerayı sonra izleriz hadi gel karnımızı doyurmaya gidelim.

Önerilen İçerik: Karagöz ve Hacivat Sihirli Paket

Ayrıca kontrol et

Güzel-Çocuk-Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri

Güzel Çocuk Hikayeleri Bir balığın macerasının anlatıldığı güzel bir çocuk Hikayesi Güzel Çocuk Hikayeleri Akşam …

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir