Balbal Nedir?

Özellikle Göktürklerde, kağanların ve o zamanlarda yaşamakta olan kahramanlar ile bilinene  kişilerin mezarlarının üzerine öldürmüş oldukları düşmanlarını temsilen heykel, taş ve ağaçtan yapılmış olan heykel veya kazıkları kullanarak dikilen taşlara balbal dendiği öteden beri bilinmektedir.

Eskiden günümüze kadar yayınlanmış olan bilgilerin yanlışlığı artık yeni yeni  anlaşılmaktadır. W. Barthold ve Radloff,  söz konusu bu taşlar için önce merasimi idare eden kişinin heykeli olduğunu belirtmişler, sonra aşağıda belirtilen bilgiyi kabul etmişlerdir. Halen günümüzde bazı bilginler onların hatalı olan görüşlerini devam ettirmişlerdir.

V. Thomsen,  adlı tarihçi “Eski Türk Yazıtları” tercümesine eklemiş olduğu yazıda,

 “Ölü gömüldükten hemen sonra, mezarın üzerine, ölen kişinin hayatta iken öldürmüş olduğu düşman sayısınca taş dikilir, bunlar da Türklerin “balbal” dedikleri şey olacaktır.” Derken;

W. Barthold ise bu balballardan bahsederken işlenmemiş taş olarak değil de, onların birer heykel olduklarını ve o zamanda ileri gelenleri olan “başbuğlar” için yapılmakta olan cenaze merasimini sonrasında, kahraman kişinin öldürmüş olduğu düşmanları temsil eden heykeller olarak oraya dikildiğini söylemektedir.

Bang’ın tarifi ise, balbalı büyük bir cezai durum olmak üzere ayaklanmaya sebep olmuş olan kişilerin ve kötü biteylerin gömülmüş olduğu cenaze tepesi diye anlatır.

Geçmişimize baktığız zaman balbal kelimesi ve balbal dikme âdeti’nin, Eski Türk Yazıtlarının arasında Kül Tigin Yazıtı’nın doğu tarafındaki kısmında  “Babam kağana Baz kağanı birinci balbal diktirmiş” şeklinde yazılmıştır.

Hüseyin Namık Orkun,  onu şöyle açıklamaktadır “Mezarlara balbal dikme inancının, Türklerin ölümden sonra da hayatın var olduğuna ve insanın ölünce diğer dünyaya göç ettiğine inandıklarını, “uçuverdi” denmesinin asıl bununla ilgili olduğunu, ölen kişinin öbür dünyada her şeye ihtiyacı olacağından ölen kişin temel eşyalarının mezara konduğunu söylüyor onun haricinde “Büyük şahsiyetlerin hizmetçiye de ihtiyacı olduğunu,  bunun için bir adam öldürülür ve bu öldürülmüş olan adamın adına da müteveffanın kabrine bir taş dikilir ki işte buna da balbal adı verilir.” Diye açıklamaktadır.

Oğuz Türklerinin ölüleri için kubbe şeklinde inşa ettikleri mezarları, şamanların  inancına göre de üzerine binilerek cennete gitmesi için at ve başka değerli eşyaları da mezara koyduklarını ayrıca kahramanların öldürmüş olduğu düşman sayısı kadar  balbalı mezarın yanına diktikleri de belirtilmiştir.” demektedir.

Prof.Dr. Osman Turan da bu konuda doğru kabul edilerek devam ettirilmekte olan bilgiyi nakletmiştir. Burada ortaya çıkmış olan iki mesele var:

1-Ölen Türk’ün gömüldüğü mezara öldürmüş olduğu düşman sayısı kadar dikilen taş veya taşlar

2- Ölen Türk’ün gömüldüğü mezarında bulunmakta olan heykeller, yanlış olan ise, bunların her ikisinin de balbal olarak bilinmesidir. Arkeolog olan A.D. Graç’ın yapmış olduğu araştırmalar sonucu yazmış olduğu “Tuva’da Eski Türk Heykelleri” adlı eserinde Graç, mezarlarda bulunan heykelleri insan figürü olarak yapılmış olan heykeller ve bir taşın üzerine insan yüzü işlenmiş olan balballar olarak ikiye ayırır ve ikinci grupta bulunan heykellerin Türklerin savaş esnasında öldürmüş oldukları düşmanların balbalları olduğunu söylemektedir, fakat mezarlarda bulunan her heykelin balbal sayıldığı hususundaki Graç’ın bu görüşleri de en sonunda çürütülmüştür.

Şu hâlde balbal bir heykel değildir. Balbal, öldürülmüş olan düşmanlar için dikilmiş olan taştır. Resimli olanlar ise mezara konulan Türkleri temsil etmektedir. Mezarın üstünde birçok taş bulunur, fakat orada bulunan heykel bir tanedir.

Önerile içerik : Corona virüsü belirtileri nasıl anlaşılır, Corona virüsü korunma yöntemleri nelerdir.

Ayrıca kontrol et

Şehzade Süleyman Hazin Sonu

Şehzade Süleyman’ın Hazin Sonu

Osmanlı Döneminde Yaşanan Hikayeler arasında bulunan Şehzade Süleyman’ın Hazin Sonu  Ankara savaşındaki bozgunun ardından Süleyman …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir