Aç Gözlü Tüccar Masalı

Günün birinde istanbul’da yaşayan kimi zaman aç, kimi zaman tok olan fakir ve biçare  bir adam yaşarmış, bu adam geçimini çöpçülükle sağlar, çoğu zaman cebinde  ekmek alacak parası bile olmadığından  açlık ile tokluk arasında bir hayat sürermiş, en büyük sıkıntısı ailesinin geçimini sağlayacak seviyede para kazanamaz oluşuydu, onun için kendisini gerekirse  aç bırakır çoluk çocuğunun  karnını doyururmuş, bir gün kendi kendine oturup başını ellerinin arasına alarak ah, ah diye inlemiş ve niye çocuklarıma doğru dürüst bir şey yediremiyorum, diye üzülürmüş,

Adam aslen İstanbullu olmadığı halde sırf daha çok para kazanarak ailesini daha iyi şartlarda  geçindirmek için İstanbul’a gelmiş ama ilk başlarda neredeyse karınlarını doyuracak  kadar  para kazanıyormuş.

Günler günleri kovalarken bu adam çalışmış didinmiş aradan yıllar geçmiş ama buna rağmen ancak birkaç kuruş biriktirebilmiş, birkaç kuruşu olduğu içinde mutlu olan adam büyük şehirde olduğundan hırsızların biriktirmiş olduğu bir kaç kuruşu çalmaları korkusu yüzündende sürekli tedirgin ve üzgünmüş,

Günlerden bir gün bu haline aynı işi yaptıkları çöpçü arkadaşlarından biri dayanamayarak ismi Halil olan fakir adama

– Hey Halil kardeş, sen derdini bize anlatsan sürekli üzgün ve tedirgin bir haldesin diye sormuş, Halil’de

– Ah dostum! Dediğin gibi bir derdim var gerçekten ama derler ya mal canın yongasıymış, benimde yıllardır gece gündüz demeden çalışarak biriktirdiğim birkaç kuruş param var,hırsızlar onları benden çalacak diye geceleri gözüme uyku bile girmemektedir sürekli bunun tedirginliği içerisinde mutsuz bir hayat yaşamaktayım, arkadaşı bu duruma çok üzülmüş ve halile aslında bunun çözümü var demiş,

– Benim duyduğum tüccar Hasan amca adında bir tüccar var istersen gidip onla konuşalım o parayı kendi kasasında saklaması için ondan ricacı olalım ne dersin demiş

– Halil aslında çok güzel bir fikir hemen gidelim demiş, ikisi beraber tüccar hasanı bulmak için önce evlerine gitmişler evde olmayan hasan amcanın evde olmadığını ama öğleden sonra eve geleceğini öğrenen Halil ve arkadaşı işlerine dönerek öğleni beklemeye başlamışlar, Halil için saatler günler gibi geçmeye başlamış günlerdir çektiği sıkıntıdan kurtulma zamanı geldiğini düşündükçe mutlu oluyordu artık, şu iş bu iş derken birden öğle ezanı okuyunca hemen arkadaşının yanına giden Halil, arkadaşıyla beraber arka mahalledeki hasan amcanın köşküne gittiler hasan amcanın kapısını çaldıklarından kapıyı açan yaşlı amca oooo hoş geldiniz buyurun içeri diyerek Halil ve arkadaşını içeri aldı ve onlara kahve ikram eden tüccar bu arada da kendi kendine bu çöpçüler benden ne ister diye düşünüyormuş,

Halilin arkadaşı:

– Tüccar efendi, sizin bir kasanız varya arkadaşım halilin biraz birikmiş parası var rica etsek bizler için onu saklar mısınız? Tüccarın gözleri keyifle parlamış ve başlamış konuşmaya,

– Beni bu çevrede herkes bilir övünmek gibi olmasın çok güvenilir bir insanım yanıma birçok insan gelerek parasını kasama koyar, peki senin paranıda kasamda saklarım demiş, ertesi sabah tüm parasını getirerek tüccar hasanın kasasına koyan halilin gönlü huzurla dolmuş

– Ah tüccar Hasan Efendi! Bana ne kadar büyük bir iyilik yaptığınızı bir bilseniz, yıllardır çalışıp biriktirdiğim üç beş kuruşun çalınma korkusu beni bitirdi neredeyse demiş ve tüccarın evinden müsaade isteyerek ayrılmış işe gitmiş, gel zaman git zaman bir gün köyüne gitmek isteyen çöpçünün elinde tek kuruşu kalmadığından ne yapayım ne edeyim derken en son tüccar hasan efendinin kasasına koymuş olduğu parayı alarak köyüne gitmeye karar vermiş

–İstanbul’un sayılı zenginleri arasında bulunan ve neredeyse malının hesabını bilmeyen tüccar her gün parasına daha çok para katarmış ama gel görkü bu zenginliği düzenbazlık yaparak elde etmiş,  daima fakir fukarayı kandırarak onlardan almış olduğu paralara el koyarmış,zavallı çöpçü halilinde paralarını da bu şekilde harcamış ama hiçbir şeyden haberi olmayan halilin de gönlü pek rahatmış çünkü adam tüm parasını düzenbaz birine teslim ettiğini bilmiyormuş,

Halil’in karısı sormuş;

– Beyim ne zaman köye gideceksin? Diye Halil ise

– Bugün iyi kalpli tüccarın kasasındaki paramızı alalım nasipse yarın yola koyuluruz demiş

–Çöpçü Halil tüccarın köşküne giderek kapısını çalmış.

– Tak tak! Tak tak! Tak tak! Ama kapıyı açan yokmuş, evde yok olduklarını düşünen Halil tam geri dönüp kapıdan uzaklaşmak üzereydi ki içeriden bir tıkırtı sesi gelmiş, kendi kendine adamı uykudan ettim herhalde diye düşünmüş ama kapıyı açan olmamış çöpçü kendi kendine;

– Herhalde farklı bir yerden gelen sesi duydum kimse yokmuş evde diyerek köşkten ayrılmış, Tüccar evde gelenin kim olduğuna bakıyor öyle kapıyı açıyormuş halile parasını geri verme niyeti olmadığından kapıyı açmıyormuş günde 3-4 defa köşke gelip kapıyı çaldığı halde pembe köşkün kapısını açan olmamış, gün geçtikçe çöpçünün ümitleri endişeye, mutluluğu hüzüne dönmüş, kendi kendine ya tüccar kaçtıysa onu bulamazsan diye kara kara düşünmüş,

Genelde köşkün çevrelerinde temizlik yapmakta olan halil birde ne görsün tüccar bahçede eve girmek üzere sevinçten elindeki süpürgeyi yere atarak arkasından koşmuş ve seslenmiş

– Hasan amca, Hasan amca diye,köşke doğru koşarken bir yandan da bende ne kadar kötüymüşüm adam hakkında neler düşünmüşüm diye, suçluluk duyuyormuş

– Onu gördüğünün farkına varan düzenbaz tüccar mecburen beklemiş yanına varan halil’in tüccar efendi! Senin kasana koymuş olduğum paralarımı geri almak istiyorum rica etsem paralarımı  bana geri verir misin, deyince tüccar çöpçüyü önce bir süzmüş,

– Sonrada halil’e kaba bir sesle sen kimsin ne hakla benden para istiyorsun? demiş  o sözler üzerine Halil neredeyse bayılacakmış çünkü duydukları kendisinde bir şok etkisi yaratmış,

– Ben sana yıllardır biriktirdiğim tüm parayı senin kasanda saklamak için sana getirip veren fakir bir çöpçüyüm tanımadınız mı beni?

– Düzenbaz tüccar hayır, ben seni tanımıyorum demiş zavallı çöpçü perişan olmuş ve tüccara demişki,

– Sen ne kadar vicdansız ne kadar aç gözlüsün o kadar mal varlığın var yine de benim gibi bir fakirin malına göz dikiyorsun diyerek, dalın dalgın sokakları süpürmeye gitmiş tüm neşesi kaybolmuş yerine hüzün ve mutsuzluk hakim olmaya başlamış, köşkün 2 sokak üstünde buluna yaşlı bir teyze halilin halini görünce:

– Güzel yürekli çöpçü! Nicedir seni izlerim daha düne kadar mutluydun ne olduda bugün birden somurtur hale dönmüşsün canın bir şeye mi sıkıldı, diye sormuş,zavallı adam yaşlı teyzeye olup biteni ağlaya ağlaya anlatmış bu duruma üzülen yaşlı kadın, halil’e

– Ben o tüccarı iyi tanırım insanların malını çalarak o tüccarı ben de tanırım hırsızlık yaparak zengin oldu, ama sen üzülme evladım vardır her şeyin bir çaresi demiş, bunu duyan zavallı çöpçü kısık bir sesle.

–Nasıl bir çare olabilir ki?

– Yaşlı kadın bu konuda benim bir düşüncem var, sen sabah erkenden düzenbaz tüccara git hiçbir şey olmamış gibi paranı iste bende orada olacağım mücevherlerimi kasasına koymak için götüreceğim, o benim mücevherlerimi gördüğü anda senin paran ona az gözükeceğinden benim mücevherlerimi almak için senin paranı sana geri verir, demiş, çöpçü başka çaresi yokmuş o gece düşünceler içerisinde doğru dürüst yatamamış bile sabahın ilk ışıklarıyla beraber tüccarın evinin oraya gitmiş yaşlı teyzenin eve girmesini beklemiş, yaşlı teyze ise hizmetçisini çağırarak,

– Ben tüccarın evine gidiyorum sen de benim arkamdan gel ve beni çağır demiş, durumu pek anlamayan hizmetçiye olup biteni anlatmış yaşlı kadın,  zengin yaşlı teyze, mücevherlerini alarak erkenden tüccarın evine gitmiş ve köşkün kapısını çalmış,

– Tak! Tak! Tak! pencereden gizlice bakan tüccar gelenin alacaklı olmadığını görünce hemen kapıyı açmış bir isteğiniz mi vardı hanımefendi diye sormuş yaşlı kadın ise,

– Tüccar hasan bey! Eşim başka ülkeye iş için gitti ve benimde oraya belli bir süre gitmemi istiyor gidip gitmeme konusunda karasız kaldım en sonunda gitmeye karar verdim bu kadar mücevheri yolculukta yanımda taşımam riskli olur düşüncesiyle sizde olan bir kasa  varmış rica etsem o mücevherleri ben dönene kadar kasanızda saklayabilir misiniz, demiş ve mücevher kutusu açmış bunu gören tüccar öyle bir mutlu olmuş ki büyük bir neşe ile tabiki efendim der demez kapıda çöpçü belirivermiş, tüccarın yanına ilk kez geliyormuş gibi davranan çöpçü,

– Hasan amca hatırlarsanız kısa bir süre önce  kasanız da saklamanız size bir miktar para vermiştim ihtiyacım olduğundan rica etsem o parayı geri alabilirmiyim? Demiş dün kapısından kovmuş olduğu halile bu sefere çok farklı davranmış kendisinin güvenilir biri olduğunun imajını vermek için ikisinide içeri buyur ederek ikramlarda bulunmuş ve çöpçünün tüm parasını kasadan çıkartarak halile uzatmış,

 – Al bakalım evladım senin paranın hepsi burada ben İstanbul’un  en güvenilir tüccarlarından biriyim, birazdan hanımefendinin de mücevherlerini  kasada saklayacağım demiş, parasını  geri almanın sevinciyle yerinde duramayan çöpçü  müsaadeniz olursa kalkabilir miyim demiş  ve tam kalkacakken pembe köşkün kapısı çalınmış,

– Tak! Tak! Tak!  Diye bu gelen yaşlı kadının hizmetçisiymiş, kapının çalışına yaşlı kadın çok sevinmiş kapıyı açan tüccar hizmetçiyi içeri almış yaşlı kadının yanına gelen hizmetçi nefes nefeseymiş yaşlı kadın,

– Ne oldu kızım? Senin bu acelen niye köpek mi kovaladı seni diye sormuş,

– Hanımefendi, eşiniz seyahatten döndü ve hemen sizi görmek istiyor, demiş hizmetçi, bunun üzerine tüm keyfi kaçan tüccara dönen yaşlı kadın

– Demek eşim dönmüş öyleyse mücevherlerimi burada saklamama gerek kalmadı diyerek ayağa kalkmış başka bir zaman bakarsınız sizin kasayı kullanmak için sizden ricada bulunuruz diyerek kapıya doğru yürümüş.

Tüccar ise büyük bir şaşkınlıkla olup biteni anlamaya çalışıyor ama nafile  tüccar kendine oynanan oyunu fark etmemiş bile bu durumu çevredeki herkese anlatan yaşlı kadın ve çöpçü başka insanlarında değerli eşya ve paralarını ona teslim etmemeleri için ellerinden gelen her türlü gayreti göstermiş ve onun iç yüzünü tüm insanlara anlatmışlar.

Artık çevrede itibarı kalmayan ve kimse tarafından güvenilmeyen tüccar Hasandan paralarını alamayanların birleşerek paralarını geri almaları sonucu yavaş yavaş tüm malını kaybetmiş, aradan her geçen gün mal varlığını yitiren tüccar Hasan köşkünü de satmak zorunda kalmış ve en sonunda bütün mal varlığını kaybetmiş beş parasız olarak ortada kalmış

Önerilen İçerik : Eski Sultan Masalı

Ayrıca kontrol et

Korkak-Adam-Ve-Devler

Korkak Adam Ve Devler

Korkak Adam Ve Devler Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde bir ülkenin doğusunda yaşayan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir