Altın Kral Masalı

Altın Kral Masalı

Güzel Masallar içerisinde yer almakta olan bu ibretlik hikaye’yi okumanızı öneririz.

Altın Kral Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde Kafdağı’nın kuzey yamaçlarında bulunan güzel bir ülke varmış. Bu ülkenin dört bir yanında dereler çağlar, buz gibi pınarlar akarmış o ülkenin nizami bir şekilde uzanmış olan yemyeşil kırları, çeşit çeşit meyve ağaçları ülkeye öylesine güzel bir hava katmış ki, o manzaraya bakan hayranlıkla bakar iştahla o meyveleri yemek istermiş.

İşte bu güzelim ülkenin Kralı, altın kral lakaplı garip bir kralmış, bazen gezmek için saraydan dışarı çıkmaya yeltense de tekrardan vazgeçer hemen sarayına geri dönermiş veziri, eşi ve kızı dışında kimseyle muhatap olmaz onlarla konuşmazmış dışarıdan ona bakanlar onu hep sinirli ve soğuk bir insan olarak görürmüş onun yüzünün güldüğünü ise ailesi dışında neredeyse gören olmamış.

Kralın altın hastalığı olarak bilinen garip hastalığı varmış ve hiçbir hekim o hastalığa çare bulamamış, gece gündüz aklı fikri daima altınlarda olan kral, geceleri de 2-3 defa kalkar altınları muhafaza etmek için odasında özel olarak hazırlamış olduğu korunaklı sığınağa girer avuçlarına altınları alır, çocuğunu sever gibi onları kontrol ederek saatlerce orada kalır bazen ise bıkmadan usanmadan sabaha kadar onları sayarmış.

Kızı ve karısı herhangi bir şey yapamamanın üzüntüsü içerisinde Krala,

-Siz bu ülkenin en yetkili ve en zengin kişisisiniz emrinizde binlerce adam bulunmakta bu ülkenin sorunları yerine altınlara karşı hastalık derecesinde varan bu ilginiz ülkemizde felakete sebep olabilir hiç olmazsa bazı zamanlar dışarı çıkıp, halkın arasına karışarak onların problemlerini dinlemeniz ülkedeki valilerin halkı nasıl idare ettiğini takip etmeniz gerekmez mi hem bu sayede dışarı çıkmış olursunuz uzun bir zamandır bırakın dışarı çıkmayı sarayın bahçesine çıkarak açık havada dolaşmadığınızın farkında değil misiniz neden kendinizi o kadar güzellikten mahrum ediyorsunuz?

Bu sözleri sanki başkalarına söylüyorlarmış gibi umursamaz tavırlarla gülen kral,

-Ben halimden memnunum Kraliçem demiş,

Aradan birkaç hafta geçtikten sonra artık uyku bile uyuyamayan kral, bir sabah güneş doğmadan pencerenin kenarına oturmuş dışarı seyrederken bahçedeki o güzel çiçeklerin bulunduğu alana çiğ yağdığını fark etmiş her şey öylesine güzel gözüküyormuş ki, dayanamayan kral hemen saraydan çıkarak bahçeye doğru yürüyormuştu ki birden içinden bir ses ona demiş ki ya sen gidiyorsun altınların başına bir şey gelse altınlarını alan olursa ne olur?  İçindeki o sesin susmadığını anlayınca dayanamayıp hemen hazinesinin bulunduğu odaya doğru koşmuş, kapıları birer bile kontrol ettikten sonra karısını uyandırarak ona,

-Hazinenin kapısında bekle ben birazdan geleceğim ben gelene kadarda kapıdan ayrılma diye tembih etmiş ve tekrardan güneşin etkisini yavaş göstermeye başladığı o muhteşem görüntünün olduğu bahçeye tekrardan girmiş.

Çeşitli çiçeklerin ve güllerin bulunduğu o muhteşem bahçenin içerisine girerek onları koklamaya başlayan kral, bahçede güller arasında dolaşmaya başlamış uzun bir zamandan sonra  ilk defa öyle uzun bir süre  dışarıda gezinmiş lakin aklı  öyle altınlardaymış. 

Bahçenin içerisindeki o güzel güllerin ortasında toprağın içerisinde oturmuş ve düşüncelere dalmış olan Kral, birden bir ses duymuş,  korka korka hemen arkasına dönerek bakmış ki, yamalı elbiseli boynu bükük garip bir adam görmüş.

Yoksul adam,

-Saygı değer kralım, şuan sizinle karşılaşmam Allah`ın bana olan bir lütfu,  halimden de anlaşılacağı üzere yoksulluk içinde yaşayan bir garip insanım,  günlerdir ocağımda aş pişmemiş bana yardım eder iş verir  veya borç bir altın verirseniz size minnettar kalırım.

Şaşkınlıkla yoksula bakan  Altın Kral,

-Altın sözünü duyunca hayır! diye bağırmış, sana altın veremem!

Yoksul adam ise onun zenginliğini biliyor ve duyduklarına inanmak istemiyormuş, sizin için bir altın nedir ki sizde on binlercesi var ama benim için bir değer ifade eder, çünkü çocuklarımı açlıktan kurtarır.

Altın Kral, sinirlenmeye başlamış kimse benden altınlarımı isteyemez hemen buradan uzaklaş demiş,

Zavallı adam bütün ümitlerini yitirivermiş ve anlamış ki kendisine hiçbir şekilde yardım etmeyecek gözlerinden akan yaşlar ile başını yere eğerek dua etmiş,

-Kralım inşallah sizin tuttuğunuz her şey altına dönüşür! Diyerek dönüp gitmiş Kral ise adamın sözleri karşısında şaşkınlıkla arkasından bakmış sonra ise gülerek,

-Benim altınlarım güzel altınlarım onları kimseye vermem kusura bakmasınlar diyerek sır üstü uzanmış.

Kralın farkında olmadığı bir durum varmış, ülkedeki insanların birçoğu yoksul ve çaresizmiş bolluk ve bereket içerisinde yaşayan kral halkından bihaber daha çok altın sahibi olma düşünceleri içerisinde bir hayat sürermiş.

Güllerin arasında biraz uzandıktan sonra odasına gitmek için kalkan kral, saraya doğru giderken gözüne takılan güzel bir kırmızı gül’ü kızına götürmek için elini uzatınca gül’ün altın haline geldiğini görünce şaşkınlıkla,

Başka bir güle uzanmış ama yine aynı şey oluvermiş çok sevinmiş işte bu diye bağırmış artık tarif edilemeyecek kadar zenginim her şeyim altın olacak, heyecanlı bir şekilde saraya doğru koşmaya başlamış ve hemen hizmetçilerinden bir bardak su istemiş, bardağı eline alan kral bardağında altın olduğunu görünce birden sevinci hüzne dönüşmüş ve tahtına oturarak kara kara düşünmeye başlamıştı.

Birkaç saat geçtikten sonra babasının yanına gelen prensese doğru yönelen kral,

-Hoş geldin benim güzel prensesim babana sarılmayacakmısın, dedikten sonra  kollarını açarak  kızının kollarını tutunca çok sevdiği  kızı, birden altın  heykele dönüşü vermiş,  Altın Kral  o an adeta beyninden vurulmuşa dönmüş, çaresizce kızının etrafında dolanmış kızım kızım diye bağırmış.

İçeriye giren kraliçe olanları görünce krala dönerek,

Gördün mü eserini bu durum  senin o  bitmek bilmeyen altın hastalığın sebebiyle oluştu  kızım, kızım diye ağlamaya başlamış.

Sessiz ve çaresizce dizüstü çökmüş olan Altın Kral perişan bir şekildeydi, artık elini bir şeylere uzatmaya korkuyordu, çok geçmeden bu haber saraydan dışarı sızmış ve ülkede kısa bir sürede duyulmuş, yoksul halktan bunu doyanlar olanlar karşısında  gizlice seviniyor ve bunu hakkettiğini söylüyorlarmış.

Olanlar karşısında pişman olmuş Altın Kral ise sabaha kadar kızının yanında oturmuş, bu musibetten kurtulmak için sürekli dua ediyormuş artık kendisini fakirlerden bile fakir ve perişan olarak kabul ediyormuş, elini uzattığı her şeyin altın kesildiği bir yaşam sürmektense normal ve fakir bir insan olarak yaşam sürdürmeyi tercih ediyormuş.

Hemen veziri huzuruna çağıran kral Vezir’e ülkedeki bütün bilginleri öğle yemeğine saraya davet etmesini istemiş, onlarla durumu istişare ettikten sonra bu hastalığa bir çare bulmalarını istemiş.

Orada bulunan yaşlı bilginlerden biri söz isteyerek

Sayın kralım sizin bu durumunuz altın hastalığına verilmiş ilahi bir cezadır eğer abdest alır samimi bir şekilde kalpten tövbe ederek Allah`a yalvarır ve cömert bir kral olur halkınızın sıkıntılarını dinler onlara karşı merhametli olur,  yardım eder ve sözünüzde durursanız bu hastalıktan kurtulur kızınız da tekrardan normale döner demiş,

Kral hemen yaşlı bilginin dediği gibi abdest alıp, dua etmeye başlamış, sonrada bahçeye çıkan kral yalvarmaya devam etmiş bahçedeki bir gülü koparan kral gülün altın haline gelmediğini görünce,

-Saraya doğru  koşarak yaşasın, yaşasın kurtuldum bu musibetten  diye haykırmaya başlamış  tam emin olmak için gördüğü her şeye dokunan kral onların altın olmadığını da görünce saraya girerek kızının bulunduğu odaya girince bakmış ki çok sevdiği kızı normale dönmüş, kendisini bekliyor. koşarak kızına sarılmış ve ondan af dilemiş,  o kadar çok sevinmiş ki artık sevinçten hüngür hüngür ağlamaya başlamış .

Ellerini açan Kral sesli bir şekilde dua etmeye başlamış,

Ya rabbim, sana ve milletime karşı olan görevlerimi kusursuz bir şekilde yerine getirmem için bana yardım et nasıl ki, beni o altın hastalığından kurtardığın için ne kadar da sana şükretsem ve hamd etsem azdır.

Ertesi sabah Saraydan altın dolusu arabalarla ayrılan kral fakir halka altınlar, nice mallar ve hediyeler dağıtmış. Ülkenin tüm insanları gibi karısı ve kızıda çok seviniyor bayram ediyorlarmış, o günden sonra kendini halka adayan Altın Kralın ülkesi altın çağını yaşamış.

Sizler için derlemiş olduğumuz bu eşsiz güzellikteki Altın Kral Masalı’nı Çocuklarınıza okuyarak onlarla beraber güzel bir an yaşayabileceğiniz gibi sizlere önereceğimiz Sevgiyi Arayan Kardan Adam Masalı‘na göz gezdirebilirsiniz.

Çocuk Masalları
Masal Oku

Ayrıca kontrol et

Sindirella

Sindirella

Sindirella Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde hali vakti yerinde olan bir aile, bu …

uçan-halı-masalı

Uçan Halı Masalı

Uçan Halı Masalı Uçan Halı Masalı, okuyarak eğlenin Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir