Aladdinin Sihirli Lambası Masalı

Günün birinde arap çöllerinde yerleşmiş bir krallık varmış, Bu krallıkta yaşan halk arasında terzilik yaparak geçimini sağlayan yaşlı bir adamın Alaaddin adında bir oğlu varmış,  Alaaddin her gün pazara giderek Aboo isminde olan maymunu ile oyunlar oynarmış bu şekilde günler günleri kovalarken Alaaddin 16 yaşına ulaştığında babası hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Alaaddin;

-Anne sen merak etme dükkanda çalışıp para kazanacağım, demiş.

Babasının tezgahının başına geçerek çalışmaya başlamış, o gün bu gün derken bir gün başka diyarlardan gelen ama Alaaddi’nin akrabası olan bir yabancı;

-Merhaba sevgili Alaaddin diyerek söze başlayınca Aladdin şaşkın bakışlarla yabancıyı süzmüş ama onu bir türlü tanıyamamış ve adama,

– Kusura bakmayın ben sizi tanıyamadım ve daha öncede buralarda hiç görmedim, kimsiniz diye sorunca?

– Gülümseyen yabancı adam haklısın uzun bir süredir bu diyarlarda göç ettiğimden ve bir süredir buralara gelmediğimden sen beni tanımazsın ama ben sana bakınca hemen seni tanıdım, çünkü ben senin amcanım demiş

Birden gülümsemeye başlayan Alaaddin;

 -Ooooh hoş geldin amca,  babam sizden bahsetmişti.

Amcası;

-Çok fazla kalmayacağım sana göstermem gereken bazı yerler var çok gizli yerler ve orada gizli hazineler var dedikten sonra benimle gel,

Aladdin;

-Bir hazine mi? Oooo çok güzel öyleyse hemen gidelim demiş,

Beraber deveye binerek yola çıkmışlar, o kızgın çöllerde günlerce yol aldıktan sonra dar bir vadiyle birbirinden ayrılmış iki dağa ulaşmışlar, Amcası Aladdine,

-İşte burası ne güzel bir yer özledim buraları demiş ve ardından ateş yakmamız için biraz çalı çırpı topla bakalım demiş,

Topladıkları çalı çırpıyla iyi bir ateş yakmışlar, çalılar alev alev yanarken amcası ateşin üstüne  bir avuç toz alarak serpmiş ve bazı büyülü sözler söylemeye başlamış. O arada sanki yer yarılarak, yer altından yer üstüne üstünde bir yüzük bulunan  düz ve renkli mermer bir taş çıkmış,

Aladdin heyecanla,

-Amca bunlar nasıl oldu, böyle bir şey imkansız ne diyeyim korkmayada başladım. Deyince

Gülümseyen amca ona,

-Sakın korkma yeğenim sen sadece benim dediğimi yap, şu gördüğün taş varya onun altında senin olacak büyük bir hazine bulunmaktadır. bu nedenle sana her ne dersem sorgusuz sualsiz onları yapacaksın demiş, ilk önce şu yüzüğü görüyor musun git onu al bakalım.

Taşın üstüne çıkan Aladdin yüzüğü eline almış ve hemen birden taşın üstünden aşağı doğru inen basamaklar belirivermiş,

-Etrafının altın kaplı olduğu bu merdivenlerden aşağı doğru ineceksin az ilerde neredeyse her türlü meyve ağacının bulunduğu bir bahçe göreceksin oradaki hiçbir şeye dokunmadan içinden geç, aksi taktirde buradan çıkamazsın  daha ilerde  yanan bir  lamba göreceksin o lambaya kadar yürü, lambanın içinde bulunan yağı dök ve  onu  al ve bana getir o  seni tehlikeden koruyacak. Demiş,

Alaaddin duvarların altın kaplı olduğu alandan dikkatli bir şekilde geçmiş ve amcasının dediği gibi bahçeye ulaşmış, bu bahçedeki meyveler o kadar güzel görünüyormuş ki dayanamayan ve acıkmış olan Alaaddin daldan bir elma koparmış ve o elma anında yakuta dönüşmüş.

Amcasının dediklerini bir an olsun unutan Alaaddin bu seferde bir bağ üzüm koparmış ve anında inciye dönüşmüş,  bahçenin içerisinde geçerken taşıyabildiği kadar birbirinden farklı türdeki meyveleri toplamış, biraz daha ilerledikten sonra amcasının tarif ettiği ama sihirli olduğunu bilmediği lambayı görmüş ve hemen sihirli lambanın içindeki yağı yere dökmüş ve sihirli lambayı da meyvelerin üzerine koymuş,  geldiği yoldan geri dönen Aladdin amcasının sabırsızlıkla beklediği merdivenlere dönerek dışarı doğru çıkarken, amcası

-Hadi, o elindeki lambayı acele bana uzat çabuk ol demiş,

Alaaddin

-Amca görüyorsun ellerim dolu gelip bana yardım et,

-Kızan büyücü amcası hey seni gidi ahmak, aptal çocuk,  ya elindeki o lambayı bana ver ya da seni orada sonsuza kadar bırakırım demiş,

Öfkelenen büyücü,  bazı büyülü sözler ile merdiven aralığını kapatmış ve Aladdini  mağarada kilitli bırakmış,

Amca, amca diye seslenen Alaaddin sözlerine karşılık vermeyen büyücü için aslında ben o adama güvenmemeliydim  diyormuş kendi kendine

Mağarada günlerce kilitli kalan Alaaddin, çaresiz bir şekilde çıkış yolu arıyor ama bulamıyormuş,

Oturmuş düşünürken sihirli lambayı eline alan Aladdin eliyle sihirli lambayı evirip çevirirken birden lambanın içinden  bir cin çıkmış, Alaaddine,

Emrinizdeyim efendim dileyin benden ne dilerseniz deyince,

Alaaddin 

-Lütfen beni buradan dışarı çıkararak eve götürün, bana yardım edin diye yalvarmış,

Dilediğini söyleyen Alaaddin şaşkınlık içerisinde evine ulaşmış, oğlunu merak eden anne ise onu görünce ona sarılarak,

-Bu kadar uzun zamandır nerelerdeydin oğlum? Seni her yerde aradım.

Alaaddin kendisini merak eden annesine olup, biteni bir bir anlatmış,

Aladdinin annesi;

-Sihirli lambayı eline alarak eski bir şeymiş diyerek, temizlemek için lambayı güzelce bezle ovmuş ve anında sihirli lambanın içerisinden dev bir adam çıkmış,

-Buyurun büyük hanımım, dileyin benden ne dilerseniz o elinizdeki o sihirli lamba sizde olduğu sürece ben sizin kölenizim demiş,

Aladdinin annesi çok şaşırmış, günlerdir aç olan annesi cinden bir yemek ziyafeti istemiş ve cin hemen bir yemek sofrası hazırlamış gümüşten tabaklar olan bir sofra, yemek olarak da kızartmış etler, meyveler, çeşit çeşit pastalar, börekler ve  daha bir çok yemek çeşidi sofraya konmuş, oğlunu çağıran anne ile oturup bir güzel karınlarını doyurmuşlar.

Sonrada anne o gümüş tabakları alarak  pazarda satmaya götürmüş, ondan kazandığı parayla da ev için  gereken şeyleri almış, bu şekilde varlık içinde sade bir hayat yaşamaya başlamışlar, maymunu aboo alarak pazarda yürüyüşe çıkan Aladdin, dinlenmek için bir yere oturunca birden tellalın sesi duyulmuş.

– Herkes tezgahlarını kapatsın ve yolu boşaltsın demiş tellal, Aladdin acaba prenses mi gelecek onu hiç görmedim demiş ve onu mutlaka görmeliyim demiş kendi kendine az ilerde duran bir varil gözüne ilişmiş ve hemen giderek varilin arkasına gizlenmiş,  çok geçmeden prensesin tahtırevanı gelmiş tam o sırada perdeyi aralayarak bakan prensesi gören Aladdin  onun güzelliği karşısında büyülenmiş adeta, ve kendi kendine konuşmaya devam eden Aladdin o benim prensesim olmalı bugüne kadar bu kadar güzel ve narini hiç görmedim demiş,

Prenses pazardan ayrıldıktan sonra yine tezgahlarını açan halkın arasına karışan Aladdin hızlıca eve koşarak annesine prensesi anlatmış annesi ise;

 -Cesur evladım benim sen bir prensesle evlenmeyi nasıl düşünebilirsin?  Bu dediklerini sultan bir duyarsa neler olur bilir misin?

-Aladdin Annem ben onun için her şeyimi feda etmeye hazırım, yeterki sen sadece saraya giderek prensesi benim için iste hediye olarak da şu mücevhere dönüşmüş meyvelerden götür.

Israrcı olan Aladdinin dedikleri yapan anne sabah erkenden mücevherleri alarak ipek bir kumaşa sarmış ve sarayın yolunu tutmuş, ama sarayın girişindeki korumalara anneyi içeri almamışlar,  durumu sultana ileten korumalar, sultanın ipek kumaş içerisinde olan şeyi merak etmesi üzerine peki öyleyse içeri alın demiş, sultanın sarayına giren anne sultandan önce müsaade isteyerek söze başlamış,

-Ben kızınızı kendime gelin oğluma eş olarak istemeye geldim, benim oğlan prensese aşık olmuş efendim onsuz bir dünya düşünemediğini söylemiş.

Padişah;

-Hahaha  diye kahkahalar atmaya başlamış yav senin oğlun gibi yoksul ve biçare  biriyle  kızımı evlendirmek benim kızım için aşağılayıcı bir şey olurdu,  Peki, o elinizdeki  ipek paçavrası varya onun  içinde neler var sırf onu merak ettiğimden sizinle görüşmeyi kabul ettim demiş

Anne hemen kumaşı yere sererek içerisindeki mücevherleri Sultana göstermiş, gördükleri karşısında şaşıran sultan Aladdinin annesine,  

-Hayatımda ilk defa bu kadar güzel mücevherler görüyorum, etkilenmediğimi söylesem yalan söylemiş olurum, ama senin teklifini kabul etmem için bir şartım var,  önce senin oğlun kendini bize kanıtlamalı, oğluna kırk altın tepsi içerisinde bu mücevherlerden bana getirmesini söyle, ve o her tepsiyi pahalı giysiler giymiş iki kişi taşıyarak saraya getirmeli demiş

-Siz nasıl uygun görürseniz diyerek huzurdan ayrılan Aladdinin annesi,

Hızlıca eve dönerek Aladdin’e sultanın şartlarını bir bir sıralamış, annesine,

-Sen merak etme annecim.

Hemen lambayı sakladığı yerden çıkartan Alaaddin sihirli lambayı ovmuş ve lambadan çıkan lamba cinine,  sultanın talep etmiş olduğu her şeyi istemiş ve anında bütün isteklerini yerine getirmiş, evin önü elinde altın tepsilerle mücevher taşıyan bir sürü köle ile dolmuş, o kölelerle birlikte hemen sarayın yolunu tutan anne sultanın huzuruna çıkarak mücevherleri sultana sunmuş,

Bu sefer Sultan Alaaddinin annesine,

-Evet beni yine etkilemeyi başardınız,  şimdi ise oğlunuzun kızımla beraber kalabileceği muhteşem bir saray yaptırmasını istiyorum demiş, bunun üzerine evin yolunu tutan anne, Alaaddin’e sultanın yeni şartını söylemiş, tamam annecim diyen Aladdin sihirli lambayı sakladığı yerden çıkartarak, ovmuş ve çıkan cine dileğini söylemiş, cinde o gece içerisinde bakanın bir daha baktığı muhteşem bir saray yapmış, sarayın penceresinden bakan sultan yeni sarayı görüyormuş,  cin Aladdin’in sarayından sultanın sarayına kırmızı bir halı döşemiş, Cine aferin sana şimdide bana muhteşem giysiler giydir ve bana hızlı koşan bir at getir,

Güzel giysiler giyinmiş bir şekilde atına binerek sultanın sarayına hızla gitmiş ve sultanın huzuruna çıkmış, sultan ona,

-Sizi görmek benim için bir şeref oldu küçük bey, bana kendini kanıtlamayı başardın, kızımı almayı hak ettin artık o senin karın olacak evliliğinizi tüm ülkeye ilan ediyorum, evlilik hazırlıklarını başlatın demiş,

Muradına eren Alaaddin prensesle 40 gün süren bir düğün ile evlenmiş, herkes tarafından sevilen mutlu ve neşeli olan Alaaddin çok kısa bir sürede ülkelerde şöhret sahibi olmuş, o dillere destan düğünü, karunlar kadar olan zenginliği kendisini amcası olarak tanıtan büyücü de duymuş. Büyücü düşünmeye başlamış,

– O mağaradan nasıl çıkabildiki? Bu kadar serveti ancak lambayı kullanarak elde etmiş olmalı,  Ona güzel bir ders vereceğim demiş

Aladdin’in krallığına lamba satıcısı kılığında giden büyücü,  Aladdin’in sarayda olmadığı bir anda prensese heyecan verici bir teklif sunmuş,

-Prenses:

-Aladdin’e  yeni bir lamba ile  sürpriz yaparsa onun çok sevineceğini düşünerek, sürekli elinde olan  o eski lambayı yenilemek lazım demiş ve büyülü lambayı  büyücüye vererek ondan  yeni bir lamba almış, lambayı ovarak cini çağıran büyücü, çıkan cine;

-Prensesle beraber  bu sarayı çölün uzak bir noktasına  götürmeni istiyorum, hiç kimse bu sarayı bulamasın demiş,

Koskoca saray birden ortadan kaybolmuş, pencereden bakan sultan, Aladdin’in sarayının ortadan yok olduğunu görünce  Aladdin’i huzuruna çağırtmış ve ona

-Senin şu büyülü işlerin yüzünden kızımda sarayında ortadan kayboldu kızımı 5 gün içerisinde bana getir demiş, prensesi bulup geri getireceğine söz veren Aladdin,

Yaklaşık 3 gün içerisinde neredeyse tüm krallığı dolaşmış ancak hiçbir yerde ne sarayı nede prensesi bulamamış, aklına yüzük gelmiş, hemen yüzüğe bana yardım eder misin,  prensesimi görmek istiyorum demiş,

Çok geçmeden birden kendini sarayın kapısının önünde bulmuş, ıpıssız bir çöldeymiş sarayı, gizlice içeri girmiş ve prensesi odasında ağlarken görmüş, prenses, olanları bir bir anlatmış, Prensesi teselli eden Aladdin,

-Merak etme, sarayımızı eski yerine götürmek ve lambayı almak için bir planım var.

Alaaddin, prensesin kulağına bir şeyler fısıldayarak ona gizli bir iksir vermiş,  Bu karşıdakini kendinden geçiriyormuş,  Prenses büyücü gelmeden meyve suyu hazırlamış ve onun içerisine birkaç damla iksir eklemişti, Gizlice perdenin arkasına saklanmış Alaaddin, çok geçmeden büyücü saraya gelmiş,

Prenses büyücüye,

-Bugün yapmış olduğum meyve suyunu içer misiniz? Diye hitap edince büyücü,

– Senin gibi güzel bir prensesin elinden zehir olsa dahi içerim, bu anı o kadar uzun bir zamandan beri hayal ediyordum der ve onu içer ve ardından büyücü,

-Burası çok karanlık görünmüyor mu? Demiş ve yavaş yavaş gözleri kapanıyormuş ki birden olduğu yerden Masanın üzerine yığılmış saklandığı yerden hızlıca çıkan Alaaddin büyücünün heybesinden lambayı çıkarmış, ortaya çıkan lamba cinine 

-Şu büyücüyü öyle bir yerde bırak ki bir daha asla bizim olduğumuz yere gelemesin, bizi de sarayımızla beraber sultanın krallığına geri götür hemen efendim demiş,

Sarayı da eski yerine götürmüş Alaaddin’in  bu cesaretini gören sultan büyük bir taç giyme töreni ile  tacını  Alaaddine vererek onu sultan  yapmış hep birlikte  sonsuza değin mutlu ve mesut yaşamışlar.

Önerilen İçerik : Külkedisi Masalı

Ayrıca kontrol et

Topal-Karınca-Masalı

Topal Karınca Masalı

Evvel zaman içerisinde karıncalar arasında topal bir karınca varmış, topal olmasına karşın gece gündüz demez …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir